İngilizce Eş Anlamlı Kelimeler. İngilizcede Aynı Anlama Gelen Kelimeler Nedir?

Tamamen ya da hemen hemen aynı anlama gelen kelimelere eş anlamlı kelimeler denir. Kelime dağarcığınızı geliştirmek ve çeşitlendirmek için eş anlamlı İngilizce kelimelere mutlaka yer vermeniz gerekir. Cambridge sözlüğünden destek alarak hazırladığımız, en sık kullanılan kelimelerin eş anlamlılarından oluşan ayrıntılı listemizle bu konuda kendinizi daha ileri bir seviyeye taşımak için çalışmalarınıza hemen başlayabilirsiniz.

Amazing
Anlamı: şaşırtan, hayrete düşüren, inanılmaz

Eş anlamlıları: incredible, unbelievable, improbable, fabulous, wonderful

Answer
Anlamı: cevap vermek, yanıtlamak

Eş anlamlıları: reply, respond, retort, acknowledge

Angry
Anlamı: kızgın, sinirli, hiddetli, asabi

Eş anlamlıları: mad, furious, enraged

Bad
Anlamı: hoş olmayan, nahoş, kötü

Eş  anlamlıları: atrocious, evil, wrong, immoral, unpleasant, unfortunate

Beautiful
Anlamı: güzel, hoş, latif

Eş anlamlıları: pretty, lovely, attractive, gorgeous, alluring, appealing

Big
Anlamı: büyük, kocaman, iri

Eş anlamlıları: enormous, huge, immense, large, grand

Calm
Anlamı: sakin

Eş anlamlıları: quiet, peaceful, mild, tranquil

Cool
Anlamı: serin, soğuk

Eş Anlamlıları: chilly, cold, frosty, wintry, icy, frigid

Crooked
Anlamı: yamuk, çarpık, eğri büğrü

Eş anlamlıları: bent, twisted, curved, hooked, zigzag

Do
Anlamı: yapmak, etmek

Eş anlamlıları: accomplish, achieve, act, complete, execute

Describe
Anlamı: tasvir etmek, anlatmak, betimlemek, tanımlamak

Eş anlamlıları: portray, characterize, narrate, relate, represent

Dangerous
Anlamı: tehlikeli

Eş anlamlıları: risky, uncertain, perilous, unsafe

Delicious
Anlamı: leziz, lezzetli, nefis

Eş anlamlıları: savory, appetizing, luscious, toothsome, delightful

Eager
Anlamı: istekli, hevesli

Eş anlamlıları: keen, fervent, enthusiastic, involved, intrested

End
Anlamı: son, nihayet, bitiş

Eş anlamlıları: stop, finish, terminate, conclude, close

Explain
Anlamı: izah etmek, açıklamak, anlatmak

Eş anlamlıları: eloborate, clarify, interpret, define, illustrate

Famous
Anlamı: meşhur, ünlü, tanınmış

Eş anlamlıları: well-known, renowned, famed, celebrated

Fast
Anlamı: hızlı, süratli, çabuk

Eş anlamlıları: quick, rapid, swift, agile, brisk

Funny
Anlamı: eğlenceli, gülünç, komik

Eş anlamlıları: humorous, amusing, comic, silly, laughable, entertaining

Get
Anlamı: elde etmek, satın almak, almak, verilmek, anlamak

Eş anlamlısı: acquire, obtain, secure, procure, gain

Good
Anlamı: iyi, hoş, kaliteli, ilginç

Eş anlamlıları: fine, exceptional, satisfying, favorable, acceptable

Great
Anlamı: mükemmel, çok iyi

Eş Anlamlıları: awesome, fantastic, mervelous, perfect, admirable

Happy
Anlamı: mutlu, mesut, neşeli, memnun

Eş anlamlıları: pleased, contented, satisfied, delighted, cheerful

Hate
Anlamı: nefret etmek

Eş anlamlıları: despise, loathe, detest, dislike

Help
Anlamı: yardım etmek, yararı olmak

Eş anlamlıları: aid, assist, support, encourage, back

Important
Anlamı: önemli, faydalı, gerekli, mühim

Eş anlamlıları: necessary, vital, critical, significant, indispensible

Intresting
Anlamı: ilginç, ilgi çekici

Eş anlamlıları: engaging, inviting, stimulating, thought-provoking, unusual

Job
Anlamı: iş, görev, sorumluluk

Eş anlamlıları: occupation, work, career

Jungle
Anlamı: orman

Eş anlamlısı: forest

Keep
Anlamı: tutmak, saklamak, bulundurmak

Eş anlamlıları: control, hold, retain, preserve, maintain

Kill
Anlamı: öldürmek

Eş anlamlıları: slay, execute, assassinate, murder, destroy

Kind
Anlamı: kibar, nazik

Eş anlamlıları: helpful, generous, compassionate, gently

Lazy
Anlamı: tembel, haylaz

Eş anlamlıları: idle, inactive, indolent, slothful

Little
Anlamı: küçük, ufak

Eş anlamlıları: tiny, small, diminutive, shrimp, runt

Love
Anlamı: sevmek, gönül vermek, aşık olmak

Eş anlamlıları: like, admire, care for, adore

Make
Anlamı: yapmak, üretmek

Eş anlamlıları: produce, create, originate, invent, construct

Move
Anlamı: taşınmak, hareket ettirmek

Eş anlamlıları: blow, carry, drift, transport, shift

Moody
Anlamı: huysuz, aksi, ters, günü gününe uymayan

Eş anlamlıları: tempermental, changable, irritable

Naughty
Anlamı: yaramaz, haşarı, saygısız, kaba

Eş anlamlıları: headstrong, impish, mischievous, playful

Neat
Anlamı: düzgün, derli toplu, tertipli

Eş anlamlıları: clean, orderly, tidy, elegant, precise

New
Anlamı: yeni, hiç kullanılmamış

Eş anlamlıları: fresh, original, unusual, modern, current, recent.

Occur
Anlamı: meydana gelmek, olmak, vuku bulmak

Eş anlamlıları: take place, happen, arise, materialize, exist

Odd
Anlamı: Alışılmamış, garip, tuhaf, acayip

Eş anlamlıları: strange, queer, weird

Old
Anlamı: yaşlı, ihtiyar, eski

Eş anlamlıları: aged, ancient, used, mature

Part
Anlamı: kısım, parça, bölüm

Eş anlamlıları: portion, piece, share, section, fraction

Place
Anlamı: yer, mahal, konum

Eş anlamlıları: space, area, spot, region, residence

Popular
Anlamı: çok beğenilen, tutulan, popüler

Eş anlamlıları: accepted, famous, fashionable, favored, trendy

Quiet
Anlamı: sessiz, sakin

Eş anlamlıları: silent, still, soundless, mute, peaceful

Quite
Anlamı: çok, epeyce, tamamen

Eş anlamlıları: fairly, pretty, largely, thoroughly, totally

Right
Anlamı: doğru

Eş anlamlıları: correct, true, accurate, factual, proper

Real
Anlamı: gerçek

Eş anlamlıları: genuine, true, absolute, evident, actual

Reliable
Anlamı: güvenilir, emin, itimat edilebilir

Eş anlamlıları: dependable, trusworthy, safe, steady

Show
Anlamı: göstermek, ortaya koymak, belli etmek

Eş anlamlıları: display, exhibit, indicate, reveal, demonstrate

Story
Anlamı: hikaye, masal, öykü

Eş anlamlıları: tale, myth, legend, fable, narrative

Strange
Anlamı: acayip, garip, tuhaf

Eş anlamlıları: odd, peculiar, weird, unusual, unfamiliar

Smart
Anlamı: zeki, akıllı

Eş anlamlıları: intelligent, clever, brilliant, bright

Trouble
Anlamı: sorun, dert, tasa, güçlük

Eş anlamlıları: distress, anguish, worry, concern, difficulty

True
Anlamı: gerçek, doğru

Eş anlamlıları: accurate, right, proper, precise, exact

Think
Anlamı: düşünmek, sanmak, farz etmek

Eş anlamlıları: consider, pounder, judge, assume

Unfortunate
Anlamı: talihsiz, esef verici, üzücü

Eş anlamlıları: unlucky, damaging, deplorable, regretable, untoward

Ugly
Anlamı: çirkin, tatsız, kötü, nahoş

Eş anlamlıları: awful, grotesque, hideous, frigtening, shocking

Usually
Anlamı: genellikle, çoğunlukla, ekseriyetle

Eş anlamlıları: commonly, frequently, generally, mostly, regularly

Uneasy
Anlamı: huzursuz, tedirgin, endişeli, rahatsız

Eş anlamlıları: restless, concerned, nervous, anxious

Very
Anlamı: çok

Eş anlamlıları: extremely, tremendously, exceedingly, vastly

Value
Anlamı: değer, kıymet, eder

Eş anlamlıları: worth, merit, usefulness

Wrong
Anlamı: yanlış, hatalı

Eş anlamlıları: incorrect, inaccurate, mistaken, improper, untrue

Wonderful
Anlamı: şahane, harikulade, çok güzel

Eş anlamlıları: awesome, amazing, excellent, outstanding, fantastic

Yearly
Anlamı: yıllık, senelik

Eş anlamlısı: annually, yearlong

İngilizce kelime çalışması yapmak kelime dağarcığınızın gelişmesi açısından oldukça önemli ama kelimelerin anlamlarını öğrenirken aynı veya benzer anlama gelen kelimeleri de öğrenmelisiniz. Bu şekilde okuduklarınızı daha rahat anlayabilir, daha akıcı konuşabilir ve yazabilirsiniz. Bunun en etkili yolu ise düzenli pratik yapmanızdan geçiyor.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol