1975 yılında Amerika'da iki yıl ihtisas çalışmalarını başarıyla tamamlayan ve cerrahi ihtisas yaptığı Hacettepe Üniversitesi'ne dönen genç akademisyen, büyük, çok büyük umutlar içindeydi.

1975 yılında Amerika'da iki yıl ihtisas çalışmalarını başarıyla tamamlayan ve cerrahi ihtisas yaptığı Hacettepe Üniversitesi'ne dönen genç akademisyen, büyük, çok büyük umutlar içindeydi. Amacı, Amerika'da öğrendiği ve uzmanlık sertifikalarını aldığı yanık tedavisi ve organ naklini Türkiye'de uygulamaktı. Ama göreve başladıktan sonra Türkiye'de genç bilim insanlarının önündeki kapıları kimsenin açmaya yanaşmadığına tanık oldu.. Ama yılmadı, her kapıyı çaldı. Giriştiği mücadeleyi bıkmadan usanmadan sürdürüyordu..
Hacettepe Üniversitesi'nde bu büyük mücadeleyi veren genç doktorun adı Mehmet Haberal'dı..
Genç doktorun bu çabaları da ne yazık ki bir sonuç getirmedi. Sonunda üniversitenin Nüfus Etüdleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mithat Çoruh'u ziyarete gitti, ona üniversitedeki durumu anlattı.
Çoruh, onu Hacettepe Üniversitesi kurucusu ve başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı'ya götürdü. Doğramacı yeniliklere son derece açık ve onları destekleyen bir bilim insanıydı.
Mithat Çoruh, Doğramacı'ya "Efendim siz Hacettepe'de transplantasyon yapılmasını çok istiyorsunuz. Bunun için Amerika'ya doktor da gönderdiniz. Mehmet, orada bu işin uzmanlığını yaptı ve çok başarılı ameliyatlar gerçekleştirdi," dedi..
Doğramacı, Haberal'ı dikkatle dinledi. Karşısındaki genç akademisyenin Amerika'da yaptığı çalışmalar ve elde ettiği başarılar onu etkilemişti : "Sen bana bir süre ver. Bu işi kaç ayda gerçekleştirebilirsin?"
"Bana olanak sağlarsanız, Türkiye'de ilk organ naklini iki ay içinde yaparım."
Genç doktorun inancı ve kararlılığı Doğramacı'yı heyecanlandırdı : "Bak, sen bırak iki ayı, altı ay içinde bu böbrek naklini gerçekleştir ben seni alnından öpeyim. Ancak şunu unutma ; reklam yok. Bu senin doçentliğine mal olur," dedi. Haberal hiç düşünmeden "Efendim ben doçentliği değil, Türkiye'de transplantasyon yapılmasını istiyorum," dedi..
Haberal'ın bu sözleri üzerine Doğramacı düğümü çözecek radikal bir karar verdi : "Seni pediatrik nefroloji konsültanı (çocuk böbrek hastalıkları danışmanı) olarak görevlendiriyorum. Çalışmalarına hemen başla. Ne gerekiyorsa bana söyle."
Bu basit atama çok önemliydi. Doğramacı'nın Haberal'a bu görevi vermesi sorunların yarı yarıya çözülmesi demekti.. Doğramacı cebinden çek defterini çıkardı, 50 sterlin yazarak imzaladı ve Haberal'a verdi : "Ameliyat için gerekli ilaçları Avrupa'dan getirtti."
Haberal hemen kolları sıvayarak hazırlıklara başladı. Oluşturduğu cerrahi ekip ile ilk olarak köpekler üzerinde deneysel böbrek nakilleri yapmaya başladı, çünkü ekipte ondan başka hiç kimsenin organ nakli konusunda bilgisi yoktu. Kısa zamanda ekibini hayvanlar üzerinde yaptırdığı nakilelrle yetiştirdi. Nakiller son derece başarılı bir şekilde tamamlandı.. Artık ameliyat için her şey hazırdı.
Çocuk nefrolojisi, Haberal'a çok önemli bir bilgi verdi : "Bizim transplantasyon bekleyen bir hastamız var."
Acilen böbrek nakli yapılması gereken hasta 12 yaşındaki Bahtiyar Çalışkan adında bir çocuktu. Umutla ameliyatı bekliyordu.. Haberal bu haberi duyunca nefrolojiden bir doktor alarak hasta çocuğun evine gitti. Doktor, Haberal'ı aileye tanıştırdıktan sonra "Dr. Mehmet Bey çocuğunuza böbrek nakli yapacak," dedi.
Bu sözler üzerine hasta çocuk ile annesi heyecanlandılar. Haberal anneye "Ben bu ameliyatı yaparım. Siz oğlunuza böbrek vermeye hazır mısınız?" diye sordu.
Gözyaşlarını tutamayan anne Mürüvvet Çalışkan hiç tereddüt etmeden "Ben böbreğimi vermeye hazırım. Size inanıyorum," dedi.
Haberal bu çocukla organ nakline başlamaya karar verdi ve ameliyat tarihi olarak 3 Kasım 1975 gününü belirledi ve o gün ameliyat başarıyla gerçekleştirildi..
Ameliyat çok olumlu geçmişti ama ya sonrası? Haberal şöyle anlatıyor:
"İlginçtir ki, organ nakli yapılan hastayı yatırabilecek oda yoktu. Cerrahi servisinde depo olarak kullanılan bir oda vardı. O odayı iki yatak koyarak koğuş haline getirdim ve organ nakli hastasını buraya yatırdım. İkinci yatakta da ben yattım, çünkü personelden hiç kimsenin hastanın bakımını yapabilecek düzeyde bir eğitimi yoktu, bu nedenle çocuğun ameliyat sonrası bakımını ben üstlenmek zorunda kaldım.."
Türkiye'de İLK organ nakli yapılan Bahtiyar Çalışkan kısa zamanda iyileşti ve sağlıklı bir yaşam sürdürmeye başladı. Ameliyatın başarılı olması Türkiye'de organ nakli ameliyatlarının önünü açtı. Bu sayede yeni organ nakli üniteleri açılabildi..
Türkiye'de Mehmet Haberal'ın önünü açarak organ nakli yapılmasına ön ayak olan Prof. Dr. İhsan Doğramacı bu büyük hizmetini yıllar sonra şöyle değerlendirdi :
"En büyük hizmetiniz nedir, sorusuna cevabım : Mehmet Haberal'ın yetişmesi ve önünün açılmasına olan. katkımdır diyebilirim

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol