Tarihi eserlerimiz’in Londra’da ne işi var ?

İngiltere denildiğinde akla Londra gelir, Londra denildiğin de ise akla ilk gelen British Musem’dur.

Öncelikle müze binasının EGE bölgemizden çalınarak götürüldüğünü bilmelisiniz.

Bu harika Roma dönemi sunak Ege bölgemizden çalınan bir hırsızlık malıdır.

Siz şimdi diyeceksiniz ki yok artık. Dev antik yapıyı nasıl çalmışlar?

Tek tek taşlarını söküp, numaraladıktan sonra gemiler ile İngiltereye kaçırıp, tek tek numaralara göre yeniden birleştirdiklerini bilmeyeniniz çoğunluktur zannederim.

Öyle ki, hepiniz hatırlayacaksınız, Unesco Dünya Miras Listesi'ndeki Yeşil Türbe'nin 588 yıllık çinileri, bir Türk araştırmacının yalnış asansöre binmesi ve gördüğü çinileri tanıması sonucu ortaya çıkmıştı.

Ortaya çıkan çinilerimiz İngiltere müzeciliğinin kirli çamaşırı gibidir.

1421 yılında inşa edilen Bursa ve Türkiye'nin önemli sembollerinden Yeşil Türbe'nin çinileri, 1855 depremi sonrası restorasyon bahanesiyle kaçırılmış.

İstanbul'un Fethi sırasında Fatih'in kullandığı toplar İngiliz askerleri tarafından Kasımpaşa'dan gemilere yüklenip İngiltere'ye gönderilirken, 1920 yılında fotoğraflanması, çalarken yüzlerinin kızarmaması onların medeniyetlerinin gerçek yüzüdür.

Mesela M.Ö. 2000'li yıllara ait 10 tonluk Knidos (Datça) Aslanı'nı İngilizler 1855 yılında götürüyor.

endi ülkelerinde yalan ve hırsızlığı yüz kızartıcı suç saymaları ama kendilerinin hırsızlıkta master degree olmaları elbette mahsusçuktan tezatdır.

Kelt, kelp kelimesinden türemiştir ve Keltler Türkic topluluktur.

Dünyanın en pahalı şehri olan Londra’da British Museum ücretsiz gezilebiliyor.

Bu müzeyi gezdiğimde ilk merak ettiğim şey “Her şeyin pahalı olduğu şehirde neden British Museum ücretsiz?” oldu.

Yedi milyondan fazla eserin bulunduğu British Museum Birleşik Krallık’ta en büyük müze aynı zamanda dünyanın da en büyük müzesidir.

Dünyada hemen her yerinden her medeniyete ait eser bu müzede bulunuyor.

Sanki kendilerini Dünya'nın tüm medeniyetlerinin sahibi zannediyorlar.

Müzenin en eski eseri iki bin yıl öncesine kadar dayanıyor.

British Museum Sir Hans Sloane koleksiyonundan bağışladığı 71.000 eser ile 1753 yılında kurulmuştur.

Bugün British Museum Londra’nın en turistik mekanlarından birisidir. Müzeyi gezmek için en az bir günü ayırmak gerekiyor.

Detaylı bir gezi için ise günler gerekiyor.

Her gün binlerce turistin ücretsiz gezdiği müzeyi ziyaret ettiğimizde salonlar, kafeterya, kitap satış noktaları ve sergilenen eserler insanı büyülüyor.

Bu büyülü müzedeki eserleri gördüğümüzde dünyanın hemen her cm karesinden nerede ise bir eser görmek mümkün.

Müzenin İslam ve Anadolu ile ilgili bölümlerini gezdiğinizde hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Bizim müzelerimizde bulunmayacak bize ait eserleri görebiliyorsunuz.

Bir cami minberindeki çiniden, biz bulmadan British Museum’da sergilenmiş mozaiği görmeniz mümkündür.

Müzede bulunan Elgin Mermerleri olarak adlandırılan eserler Atina’dan götürülmüş.

Bahaneleri ise çok ilginçtir.Earl Elgin adlı diplomat bu eserlerin Türk tarafından daha fazla zarar görmesini önlemek için, “bu eserleri sözde izin alarak ülkesine götürmüş.

Koleksiyonu ilk başta kendi evinde sergilemiş. 1816 yılında Avam Kamarası satın alarak British Museum devretmiştir.

Uzak doğudan, orta doğuya, Mısırdan Anadolu’ya uzanan eserleri görebiliyorsunuz.

Ve en ilginci Avrupa’dan özellikle İngiltere’den nerede ise eser görmek mümkün değil. Saat koleksiyonu, fabrika makine parçaları, viza kartları Avrupa’nın eserlerini oluşturuyor.

Peki dünyanın bu yedi kıtasından eserler buraya nasıl gelmiş. İşte burası yuvarlak bir ifade ile “Bağış” ile geçiştiriliyor.

Gerçek olan bir şey var ki bugün zenginliğini sömürgelerine borçlu olan Avrupa ve bunların en büyüğü İngiltere Müzelerinin zenginliğini de sömürgelerine borçludur.

Yıllarca sömürdükleri bölgelerden elde ettikleri eserler British Museum en büyük eser temin mekanizmasını oluşturmuştur.

Yine özellikle uzak doğu ve orta doğu ülkelerine misyonerlik faaliyeti altında giden din adamları eserlerin Avrupa’ya gitmesinde büyük rol oynamışlardır.

Kaçak kazılarla ile bulunan eserler aracıların yardımı ile İngiltere’ye ulaştırılmıştır.

En büyük eser temini ise savaş bölgelerinde ki kargaşalardan yararlanarak eserler buraya taşınmıştır.

Savaş bölgelerindeki tarihi eserlerin korunmasına yönelik Lahey Sözleşmesi’ne imza atmayan İngiltere en son Suriye’de İŞID tarafından yağmalanan eserleri koruma altına aldıklarını açıkladı. British Museum’dan yapılan açıklamaya göre, eserler korunacak ve savaştan sonra ülkeye iade edilecek.”denildi. Koruma kılıfı ile Suriye’deki tarihi eserlerde çalınmış ve gasp edilmiş oldu.

Bugün British Museum’da bulunan eserlerin sahibi olan ülkeler eserlerini geri alsa müzede eser kalmayacaktır.

Bu durum gösteriyor ki British Museum ve Avrupa’da ki çoğu Müzeler hırsızlık müzesidir.

Dünyadan çalınan eserler burada sergilenmektedir.

Başta sorduğum soruya gelince Dünyanın en pahalı şehrinde ücretsiz müze ziyaretinin hikmeti İngiliz centilmenliğinden olsa gerek. İngilizler hal dili ile şöyle diyorlar. “Ey dünyalılar ülkemize hoş geldiniz. Bizler British Museum’da sizden çaldığımız eserleri sergiliyoruz. Ayıp olmasın diye eserleri ücretsiz görebilirsiniz. Malınız gibi ücretsiz gezin ”

Bugün Birleşmiş Milletler (BM) de güçlünün sesi çıkıyor. Dünya dengeleri değiştiğinde dünyalılar eserlerini çalan İngilizlerden geri alacakları kararları çıkartmalıdır.

Yolunuz Londra’ya düşerse bu dev müzeyi ücretsiz gönül rahatlığı ile ziyaret edebilirsiniz. Çünkü ne de olsa sizin ülkenizin eserleri.

Oh ne ala Dünyayı gezip dolaşacak özel eğitimli insan tipi yetiştirip tüm Dünyaya sal hırsızlıkla toplayıp sana getirsinler.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13