Devletin emniyeti altında bulunan can güvenliğimize kast eden Ali Yalçın’ın oğlu hakkında yasal başvurumuzu yaptık. Bu ülke, “Bir daha yazarsan seni öldürürüm.” denilecek bir yer değildir. Bu ülke bir hukuk devletidir.

Türkiye’de bazı gerçekler vardır; yazarsın, anlatırsın, belgelerle ortaya koyarsın…

Cevap verilmez. Tartışılmaz. Açıklama yapılmaz.

Ama bir şey yapılır: Susturulmak istenirsin.

Bugün gündemde olan mesele tam da budur.

Yıldırım Demirci, TOKİ arazisini amacı dışında kullanılmasını eleştirdi. Ne yaptı? Hakaret mi etti? Hayır. İftira mı attı? Hayır. Kişilik haklarını mı ihlal etti? Hayır.

Anayasa’nın tanıdığı sınırlar içinde, kamu yararı adına sorular sordu.

Peki karşılığında ne oldu?

Ali Yalçın’ın oğlu telefon açtı ve şu cümleyi kurdu:

“Bir daha yazarsan seni bulur ve öldürürüm.”

Bu cümle, bir tartışmanın parçası değildir.

Bu, doğrudan tehdittir.

Ve hedefinde sadece bir kişi değil, ifade özgürlüğü vardır.

Meselenin özü ise daha derin.

Ali Yalçın yönetimindeki sendikaya yönelik iddialar ağır:

Sosyal konut amacıyla alınan TOKİ arazilerinin, kooperatifler eliyle lüks konut projelerine dönüştürülerek devletin iyi niyeti suiistimal edildi.

Bir tarafta maaşının yarısını kiraya veren memurlar…

Diğer tarafta birden fazla konut sahibi olan yöneticiler…

Soru basit:

Bu bir sosyal konut projesi mi, yoksa başka bir şey mi?

Daha çarpıcı olan şu:

Milli Eğitim Bakanlığına 3 şikâyet yapıldı, yazılar göreviyle değildir, denildi.

Cumhuriyet Başsavcılıklarına 9 suç duyurusunda bulunuldu, takipsizlik kararı verildi.

Açtıkları 4 tazminat davası devam etmektedir.

Kaybettikleri davalardan bahsetmeyip hukuken tamamlanmamış bir dava üzerinden algı oluşturmaları ne kadar acziyet içerisinde olduklarının ispatıdır.

Bugüne kadar tek bir yazımız hakkında dahi Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilmiş bir erişim engeli ya da yayından kaldırma kararı bulunmamaktadır.

Yine hakkımızda açılmış herhangi bir hakaret, iftira veya başka bir ceza davası da bulunmamaktadır.

Yani hukuk konuşmuş. Peki o zaman neden hâlâ baskı, neden hâlâ tehdit?

Bir ülkede insanlar yazdıkları için değil, yazmaktan korktukları için susmaya başlarsa, orada asıl mesele kişiler değil, sistemdir.

Ve unutulmaması gereken bir şey var:

Bu ülke, “yazarsan ölürsün” denilecek bir yer değildir.

Bu ülke bir hukuk devletidir.

Eğer bir iddia varsa, cevabı tehditle değil, şeffaflıkla verilir.

Aksi halde geriye tek bir soru kalır:

Neden bu kadar korkuluyor?

                                                                                                            Yıldırım Demirci

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol