Uzman Öğretmen Olunca Ne Oluyor?

Öğretmen haberleri ve gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!

Geçmişte yapılan uzman öğretmenlik sınavına girip kazananlardan biriydim. Okulumuzda 10 parmağa sığacak kadar öğretmendik. Eşimle de aynı okulda çalışan meslektaşlardık. Kazanamayanların içinde o da vardı. Türkçe soruları yarım sayfaymış, aklında tutamamış, canı sıkılmış, o da kitapçığın ön ve arka yüzünü okuyarak zaman doldurmuş dediğine göre
Görev yerim o zaman ki adıyla çıraklık eğitimdi. Uzman öğretmen olanlar hemen kendilerine kart bastırdılar. Uzman şu meslek teknik öğretmeni yazıyordu. Hayretler ile izlemekteydim. Kimisi masa üzerine bolca bu kartlardan bırakıyor, kimisi gözümün içine sokarak "Bak hocahanım nasıl olmuş? Beğendiysen sana da çıkarttıralım ama pembe olsun " diye de dalgasını geçiyordu. Kimisinin öğrencilere "Uzman öğretmenim ben diğerlerine benzemem cıvıklaşmayın" dediğine şahit oluyordum. Yaratılamamış olan küçük tepeler neyse ki uzman olunca yaratılmış olmuştu.
Uzmanlık sınavının ardından gelen okulumuzda ustalık kalfalık sınavlarını yapmaya başlamıştık. Öğretmenler odasında sınavın başlama zilini bekliyordum. Görev yerlerimiz olan sınıf numaraları sınav öncesi belirleniyordu. Öğretmenler odasının kapısının tam karşısında da sınav iş ve işlemlerini yapan iki müdür yardımcısının bulunduğu oda vardı. Öğretmenlerden birisi odaya asılan görevli olduğu sınıfa baktıktan sonra kapıya gidip karşı odaya tüm beden diliyle isyankar tavırlar sergileyerek bağırmaya başladı,
"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Uzman öğretmenim ben. Uzman öğretmeni en son katta görevlendiremezsiniz yoramazsınız. İtina edeceksiniz bana. Bir müfettiş gelse vali gelse benim sınıfıma getireceksiniz. En son kata mı çıkaracaksınız? Yaptığınız iş değil ha sizin. İş biliyoruz diye oturmuşsunuz bi de o koltuğa. Gitmiyorum ben sınav falan da yapmıyorum. İndirin öğrenciyi gideyim" dedi ve masaya gelip oturdu. Yükselen sesi duyup gelenler dahil kimse konuşmuyordu. Çok niyetlendim, "Yaptığınız şımarıklıktır" demeye. Kendisi gibi uzman olarak konuşma hakkı gördüm kendimde. Hakarete uğrayan müdür yardımcıları dahi ses etmezken, terbiye kurallarını aşmış, sinirli birine, okul 18, 50 yaş arası dışarıdan bir sürü insanla doluyken, had bildirmenin yanlış olacağını düşünüp sustum.
Müdür geldi kendisini odasına davet etti. İtirazlar etti, aynı kelamlarla savunma yapıp gitmek istemedi sonuçta gitti. Sonrasında belirlenen sınıfa gittiyse de elini hiçbir şeye sürmedi. Diğer sınıflarda ki öğretmenler sınav işlerini halledip kağıtları okuması için eline verdiklerinde halen, suların kesildiği zaman çeşmelerden gelen harıltısı gibi harıl marıl kendi kendisine söyleniyordu. 
Zaman içerisinde "Uzman olan çayı ısmarlasın onun parası çok" gibi espriler dönerek uzmanlık safsatası unutuldu, kartlar kayboldu. Erkek meslektaşlarımın kendi aralarında ki çay muhabbetlerinde  "Bir furya vurdu yavrum size. Bize büyük haksızlık oldu. Bir yılım vardı giremedim. Bi daha da yapmadılar. O parayı yiyene hakkım varsa helal etmiyom" diyeni de, "Bir puanla kazanamadım. Bidaha da vaat edip yapmadılar. 4,5 puan olsaydı keşke, keşke girmeseydim. Girmedim derdim. Uykularım kaçıyor. Bir puanı alan uzman oldu da ben olamadım bak hele. Paralarında gözüm kalıyo" dediklerini duydu bu kulaklar.
O zamanlar veliler, öğrenciler neyin ne olduğunun farkında değillerdi. İnternetti, akıllı telefondu yoktu. Günümüzde istediğini istediği gibi anlayan ya da sadece belirli yerlerden dinleyip inanan veli ve öğrenci kitlesi de anlattıklarıma benzer şekilde öğretmenlere yüklenecekler. Öğretmenlere, dersleri haricinde yüklenen pek çok sorumluluk ve göreve psikolojik savaş da eklenecek. Kazanın kazanmayın kuruluyor olan sistem psikolojinizi bozacak sizi üzecekler.
Sınav oluyorsa hakkınızı ararken, dersinizi çalışın, sınavı da kazanın. Verilecek olan mebla rahat geçinebilmeniz için gerekli. Siyasal çekişmelere girmeden ortak tepki koyabilmeniz dahilinde bu ve bundan sonra ki hükümetlere ve bakanlığınıza öğretmen tavrını gösterebilmeniz adına üzerinizde ki ölü toprağını atın yeter.

Alıntı: Nimet Asiltürk

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol