Amerikalı bir kadın gazeteci Mustafa Kemal Atatürk’e sorar :

MUSTAFA KEMAL.
Amerikalı bir kadın gazeteci Mustafa Kemal Atatürk’e sorar :
-İşlerinizde nasıl başarılı oluyorsunuz ?
Cevap efsanevidir.
-Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. O işe neler engel olur diye düşünürüm. Engelleri kaldırdın mı, iş zaten kendi kendine yürür.
***
1887 yılında Selanik’teki Hafız Mehmet Efendi Mahalle Mektebinde başlar onun engelleri kaldırmak için kendini geliştirme yolculuğu.
Kısa süre sonra modern usullerle eğitim veren Şemsi Efendi Mektebine geçiş yapar.
Hayatında iz bırakacak öğretmenlerin birincisi olur Şemsi Efendi.
Mustafa da zekası ve çalışkanlığıyla onca öğrenci arasından sivrilir, unutulmazlar arasında yerini alır öğretmeni tarafında.
***
Aklında hep asker olmak vardır ama babasını kaybettikten sonra daha da üzerine titreyen anacığını kıramaz ve Selanik Mülkiye Ortaokulu’nun yolunu tutar ilk mektepten sonra.
Bir gün sınıfta birkaç arkadaşıyla kavga eder.
Çocukça bir kavgadır bu.
Arapça öğretmeni Kaymak Hafız görür onu.
Eline o kalın sopasını alır.
Mavi gözleri kızarana kadar küçük Mustafa’yı döver.
Kaymak Hafız onun hayatında iz bırakan ikinci öğretmeni olur.
O gün kendi hayallerinin peşinden koşmaya karar verir Mustafa.
Askeri Ortaokul sınavlarına girer.
Ve kazanır.
Matematik dersinde çok başarılıdır genç subay adayı.
Dersler haricinde ek çalışmalar yapmakta, hocasına cevaplaması için sorular hazırlayıp bırakmaktadır.
Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Mustafa ki -kendisi iz bırakan öğretmenlerin üçüncüsüdür- çok zeki ve çalışkan bulmaktadır onu.
Bir gün yine derste cevapladığı bir sorunun ardından öğretmeni yıllar sonra Büyük Türk Milletinin yol gösterici Bozkurt’u olacak bu delikanlının adına manası kendisine yakışan bir ekleme yaparak onun tarihe mal olacak ismine son halini verir :
MUSTAFA KEMAL
***
1896 da başladığı Manastır Askeri Lisesini okul ikincisi olarak bitirerek İstanbul’daki Mekteb-i Harbiye-i Şahane’nin yolunu tutar.
Takvimler Mart 1899’u göstermektedir.
1283 apolet numaralı bu genç için kayıt defterine şu not düşülür :
“Selanik’te Koca Kasım Paşa Mahalleli gümrük memurlarından müteveffa Ali Rıza Efendi’nin mahdumu, uzun boylu, beyaz benizli Mustafa Kemal Efendi”
Gerek liseden dereceyle mezun olmasından, gerekse kısa sürede arkadaşları arasında zekası ve çalışkanlığıyla öne çıkmasından ötürü toplam mevcudu 750 kişi olan ve bu sebeple 6 kısma ayrılan birinci sınıfların 1.Kısım Çavuşu olur.
Onun yeni gelen bir arkadaşına etrafı tanıtırken söylediği :
-Sınıfımız karanlık ama yüreğimiz aydınlıktır cümlesi gelecekte hem askeri hem de siyasi hayatta kucaklayacağı başarıların boynuna iple astığı anahtarı gibidir.
Askeri derslerin yanı sıra matematiğe ve yabancı dile büyük ilgi duymaktadır.
Fransızca sınavında gösterdiği üstün başarıdan ötürü üniformasındaki çavuş işaretinin üzerine bir de sarı şerit eklenir.
O kadar öğrenci içerisinde yabancı bir dil bilen bir avuç subay adayından biridir.
Harbiyedeyken memleket meseleleri üzerine kafa yormaya başlar.
Ülke yönetiminde gördüğü aksaklıkları ve bunların üstesinden gelebilme çarelerini bütün subay adaylarıyla paylaşabilmek için gazete çıkarırlar.
Okulu ilk 10 sırada bitirenlerin Kurmay Okulu’na gönderildiği dönemlerdir.
459 öğrenci arasından Mustafa Kemal 1901 Piyade 8 sicil numarasıyla mezun olarak Harp Akademisi’ne gitmeye hak kazanır.
VATAN, MİLLET ve TÜRKLÜK fikirleri dilinden düşmez Mustafa Kemal Efendi’nin.
Namık Kemal’in bütün şiirlerini bir deftere yazar ve arkadaşlarına okur, sonra da bunları pek çoğunu ilk kez ondan duyan arkadaşlarına ezberletir.
Konuşmalarında sık sık “”Milletleri uyandıracak olan fikir adamları, devlet adamlarıdır” cümlesini kullanır.
Akademi’de öğrenciyken bir gün okul arkadaşı Ali Fuat Cebesoy’un evine giderler.
Osman Nizami Paşa da oradadır.
Paşa, Mustafa Kemal’i uzun zamandır takip etmektedir.
Gözlerinin içine bakarak ona :
“Mustafa Kemal Efendi oğlum, sen, bizler gibi yalnız Erkân-ı Harp zabiti olarak normal bir hayata atılmayacaksın. Keskin zekân ve yüksek kabiliyetin memleketin geleceği üzerinde müessir olacaktır. Bu sözlerimi bir kompliman olarak alma. Sende, memleketin başına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet ve zekâ emareleri görmekteyim. İnşallah yanılmamış olurum.” der.
Yanılmayacaktır Paşa.
1905 yılında Harp Akademisinden Kurmay Yüzbaşı olarak mezun olan “kafasında daima yapılacak yenilikleri düşünen” bu sarı saçlı mavi gözlü genç, çok yakın gelecekte dilinden ve de gönlünden düşürmediği Büyük Türk Milleti’nin yol göstericisi, kurtarıcısı, son kurduğu devletinin de banisi olacaktır.
***
Hayatını savaşlarla ve de adanmışlıkla geçirir Mustafa Kemal.
Dışımızdaki ve de içimizdeki düşmanlarla savaşır.
Onları yener cehaletle savaşır.
Yüzyılların hantallığıyla, kanıksanmış yoksunluklarıyla savaşır.
Büyük Türk Milleti’ne ve onun iyiliğine, gelişmesine, eğitilmesine, düşüncelerinin gelişmesine adanmış bir ömürdür onunkisi.
Her fani gibi günü geldiğinde vade dolar ve o da aramızdan ayrılır.
Tarih 10 Kasım 1938’dir
Atatürk’ün ölüm haberi bütün yurda yayılmıştır.
İstanbul Üniversitesinde ders veren bir Alman Profesör sınıfa girip girmeme konusunda tereddüt yaşamaktadır.
Sonunda gidip Rektöre danışmaya karar verir.
Rektör ona :
-Siz de büyük bir adam öldüğünde ne yapıyorsunuz ? diye sorar
Alman Profesör cevap verir :
-Biz de hiç bu kadar büyük bir adam ölmedi ki…
***
Biz Türkler de 4.000 yılda çok büyük adamlar öldü.
Bu büyük adamların en sonuncusu öleli 10 Kasım’da 81 yıl oluyor.
Ve biz onu her geçen yıl daha çok özleyip, daha büyük bir özlemle ANIYORUZ.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13