Asıl adı Tahir Baykurt'tur. Gönen Köy Enstitüsü'nde okurken postadan gelen bir paket üzerinde adının yanlışlıkla Fakir Baykurt yazıldığını görür

FAKİR BAYKURT

Asıl adı Tahir Baykurt'tur. Gönen Köy Enstitüsü'nde okurken postadan gelen bir paket üzerinde adının yanlışlıkla Fakir Baykurt yazıldığını görür ve o günden sonra adını Fakir olarak yazar. Daha sonraki yıllarda bu çift adlılık başına birçok sorun açınca da mahkeme kararıyla adını Fakir olarak değiştirir. 11 Ekim 2019 onun 20. ölüm yıldönümü.

Babasını yitirdiğinde yedi yaşındadır. Babası öldüğünde beşinci kardeş Veli henüz doğmamıştır. Yoksulluk ve çile ile geçen bir çocukluktan sonra ona da Gönen Köy Enstitüsü'nün kapıları açılır. Enstitüde beş yıl okur. İlk üç yıl her şey çok iyidir, ancak 4. sınıfa geçtiğinde yönetim değişmiş, Hasan Ali Yücel Milli Eğitim Bakanlığı görevinden alınmış yerine Reşat Şemsettin Sirer atanmıştır. Şemsettin Sirer Yüksek Köy Enstitüsü'nü 1946 yılının sonunda kapatmış ve 1943 yılında kabul edilen Köy Enstitüleri Programını yürürlükten kaldırmıştır. 1947 yılında ise neredeyse tüm Köy Enstitü Müdürleri görevlerinden almıştır. Gönen Köy Enstitüsü'ne yeni atanan müdürün hedefinde Fakir Baykurt vardır. Çünkü Fakir Baykurt dergilere yazı ve şiir yazmaya başlamıştır. 1947 yılından itibaren enstitü öğrencilerinin dergilere gazetelere şiir ya da yazı yazmaları kısıtlanmıştır. Bu tür çalışmaları yürütenler ya "ıslah" edilecekler ya da okuldan atılacaklardır. Fakir Baykurt adı enstitüler arasında duyulmaya başlamıştır; okuldan atılacakların başında gelmektedir. Yazma ve okuma çalışmalarını gizli gizli sürdürmektedir. Okulda sık sık kitap aramaları yapılmaktadır.Fakir Baykurt okuduğu kitapları tavan aralarına saklar, ancak okuduğu kitaplar ve yazdığı şiirler soruşturma konusu olur. Gelen Bakanlık Müfettişi Gönen Köy Enstitüsü'nde tam on gün kalır ve Fakir Baykurt'u soruşturur. Bazı öğrenciler ise gönüllü muhbirlik yapar. Daha doğrusu yeni Milli Eğitim Bakanı ve onun atadığı müdürler öğrenciler arasında muhbirliği özendirmeye çalışmaktadırlar. 1946 yılına kadar, bu okullarda okuyan ve yazan öğrenciler el üstünde tutulurken 1946 yılının eylül ayından itibaren okuyan öğrenci "mimlenmektedir". Okuldaki eski öğretmenler sürgüne gönderilirken yeni gelenler tam bir görev aşkıyla(!) okuyan yazan öğrencilerin peşine düşerler. Köy Enstitüleri artık soran, soruşturan, eleştiren, özeleştiri yapan, okuyan, yazan öğrencilerin övüldüğü, desteklendiği okullar olmaktan çıkmıştır. Artık yerli yersiz öğrenciler toplanmakta ve onları "ıslah" etmek için söylevler verilmektedir.Okumayı ve yazmayı sürdüren öğrencilere ağır hakaretler edilmektedir.

Fakir Baykurt 65 yaşına kadar olan anılarını sekiz cilt kitapta topladı. Her cilt bağımsız olarak da okunabiliyor. Birinci ciltte köyündeki yoksul ve zorlu yaşamından söz ederken , 2. ciltte Köy Enstitüsü yaşamını anlatmaktadır. Özellikle Köy Enstitülerinin kapatılması konusunda bilgi edinmek isteyen kişilerin bu cildi okumalarını öneririm. Ünlü ozanımız Mehmet Başaran'ın " Mehmetçik Mehmet" anı kitabıyla gene ünlü yazarımız Talip Apaydın'ın " Köy Enstitülü Yıllar" kitapları o yılları kendi tanıklıklarıyla birinci elden anlatıyor. Sayın Pakize Türkoğlu'nun " Kısa Süren Hasat" ile " Tonguç ve Enstitüleri" kitapları da 1940- 1950 yılları arasında yaşananları öğrenmek isteyenler için önemli kaynak kitaplardır. ABD'li yazar Fay Kirbi'nin kitabı 1961 yılında yayımlandı ve bu alanda ilktir. İsmail Hakkı Tonguç'un oğlu Dr. Engin Tonguç'un dev yapıtı " İsmail Hakkı Tonguç'un Yaşamı" ve Hürrem Arman'ın " Piramidin Tabanı" adlı yapıtları da bu kitapların yanına eklemeliyiz. 1946 yılının eylül ayından itibaren okuyan, yazan, soran, sorgulayan öğrenciler için enstitüler hapishanedir.

Fakir Baykurt " Piramidin Tabanı"nın en altından gelmiş ve en üste çıkmayı başarmış çok az insanımız arasındadır. Öğretmenlik yaşamının içine öğretmen örgütçülüğünü ve yazarlığı da sığdırabilmiştir. Zamanın iktidarları onu oradan oraya sürmüşler, hapse atmışlar hatta öğretmenlikten de uzaklaştırmışlar; ama o asla yılmamış, hem halkın çocuklarını okutmuş hem öğretmenlerin ekonomik, demokratik hakları için önderlik etmiş hem de yazarlığını sürdürmüştür. Fakir Baykurt çalışkan, özverili ve direngen bir insandır. Onun yaşamı başarılarla doludur. Kitapları senaryolaştırıldı, filmlere konu oldu, ödüller aldı. Tarih onu sayfaları arasına aldı ve ölümsüzleştirdi.

Fakir Baykurt köyü ve köylüyü yazdı. Almanya'ya gittiğinde de Almanya'yı ve işçileri yazdı.Ne yazık ki onu genç sayılabilecek bir yaşta yitirdik.11 Ekim 1999 tarihinde aramızdan ayrıldı. Benim gibi köy çocuklarına örnek oldu. Anısı önünde saygı ile eğiliyorum.
Yargı H. Özmen

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13