YÜZYÜZE EĞİTİME C PLANI

Yaz tatili boyunca süren belirsizlik, 24 Ağustos’tan sonra tam bir kargaşaya dönüşmüş durumda. Hangi okullar, hangi sınıflar, hangi yöntemle açılacak, hangi branş, hangi usulle ek ders alacak tartışması bir hafta boyunca yapılıyor, devamında, hafta sonu yeni bir uygulama getiriliyor.

Cumartesi Pazar günleri toplantılar yapılıyor ve Pazartesi günü yeni uygulama başlıyor. Yeni uygulamayı bazen sayın bakan, bazen bir bakan yardımcısı bazen de bir genel müdür duyuruyor.

Ortada değişmeyen tek bir gerçek var, eğitimciler huzursuz ve veliler tedirgin. İdareciler son dakika değişiklikleri ve belirsizlik yüzünden isyanlarda. Bu durum daha ne kadar böyle gider bilemeyiz ancak yapılması gereken veya yapılabilecek neler var diye bakmaktan başka bir çaremiz de yok.

Belki de birçok model değil de ortaya bir model koyup başlamak gerekiyordu. Tepkilere göre değişen değil, salgınla mücadeleye göre güncellenen bir model.
Salgınla mücadeleye uygun bir model geliştirirken dikkat edilmesi gereken hususlar artık herkes tarafından biliniyor.

Ders sayılarını, ders süresini, sınıftaki öğrenci sayısını azaltmak ve maske, mesafe ve temizlik kurallarına uymak gerekiyor. Bu şartlarda şöyle bir modeli hayata geçirme şansımız hala var ve hızlı hareket etmek gerekiyor.

Her sınıf seviyesinde mihver dersler diyebileceğimiz derslerin dışındaki resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler salgın sonuna kadar yapılmayacak. Haftalık ders sayısı her sınıf seviyesinde günlük dört saat ders olacak, sınıflar ikiye bölünerek ikili eğitime geçecek.

İkili okullara hafta sonu ve akşam dersleri üzerinden çözüm üretilecek. Bazı derslerin haftalık ders sayısı azaltılacak. Müfredat hızlı bir şekilde güncellenerek sadeleştirilecek, sınavların kapsamı programa uygun hale getirilecek, sınavla öğrenci alan okullar sayısı radikal bir kararla minimuma indirilecek.

Dersleri yapılmayan ve eksik kalan öğretmenler okulda genel işleyişin kontrolünde görevli olacak ve normal düzende alacağı ders yükü üzerinden ek ders alacak. Bütün okullar ders başı yapacak.

Bu şekilde ana hatlarıyla belirlenen esnek program alt birimlere verilecek yetki ile yerinde üretilecek çözümler ve hızlı güncellemelerle belki de salgın sonrasında bile yeni bir modelin ortaya çıkmasına vesile olacaktır.

Eğitimde salgın dönemine ait uygulamaları bir an önce istikrara kavuşturarak, eğitimin kalıcı problemlerine yeniden dönebilmek gerekir. Salgın sonrasında problemleri daha da derinleşmiş bir eğitim sistemi ile değişen dünyaya ayak uydurabilecek miyiz? Sağlık ve sosyal güvenlik sisteminden, üretim ve tüketim biçimlerine kadar değişen dünyayı, nasıl bir eğitim sistemi ile karşılayabiliriz?

Bütün bu sorular eğitimde yeni yaklaşımlar, yeni paradigmalar ve belki de yeni eğitim felsefesi demek olacaktır. Bunun için salgın sürecinin başından beri eğitim şurası toplanmalı diyorum. Bu kadar büyük değişimin yaşandığı bir dönemde eğitimi, koordinasyonu tamamen bozulmuş kadroların, akşamdan sabaha değişen uygulamalarına bırakmanın bedeli çok ağır olacaktır. Unutmayalım, krizler çözümleri de beraberinde getirir.

Talat YAVUZ
Memur Sen İstanbul İl Başkanı
yavuztlt@hotmail.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13