ADI SONGÜL YAKUT, bir yarbay idi. Daha da önemlisi bir "İNSAN EVLADI" idi.

Bu yazıda O'nun insani yönüne dikkat çekeceğim sevgili Canlar. "O kadar iyi bir komutandı ki parası çalınıp ailesinin de tekrar gönderme gücü olmayan askere kendi cebinden parayı verip "korkup bana getirdi çalan kişi ve onun ismini vermeyeceğim" dediği gün gözümde daha da başkalaştı. Askerliğim biterken sırf o komutandan ayrıldığım için o gece sabaha kadar ağladım" diyor bir askeri..

Türkiye’nin "ilk" kadın jandarma komutanıyken Şırnak’ta düşen helikopterde 12 askerle birlikte 41 yaşında şehit oldu.

Malatya'nın Akçadağ, Ören köyünde büyüyen 5 kardeşin en küçüğüydü.

Anası "kızım her telefon açmada diyordu ki, ‘Çok şükür bir sorun yok.' Ben ise ‘Kuzum sana dua ediyorum' derdim. Bir gün telefonda sesi kötü geliyordu. ‘Neyin var' dedim, ‘İki askerimizi yitirdik' dedi. ‘Öldüler mi?' deyince, ‘Anne öyle deme, onlar şehit. Her birinin iki küçük çocuğu var' dedi, ağladı.

OTOMOBİLİNİ ASKERLERE YIKATMAZDI

Beypazarı'nda ilçe komutanıyken bazı komutanların arabalarını askerlere yıkatmasına sinirlenmişti. Hepsini kaldırdı. ‘Onlar vatan görevini yapmaya geldiler, kimseye hizmet etmeye gelmediler' derdi.

KARŞILIK BEKLEDİĞİNDE O İYİLİK OLMAZ

Bir gün mutfağın camından bakıyorum; bir askerin eline silahı veriyor alıyor, veriyor alıyor. Yanında karakol komutanı, saatler sürdü bu. ‘Kızım o neydi' dedim. ‘Onun babası, yanında annesini öldürmüş, çocukta silah korkusu oluşmuş. 2 ay da silah eğitimi verememişler' dedi. Tek başına eğitim verdi, saatlerce silahı öğretti. Kimseye yaptığı iyiliği söylemezdi.

‘Anne' derdi, ‘Karşılık beklediğinde o iyilik olmaz.'

Babasını 8 yaşında kaybettik. En küçüğümdü ama hepimizin babası, anasıydı, o benim her şeyimdi.

Lise sondayken televizyonda haber gördük, ‘Harp okulları kız öğrenci alacak' diye. Onu görünce:

‘Ben asker olmak istiyorum' dedi. Köyden iki kız, üç erkek gittiler, hiçbiri kazanamadı benimki kazandı 17 yaşında. Tek başına her şeyi kendi yaptı.”

ÜNİFORMASINI ÇIKARIR ŞALVARINI GİYER BAHÇEDE ÇALIŞIRDI

Köyü, bahçeyi severdi. Yıllık izinlerinde tatile gitmez, gelir bahçeyle ilgilenirdi.

İşte O sabah 06.30'da bana telefon etti, ‘Ne zaman kayısı oluyor, ona göre iznimi yazdırayım' dedi. Eve gelir, üniformasını çıkarır, şalvarını giyer işçilerle bahçede çalışırdı. Onun insanlığını tarif edemem. Öyle bir "CAN" bir daha gelir mi?”
***

İşte bu Dünyadan bir CAN ve İNSAN gelip geçti.
#Alıntıdır

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol