Gonna Nedir? Gonna Örnek Kullanımlar ve Açıklamalar

Gonna: Gelecek zaman anlamını veren "going to' kullanımının kısaltmasıdır.

I'm going to tell the truth. (I'm gonna tell him the truth. 'Ona gerçeği söyleyeceğim.')
We're going to call him. (We're gonna call him. 'Onu arayacağız.')
What are you going to do? (What are you gonna do? 'Ne yapacaksın?')
She's going to resign. (She's gonna resign. 'İstifa edecek.')
What are they going to say now? (What are they gonna say now? 'Şimdi ne söyleyecekler?')

Going to ve will future tense İngilizce öğrenen herkesin sıklıkla karıştırdığı iki zamandır. Aslında her ikisi de gelecek zaman için kullanılır, fakat iki zaman arasında belirgin farklar vardır.

Kısaca, going to önceden kararlaştırılmış veya olmasına kesin gözüyle bakılan işler için kullanılır.
Will ise konuşma anında, o anda karar verilen işleri anlatmada kullanılır. Bunu bir örnekle açıklayalım.

Adam televizyon izlerken oğlu geliyor ve şöyle diyor;

- Dad, can you help me with my homework? (Baba, ödevime yardım edebilir misin?)
- No, I can't. I am busy now. I will help you later. (Hayır edemem. Şimdi meşgulüm. Sana sonra yardım ederim.)

Bu ilk diyalogda adam yardım etmeye konuşma anında karar verdiği için will kullanıyor.

Şimdi de aşağıdaki biraz daha farklı diyaloğu okuyun.

- Dad, can you repair my bicycle? (Baba, bisikletimi tamir edebilir misin?)
- No, I can't. I am going to help Mary this afternoon. I'll repair your bicycle tomorrom.
  (Hayır edemem. Öğleden sonra Mary'ye yardım edeceğim. Bisikletini yarın tamir ederim.)

Bu diyalogda ise ilk cümlede konuşmacı going to kullanıyor. Biz de Mary'ye yardım etme sözünü daha önce verdiğini anlıyoruz. İkinci cümlede will kullanıyor çünkü oğluna yardım etme kararını o anda veriyor.

Will ve Going To Future Tense Kullanımındaki farklar aşağıda detaylı olarak açıklanmıştır. 


 Bir iş gönüllü olarak yapılacağı zaman "will" kullanılır. Bu gönüllü eylem konuşan kişinin karşısındakine yaptığı tekliftir.

A: I'm really hungry.  (Gerçekten çok açım.)
B: I'll make some sandwiches. (Sana biraz sandviç hazırlıyım.)

A: I'm so tired. I'm about to fall asleep.  (Çok yorgunum. Uyumak üzereyim.)
B: I'll get you some coffee. (Sana biraz kahve getiriyim.)

A: The phone is ringing.  (Telefon çalıyor.)
B: I'll get it.  (Ben bakarım.)


 "Will" genellikle söz verirken kullanılır.

- I will call you when I arrive. (Varınca seni ararım.)

- I promise I will not tell him about the surprise party. (Söz veriyorum. Ona sürpriz parti hakkında hiçbirşey söylemeyeceğim.)

Going to Future Tense bahsedilen eylemin daha önceden planlanmış olduğunu belirtir.      

- He is going to spend his vacation in Hawaii. (Tatilini Hawai'de geçirecek.)

- We are going to meet each other tonight at 6:00 PM. (Bu gece 6'da buluşacağız.)

A: Who is going to make John's birthday cake. (John'un doğumgünü pastasını kim yapacak?)
B: Sue is going to make John's birthday cake. (John'un doğungünü pastasını Sue yapacak.)


 "Will" ve "Going to" gelecekle ilgili tahminde bulunurken kullanılabilir. Eğen tahminimizi destekleyen çok açık bir kanıt varsa "be going to" kalıbı, yoksa "will" kalıbı tercih edilir. Bazı durumlarda her iki kullanım da tercih edilebilir.

- The year 2009 will be a very interesting year. (2009 yılı çok ilginç bir yıl olacak.)
- The year 2009 is going to be a very interesting year. (2009 yılı çok ilginç bir yıl olacak.)

- It will rain. (Yağmur yağacak)
- It's going to rain. (Yağmur yağacak. Eğer gökyüzü kara bulutlarla doluysa ve yağmurun yağacağı kesin gibiyse "going to" kullanılır.)

dersimizingilizce.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol