15 Bin Öğretmen Ataması Yetersizdir

Yüzbinlerce öğretmen adayı hakkı olan atama müjdesini beklerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 bin öğretmen atanacağını açıklamış ve bunu bir müjde gibi sunmuştu. Ardından “Hiç açık yok, tam aksine fazlalık var” diyen Erdoğan, “çocukların daha kaliteli eğitim almasını sağlamak için 15 bin yeni öğretmen ataması yapılacağını” duyurdu.
Bu söylemler ve açıklanan rakam açıkça aklımızla alay etmektir. Sayıştay raporunda 138 bini aşkın öğretmene ihtiyaç var denirken, MEB bile kendi açıkladığı istatistiklerde öğretmen açığındaki büyüklüğü inkar edemezken, ataması yapılmayan öğretmen sayısı 700 bini geçmişken, 80 binin üzerinde eğitim emekçisi ücretli öğretmen denen güvencesizlik altında sömürülürken sadece 15 bin öğretmenin atanacak olmasını “müjde” olarak değerlendirmek mümkün değildir.
2019 yılı Ağustos ayında Milli Eğitim Bakanı olan Ziya Selçuk katıldığı bir TV programında “Atama bekleyen öğretmen sayısı 700 bin civarı bizim ihtiyacımız 80 bin civarında ücretli öğretmen ile işlediğimiz dersler var. Atama bekleyen mezun sayısı artıyor. Her yıl 40 bin mezun var. Bu sene yeni kontenjanlarda yüzde 10 düşürmekle ilgili YÖK ile mutabakat sağladık” açıklamalarında bulunmuştur. 2002 yılında 68 bin olan ataması yapılmayan öğretmen sayısı 2021 yılında 700 bini aşmıştır.
Pandemi sürecinde 20 binin üzerinde öğretmenin emekli olduğunu, ataması yapılan öğretmenlerin en erken Ocak ayında göreve başlayacağını da dikkate aldığımızda, bu atama büyük bir plansızlığı ve eğitime verilen değeri ortaya koymaktadır.  15 bin öğretmen atamak, ‘mış gibi’ yapmaktır, siyasi iktidarın seçimlere yönelik bir yatırımıdır, umut tacirliğinden öte değildir.

Devlet okullarında eğitim giderlerinin yükü Anayasa'ya aykırı biçimde velilerin sırtına yıkılmışken, öğretmen açığı dağ gibi büyürken, eğitim giderek kalitesizleşip zengin ile yoksul arasındaki fırsat eşitliği iyice yok olurken ve hatta pandemi, eğitim sistemini komple değiştirirken bile Hazine'den kendine ayrılan bütçeye itiraz etmeyen, bütçe konusunda Diyanet kadar bile talepkar olmayan Milli Eğitim Bakanlığı, bir kez daha öğretmenlere ve öğretmen adaylarına sırtını çevirmiştir.
Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Öğretmenleri mesleklerinden alıkoyarak, Türkiye'nin eğitiminden ve geleceğinden çalıyorsunuz! Ekonominin dipte olduğu zamanlarda bile "itibardan tasarruf olmaz" lafını tekrar edenler, bilmeli ki tasarruf olmayacak tek şey eğitimdir çünkü eğitim, geleceğin kendisidir. En büyük itibar ise bir ülkede öğrencilerin iyi bir eğitime eşit, parasız şekilde ulaşmaları ve onları eğiten öğretmenlerin gelecek kaygısıyla boğuşmadan kendilerini işlerine verebilmesidir. 
MEB’e sesleniyoruz: Atanacak öğretmen sayısı, pandemi sürecinde seyreltilmiş sınıflar da dikkate alınarak pedagojik ve bilimsel veriler çerçevesinde, yeniden belirlenmelidir. Yoksa bugün gidermediğiniz bu eksiklikler, yarın telafi edilemez sonuçlar yaratacaktır.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol