Korktunuz değil mi?

Bakırköy’de bir hastanenin bahçesine gencecik doktorlar olarak gittiğimizde hocam dedi ki, ''Sakın bu hastalara yaklaşmayın’’. Gördüklerime inanamamıştım… Orada hastanenin arka bahçesinde kuytu bir yerde demir parmaklıklar arkasında parmakları, ayakları, burnu erimiş bir yığın insan var ve suçlu gibi oraya doldurulmuş ölüme terk edilmiş bekliyorlar. Arada bir, demir tasların içinde yemekleri uzaktan verilip uzaklaşıyorlar.
Bu içler acısı durumu kabul edemedim. Bir çaresi olmalıydı, araştırdım ve öğrendim ki o hastalığın adı lepraymış ve bulaşıcı değilmiş. Üstelik de çaresi varmış fakat hastahane yetkilileri daha bulaşıcı olup olmadığını bilmeden, kulaktan dolma bilgilerle bu hastalığı bulaşıcı, hastaları uğursuz kabul ederek bilimsel araştırma yapmadan, onları parmaklıkların arkasına koyup ölüme terk etmişlerdi. 
Bu kabul edilmez durumu kafama takmıştım. Bir çaresi mutlaka olmalıydı. Deri hastalıkları konusunda uzmanlığımı alınca burslu olarak İngiltere’ye gittim. Yurtdışında Tıp Fakülteleri’nde senelerce eğitim aldım ve ülkeme döndüm. 
Öğrencilerimle bir ekip kurdum ve düştüm yollara. Anadolu’da köylerde ahırlara, izbe yerlere kapatılıp ölüme terkedilen o hasta insanları gün yüzüne çıkartmalıydım
Tedavi olmaları için, onlarla anlaşabilmek için önce Türkçe öğretmeliydim. Onlara dilimizi öğretirken onlar sayesinde bende kürtçe öğrendim. Lepra yani cüzzam, hastalığının bulaşıcı olmadığını hastalara sarılarak dokunarak gün ışığına çıkartarak insanlara kanıtlamak için çok uğraştım.
Bir doktorun tek arzusu hastasını, hastalarını sağlığına kavuşturmak, yaşamını uzatmaktır. Ben bundan fazlasını yaptım; gerektiğinde, onlara iş ve aş buldum, çocuklarına kol kanat gerdim. 
Çünkü insanlarımızın yaşadıkları bu sıkıntıların temel kaynağının cehaletten kaynaklandığını bizzat görünce farkettim. O nedenle kız çocuklarımızın okumaları, aydınlanmaları, gelecek nesli yetiştirebilmeleri için Çağdaş yaşamı Destekleme Derneği’ ni kurdum. Bu dernekten binlerce kız çocuğu karşılıksız burs almaktadır.
‘’Sevgili Gençler, kendinizin bu ülke, bu toplum ve dünya için ne denli önemli olduğunuzu hiç aklınızdan çıkarmayın ve kendinizi çağdaş bir insan olmaya hedefleyin, kendinize güvenin, toplumun sorunlarına çözümler üretin, mutlu olun. 
Asla sorunun değil daima çözümün bir parçası olun! 
Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın! 
Ölüme saniyeler kalmış olsa bile...’’
Türkan Saylan.
Anısına Özlem Ve Saygıyla…
Gülsen Dede

Dede Name Facebook sayfasından alıntıdır

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13