Eski okulumda okul kıyafetini alamayan çok öğrencim olurdu.

Bende sıklıkla, sürekli alışveriş yaptığımız mağazalara yönlendirirdim.

Mesela geçen yıl 30 kadar öğrencinin kıyafetini moda giyim mağazası karşılamış, gönderdiğim hiç bir veli ya da ogrenciyi boş göndermemişti.

Ben buna kadın dayanışması diyorum. Reyhan hanım benim, isabetli bir kararla sectigim öğrenciyi kendisine gönderdiğimi düşünür ve her ne olursa olsun cocuklari herhalikarda giydirir gönderirdi.

Geçen gün yeni okulumda tespit ettiğim on iki öğrenci için aradım ve uzun uzun konuştuk kendisiyle.

Seve seve kabul ettiği yardım talebi konuşmasını tamamladıktan sonra "Ayla Hocam" dedi. "Biliyor musunuz eski okulunuzdan bu yıl bana yardım talebiyle gelen hiç öğrenci olmadı."

Şaşırdım doğrusu! Yoksul ailelerin çoğunluğunu oluşturduğu bir okulda niye çıkmasın ki?

"Allah allah.." dedim neden ki?

Yumuşacık sesiyle Reyhan Hanım "hocam..." dedi "Muhakkak vardır ama onu görecek ve dinleyecek biri yoktur."

Haklılık payı olabilir tabi bilemiyorum...

.........

Geçen gün gökyüzü rengindeki gözlerinden yaşlarını fırtınalı gecelerin yıldızları gibi indiren bir kız öğrencimi sakinleştirebilmek için iki saatımı harcadım.

Arkadaşlarını sevmeyen okula alışamayan ve sürekli gitmek istiyorum diye tir tir titreyen kız ogrencimin derdi başkaydı hissediyordum ama güven ortamı oluşmadığı için de ne ben onu zorlayabiliyordum ne de o kalbinin kapılarını bana açıyordu.

"Anlatırsan dinlerim." dedim sadece.

Anlatmadı...

Fakat bu gün gördüm, sakinlesmiş ve yüzündeki umutsuzluğu silinmiş gibiydi.

Sabahta annesi geldi okula ve yarim yamalak Türkçesiyle hasta olup çalışamayan kocasından kendisinin tedavi sürecinden evdeki hallerinden yoksulluk ve yoksunluklarindan aglayarak bahsetti.

Meğer kız öğrencim okulu sevmedim derken okula gelecek servis parasını veremedigini, okula aç gelip öğle yemek yiyemedigini, arkadaşları kantinde alış-veriş yaparken kendisinin parasızlıktan utandığını hatta ayakkabısı dar olduğu için içene çorap giyemediğini, sınıfın arka sırasında oturarak ders esnasında ayakkabılarını çıkarttığını anlatıyormuş...

Okulu sevmedim derken meğer ne çok şey anlatıyormuş...

Sınıfa gidip O'nu çağırdığımda gerçekten de ayakkabılarını çıkartmış en arka sırada oturuyordu çocuk.

Adini duyunca telaşla ayakkabılarını giymeye çalıştı hemen. Birini giydi, diğerininde topuğuna bastı.

Birlikte gittigimiz üst kattaki odamda bir not kağıdı verdim eline. Kendisine okul kıyafeti ve bir spor ayakkabısi alabilecigi çek gibi bir şey yani...

Sevindi...

Pazartesi yeni kıyafetleriyle gelecek gök gözlü güzel kız. Yemeğini ücretsiz yeyip, servise de ücretsiz binecek...

Ve o kızın gözleri hep yaz mevsimindeki gökyüzü gibi masmavi gulecek...

Dar bir ayakkabıyla bütün gün yaşamanın ıstırabını düşünüyorum. Patlayan ve soyulan ayakları ...

Açlığı...

Kayıt alanı...
Komşu kayıt alanı... derken
Meselenin özünü bizden uzaklaştı gitti.

Mesele açlık, yoksulluk, eğitimde fırsat eşitliği ve sosyal devlet anlayışı...

Mesele...

Birde çocukların dar gelen ayakkabıları...

13.09.2019
AYLA ÖZBAL

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13