Bazı eğitimciler yurtdışına gidiyor, bir iki sene “master” yapıyor, sonra yurda dönüp size bize sistem öğretiyorlar.

Bazı eğitimciler yurtdışına gidiyor, bir iki sene “master” yapıyor, sonra yurda dönüp size bize sistem öğretiyorlar. İlk öğrettikleri de şu: “Efendim, biz ezbere dayalı eğitimi bir kenara bırakacağız. Anlayarak öğreteceğiz.” 

İyi de, insanlar ta mağara devrinden beri, Mezopotamyalı hocalardan, Aristoteles'in Akademyasından beri anlayarak değil; ezberleyerek öğrenirler. Anlamak için önce ezberlemek gerekir. Kilise bunun farkına varmıştır. Ortaçağ'ın İslam dünyası bunu anlamıştır, önce ezberlersin! Çünkü çocuklar ve gençler ezbere çok yatkındır, her şeyi ezberleyebilirler. Dili bile, kalıplar halinde, ezberleyerek öğrenirler. Ezberden sonra anlamak gelir. Ezber ve tekrar, öğretimin temelidir (repetitio est mater studiorum). Lisan da matematik de coğrafya da ezberleyerek Öğrenilir. Gençlere tavsiyem, bunlara kanıp ezberi bırakmamalarıdır.

Bu tür yenilikçiler sadece ezberi küçümsemekle kalmıyor, başka şeyler de yumurtluyorlar. Örneğin, "aktif metot" diye bir meseleleri var. Bunu da ders yapmamak için geliştirdiler. Ama bu epey zamandan beri var. "Aktif metot" deyip dersi çocuğa hazırlatıyor, kendileri de hiçbir şekilde derse çalışmıyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz. Mesela Batı üniversitelerinde Oryantalistler bir Arapça veya Türkçe metni talebeye okutur ama kendileri de derse okuyarak gelmiştir, öğrencilerin tepesinde dikilirler, öyle kolaycılığa kaçılmaz.

İlber Ortaylı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol