İlkokul beşinci sınıfın en arka sıralarında oturan sessiz sedasız, ön sıradaki Ömer'in arkasına saklanan bir çocuktu Ayhan.

Tenefüse de çıkmazdı.Kantinden alışveriş eden arkadaşları ona da bir şey ısmarlarlarsa bir sonraki tenefüste o ısmarlamalıydı ve bunu yapacak parası yoktu.Dolayisiyla en mantıklı olan tenefuse çıkmamakti.Okul.çıkışlarında siyah önlüğünün üzerindeki beyaz yakasını kravatini gevşeten memur gibi bir ucunu aşağıya bırakıp sallana sallana giderdi.
Yolda aynı sokakta oturdukları Hasan şöyle bir bakti..
"Len ayakkabının altı yarılmış" 
Olsun havalar güzel bir şey olmaz deyiverdi.
Babası kahvehanede askıcıydı Ayhan'ın. 
Ayhan'ın kendisinden küçük iki de kardeşi vardı. Yetiremiyordu belli ki. Çünkü garibin kendi ayağındaki ayakkabılar da çok eskiydi.
Ertesi gün okulda öğretmen beden eğitimi dersine çıkardı.Mendil yarışı yapalım dedi Ve takımların başına hep erkek çocuklar dizildi. Çunku erkek çevikliği gerekiyordu.
Ayhan yine en arkadaydı.Halbuki en hızlı koşan çocuklardan biriydi. Sıra ona geldiğinde ayakkabısının altındaki yarık yüzünden daha fazla dağılmasın diye yenilme pahasına koşmadı ve yenildi de.
Bütün sınıf tepki gösterdi ama Hasan neden koşmadığını anlamıştı. Okul çıkışı öğretmenine durumu söyledi.
O kadar üzüldü ki öğretmen bu işi Ayhan'ı incitmeden yapmalıydı.Babasını çağırdı ve Ayhan'ın doğum gününü oğrendi.Olacak ya önümüzdeki hafta çarsambaydı.Ona bu gibi durumlarda çekinmemesini kardeş olduklarını Ayhan'ın da onun çocuğu olduğunu söyleyerek her konuda yardımcı olacağını anlattı.
Ertesi hafta sınıfa bir pasta ile girdi öğretmen.
Herkes saşkındı.
Kocaman çikolatalı bir pasta.
Pastayı masaya koydu ve başladı alkış tutmaya.
"İyiki doğdunnn Ayhaaannn"
Herkes ile birlikte Ayhan da ayakta şaşırdı kaldı.Bu zamana kadar hiç doğum günü kutlamamıştı ki.
Sonra hemen sınıfın kapısından annesi babası ve kardeşleri girdi.
İkinci bir şaşkınlık daha yaşadı.
Aman ya rabbi.
Bütün sınıf tempo tutuyorlardı.
"İyi ki doğdunnnn Ayhaaaann"
Şaşkın mutlu çekinerek masaya doğru yurudu, öğretmeni onu önüne alıp 
"Hadi bakalım bir dilek tut ve mumu üfle dedi.
Dilek tutmayı bile bilmiyordu ki, başını kaldırdı öğretmenine bakti.Yani kimseye söylemeden içinden bir şey işte Allah'tan..
He tamam dedi.
Bir kaç saniye dileğini tuttu ve mumu üfledi. Alkış kıyamet pasta kesildi.
Babası elinde bir poşet Ayhan'a uzattı ve al bakalım bu da doğum günü hediyen.
Heyecanla açtı baktı bir de ne görsün.Bir dakika önce öğrendiği dilek tutma hadisesinde tuttuğu dilek şimdi avuclarınin arasındaydı.
Yeni spor ayakkabıları.İnanamamıştı.
Öğretmeni ne onu ne ailesini incitmeden kendi aldığı ayakkabıyı babası almış gibi organize ederek bu krizi muhteşem yönetmişti.
Eve dönerken anne ve babasından çok önlerden koşuyordu.
Yavaş diye seslenseler de,
"Ama bu ayakkabılar çok hızlı koşuyorrr" demez mi

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Nuray 3 ay önce

Harika bir hikaye.Göz yaşları içinde okudum. Ülkemizde onca zengin insan varken şu zamanda hâlâ çocuğuna ayakkabı alamayan insanlar da var.Tıpkı benim gibi.Ve evladının bir şey istediğinde alamayan bir annenin yüreği kaç parça olur...Ama bunu tuzu kurular nerden bilecek.

banner14