Sorunlu bir öğrenci ile öğretmeni arasında geçen bir hikaye

Öğretmeni, 
- Neden arkadaşlarınla çekişiyorsun, neden onların yaptıklarını bozuyorsun...diye sorunca çocuk,
- En iyi ben olmalıyım, en başarılı ben görünmeliyim...diye cevap vermiş.
Öğretmen bunun üzerine tahtaya düz bir çizgi çekmiş, 
- Bu çizgiyi nasıl kısaltabilirsin...demiş.

Kıskanç velet hemen atılıp bir kısmını silivermiş, 
- Olmadı demiş hoca, silmek yok, 
Eliyle üzerini kapatmış bu sefer çocuk,
Öğretmen 
- Yine olmadı, gizlemek yok...demiş.
- Başka nasıl yaparsın...diye sormuş,

Bakmış ki cevap yok, daha uzun bir çizgi çizmiş diğerinin yanına.

- Başkalarının çizgisiyle uğraşacağına, sen daha büyük bir çizgi çiz...demiş hırslı yumurcağa.

Hikaye böyle midir hep...böyledir, fazlası var eksiği yok.

Kolay olanı, diğerini hakir görmek ve göstermektir. Ulaşamadığın ciğere mundar demek,
Bükemediğin bileği jiletle kesmek gibidir.

Büyük İskender babası Philippos'u kıskanırmış. 
Ben başa geçinceye kadar fethedilecek yer bırakmayacak diye. 
Bilinen dünyanın yarısını alması babasına olan hıncıdır aslında.

Sezar da İskender'e kızarmış, benden önce her yeri aldı, bana kazanacak ülke bırakmadı diye.

Justinianus Aya Sofya'yı bitirince '' işte seni geçtim ey Süleyman'' diye bağırmış. 
Aklı Süleyman'ın kudüste yaptığı tapınağındaymış hala!..

Hitlerin bütün huysuzluğu aslında Yahudilerin her konudaki çalışkanlığı ve başarısı. 
Neden bunlar böylede Ari Alman ırkı geri kalıyor diye köpürmüş. 
Bakmış daha uzununu çizemiyor,
Çizgiyi silmek için en gaddar metodu kullanıp, 6,5 milyon insanı kül etmiş ama bitirememiş yinede.

'' Damnatio Memorai '' hatıraların lanetlenmesi...denilen bir terim var eski Roma da ,
Sulla, Nero, Commodus gibi bir kaç imparatora uygulanmış ölümlerinden sonra.
Yaptıkları eserleri, koydukları kanunları, evleri barkları, mezarları, heykelleri ve yazıtları siliniyor günlük yaşamdan sistematik olarak. 
Yavaşça, usulca, sinsice. Hiç yaşamamış gibi oluyorlar!..

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. 
Çok daha küçük ölçeklileri de iş yaşamlarımızda çoğumuzun önünden geçmiştir.

Bugün burada benzerlerini görüyoruz.
2019 yılı itibariyle gelinen çeşitli olumlu şartların durmadan 1930'ların Türkiye'si ile karşılaştırılmaya çalışılmasının,

O yılların konjektüründe imkansızı gerçekleştiren bir liderle, 
90 yıl sonrasının değerlerini çarpıştırmanın altındaki hastalıklı psikoloji en hafifiyle kıskançlık olmalıdır.

Onuncu yıl marşını duyunca sinirlenenlerin, 
İzmir marşını duyunca salon terkedenlerin, 
İstiklal marşında ayağa kalkmayanların, 
Bayramlara faşist törenleri diyenlerin,
TC'leri silenlerin, Üniversitelerin, Hava limanlarının, Caddelerin, Stadyumların adlarını değiştirenlerin bitmeyen hesaplarının motivasyonudur kıskançlık.

Aslında bugünün yöneticileri şanslıdırlar.

Önlerindeki yüksek çıta onların da, ülkenin de ufkunu geniş tutmaktadır.

Onu anlayabilseler, özümseyebilselerdi,
21.yy olanaklarıyla en az onunki kadar uzun ve kalıcı çizgiler çizmenin mümkün olacağını tahmin edebilirlerdi.

Eğer göz bebeklerine sinen o kin ve kıskançlık perdesi olmasaydı, 
''Seni geçtik ey Mustafa '' diye bağırdıklarında,

En çok onun sevineceğini bilirlerdi!..

banner47
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tamer tuna 3 ay önce

Bu kadar saçma bir şekilde biteceğini tahmin etseydim hemen daha uzun bir çizgi çekip okumazdim

banner14