Atatürk’ün Kehanetleri

Materyal dünya görüşünün terviç edildiği günümüzde, bu gibi şeyler batıl inanç gibi görünüyordu ta ki, bu iş disiplinli bir şekilde ”deneylere” dökülene kadar. Bir yerde bilimin olmasını istiyorsak, oraya deneyi sokmalıyız. Son yüz yılda, ”doğaüstü” olaylar, bilimin konusu olmaya başladı, eskidense bunun adı, kahinlik, abdallık, cadılık ya da müneccimlikti. Şimdiyse daha güzel bir ad verildi, Üstün Sezme Yeteneğine Sahip Kişi.Atatürk ile alakalı kitapları okurken, kitabın bazı bölümlerinde, Atatürk’ün söylediği ve zamanı geldiğinde ortaya çıkan bir takım meseleleri görüyor, bunlara şaşırıyor ancak üzerinde fazla da durmuyordum ancak daha sonra elime bir kitap geçti, ” Atatürk’ün Kehanetleri ”. Bu kitap, benim kitapların içinde bölük bölük bulduğum Atatürk kehanetlerini, toplu bir şekle getirmişti. Hatta kitabın başında, ünlü İslam alimi Muhiddin İbni Arabi’nin de, Atatürk’ün, Türkiye’yi kuracağına dair bir kehanetinin olduğunu söylüyor. Anlatılana göre yıllar önce İbni Arabi, Atatürk’ten ”Batıdan gelen mavi gözlü adam” olarak bahsediyor. Bu bilginin sahihliğini bilemiyorum. Ancak kitapta geçen Atatürk kehanetleri, gerçek. Bunu, birçok şahide dayanarak, birçok kitaba atıfta bulunarak çok rahat kanıtlayabiliriz de zaten.Atatürk’ün normalüstü bir insan olduğunu kabul etmeyen yoktur elbette. Bunu sıradan insanlardan birçok kez işitebilirsiniz. Ancak şimdi bazı özel insanlardan Atatürk’ün üstün bir insan olduğuna dair sözler alıntılayacağım. Galibilik tarikatının kurucusu ve Ömer ibni Hattab’ın soyundan gelen Şeyh Hasan Galip Kuşcuoğlu bir videosunda Atatürk hakkında “Allahın istisnai yaratılmış seçkin kulları emri ilahinin bekçileridir bunların bazıları irşada, bazıları ikaza, bazılarıda islaha memurdurlar. Atatürk islah vazifesi ile vazifeli idi ŞAHİDİM!” der. Bu sözleri ilk duyduğumda tam anlayamamıştım ancak Atatürk’ü kitaplardan tanıdıkça, sözün asli hüviyeti tezahür etmeye başladı. Hz. Muhammed soyundan gelen, Şeyh Ahmed Sünusi gördüğü bir rüyayı anlatır, rüyada Peygamberimizi görür ve Peygamber ona sol elini uzatır bunun üzerine Şeyh üzülür ve sorar ” Ya Resulallah niçin bana sağ elinizi uzatmadınız? ” ve Peygamber cevap verir; ” Sağ elimi Ankara’da, Mustafa Kemal’e uzattım. ” Said Nursi’nin, Mustafa Kemal’den etkilenmemek için, onun gözlerine hiç bakmadığı da, birçok kimselerce bilinen bir hakikattir.

Şimdi kısaca Atatürk’ün gerçekleşmeden önce söylediği ve daha sonra da gerçekleşen olaylara değinmek istiyorum.

– Atatürk, 1907 yılında, şimdiki Türkiye haritasını, tüm sınırlarıyla çizmişti lakin Kerkük hariç.

– Çanakkale savaşı sırasında, düşmanın saldıracağı tarihi söylemiş, diğer komutanlarsa söylediği tarihin olanaksız olduğunu diyerek fikri ciddiye almamıştı ancak düşman tam da Atatürk’ün dediği tarihte saldırdı.

-Atatürk I. Dünya Savaşına girmeyi hiç istemiyordu ve daha savaşın başlarında, Almanya’nın savaşta yenileceğini söylemişti.

– Yine Çanakkale savaşı sırasında, düşmanın nereden saldıracağını söylemişti.

– 1932 yılında, II. Dünya Savaşının çıkacağını ve bu savaşta kilit rolün Almanlara ait olacağını ve Türkiye’nin bu savaşa girmeyeceğini (girmemesi gerektiğini) söylemişti. Ve bu savaşın, Amerika devreye girmeden bitmeyeceğini de söylemişti.

-İtalya’nın Habeşistan’a saldıracağını söylemişti.-Mussolini’nin korkunç bir sonu olacağını söylemişti.

-1936 yılında, Soyvetlerin parçalanacağını söylemişti.

– İngiliz casusunun kim olduğunu bilmişti

– Ve en güzeli, ” Geldikleri gibi gidecekler ”ini bilmişti.Bunlar sadece benim seçtiklerim. Bir de Atatürk’ün hayatındaki bir takım garip hadiselerden bahsetmek istiyorum. Bunlardan en bilineni, bir kurşunun, tam kalbi üzerindeki saate gelmesi, saatin paramparça olması ancak Atatürk’ün yara dahi almaması. Eğer mermi 1 cm sağa gelseydi…
Bir başka olaysa, bir şecaat-i kudsiye örneğidir. Düşman, ağır toplar atmaktadır, askerler burunlarını dahi çıkaramazlar oysa dar bir geçitten geçmeleri gereklidir. Atatürk niye geçmiyorsunuz der ve atılır, hiçbir şey olmadan bombaların arasından geçer gider…
Bu olaydan sonra asker, Mustafa Kemal’e ad koyar
”Efsunlu Kemal”. Bir başka garip olay ise, Atatürk’ün 1910 yılında, bir uçağa binmek istemeyişidir. Atatürk vazgeçtiği için bir başkası biner ve uçak kısa sürede arızalanıp düşer… Atatürk’ün niye binmek istemediği ise, tam bir sır. Atatürk kendi ölümünü de görür ve ölümden önceki komasından çıktıktan sonra ” Salih’e söyleyin, ikimizde kuyuya düştük fakat o kurtuldu ” der. Atatürk öldükten sonra Salih Bozok intihar eder, ancak kurtarılır…

Atatürk’ü anlamak ümidiyle…
- See more at:

http://eseybi.com/ataturkun-kehanetleri/

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13