Tarihsel olarak bakıldığında kamu ve kamusallık kavramları farklı içerik ve anlamlar kazanmıştır. Devlet ve halk ile özdeşleşebilen kamu kavramı, aynı zamanda kamusal alan tartışmalarında da farklı perspektiflerin, yorumların konusu olmuştur. Mustafa Durmuş’un da belirttiği gibi “en yaygın olarak kamu; herkese açık, bütün topluma ait, özel ya da kişisel olmayan, aile ya da piyasa olmayan, kolektivizm, kolektif mülkiyet ve dayanışma, kamusal eylemlilik alanı, halk (insan grubu), kamusal alanlar (mekan, yer), kamusal hizmet (kurumlar) ve vatandaşlık hakkı ya da sorumluluğu ve temsil alanı olarak kavramsallaştırılmaktadır.”

Kamusal alan kavramı konusunda Antonio L. Rappa’ya göre kamusal alan beş boyutta tanımlanabilir;

-İnsanların iletişiminin ve etkileşiminin fiziksel bir alanı,

-İnsan eylemlerinin oluşturduğu fiziksel olmayan metaforik bir alan,

-İki taraf arasındaki bilgi alış verişinin farklı biçimlerinin bulunduğu bir mekân,

-İlişkilerin farklı eklemlenme biçimlerinin ve entelektüel veya entelektüel olmayan tartışmaların meydana geldiği bir alan,

-Devletlerin ve devlet dışı aktörlerin planlanmış veya planlanmamış politikalarının ortaya çıktığı bir alan olabilir.

Kamusal alan, aynı zamanda sınıf mücadelelerinin sürdürüldüğü ve sınıfsal hegemonyanın kurulduğu yerlerdir. Bu nedenle yaşamın bütün alanları es geçilemeyecek kadar önemlidir. Bu alanlardan birisi de sanal ortamlardır.

1990’lı yılların ortalarından itibaren, internetin hayatımıza girmesiyle beraber, iktidarın denetiminin büyük ölçüde dışında kalan özerk alanlar olan sosyal ağlarda bilgi akışı sağlanmaya başlamış, bilgi çok kısa zamanda çok uzak mesafelere taşınmış ve akışkan bir niteliğe bürünmüştür. Bilgi, iletişim, etkileşim ve işbirliği sözcükleri günümüz dünyasının temel kavramları haline gelmiş, bu değişim aynı zamanda insanların bir araya gelme ve örgütlenme biçimlerini de değiştirmiştir. Bireylerin bilgi ile ilişkisini dönüştüren, bilgi edinme, iletişim ve etkileşim imkânlarını zenginleştiren, insanları sanal ortamda buluşturan internetteki sosyal ağlar, yeni bir kamusal alan olan sanal ortamda, karşıt-kamusal alanlar yaratarak direniş bölgelerinin oluşmasını sağlamaktadır. Hiyerarşinin ve merkezin olmadığı sanal ortamın bu özerk alanında insanlar üzüntülerini, fikirlerini, görüntülerini ve umutlarını dile getirerek katılımcı ve paylaşımcı bir kültürü büyütmektedirler. İletişim, etkileşim ve işbirliği içinde birbirleriyle bağlar kurarak, geçici ve dinamik ittifaklar yaparak, otoriteye karşı direniş ve dayanışma politikalarını örgütlemekte, otoriteye meydan okumakta ve bozguna uğratmaktadır.

Bu bağlamda yapılması gereken, kamusal alana hâkim olan iktidarın hegemonyasını geriletmek, emekçilerin ve ezilenlerin karşıt hegemonyasını oluşturmak için hem fiili, hem de sanal ortamların olabildiğince kullanılması gereklidir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Threads beğeni satın al

backlink Spor haberleri fen bilimleri vozol 10000 Likit

Bosna Hersekde Üniversite Okumak