Uzman Öğretmenlik Tartışmasını Bitirecek Çare Var!

Öğretmen haberleri ve gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!

Günlerdir sosyal medyada kariyer basamakları, uzman öğretmen ve başöğretmenlik hakkında yapılıp çiziliyor. Farklı başlıklar altında hastage çalışması yapılıyor. Öğretmenleri bu kadar tedirgin eden şey nedir?  Kanun marifetiyle çalışma barışını bozmaya değer mi?
Hafta başında Twitter hesabımdan bu konuyu ele alacağımı şu ifadelerle dile getirmiştim:
"Öğretmen sınavdan mı korkuyor; 
Olası sınava mı inanmıyor?
MEB' in videoları ile-görünen o ki- parasal karşılıktan öte anlam ifade etmeyen"Uzmanlık" ve "Başöğretmenlik" çıkarma düşüncesinin sahada karşılığı nedir?"
Maksadım, her ne kadar kişisel kanaatim net olsa da- sahadan- bu tespitlerimin nasıl algılandığını gözlemleyerek sosyal medyada olan biten  ile alanın tepkisinin aynı olup olmadığını ölçümlemek idi.
Öğretmenliklerine ve alanlarındaki uzmanlıklarına itimat ettiğim bir çok arkadaş ile ya yüz yüze ya da mesajlaşmak suretiyle tartışma konusunu bir kez daha masaya yatırdık. Öne çıkan en önemli tespit;
"Hiç bir sınavın öğretmene tecrübe kadar uzmanlık veremeyeceği" fikriydi. 
Bu görüşmelerde baştan ifade edelim ki; öğretmenleri tedirgin eden hususun aslında sınavdan daha ziyade videoların saha gerçekliğinden uzak olması ve bu malûmattan öğretmene kalan şeyin sadece kuru bir bilgi olduğu gerçeği idi. İronik ifadesiyle söyleyecek olursak; "Mebflix 'ten sessiz sinema izler gibi"  öğretmeni bu video izlemeye icbar etmenin hiç kimseye faydası olmamıştır.
Öğretmenlerin,  "Sınav İptal " ,"Uzmanlığım Diplomamdır!" diyerek ses verirken ortaya koydukları haklı serzenişin sınav korkusu olmadığı ortadadır.  Bunu bir kenara not edelim.  KPSS gibi esaslı bir sınavla öğretmen olan, yönetici olurken  ya da gerçek anlamda statü getiren  vazifelere geçiş sürecinde sınavla muhatap olan eğitimcilerin sınav kaygılarının olduğu söylenebilir mi? İsterseniz meselenin özüne inelim:
Öğretmenlik, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunun 43. maddesine göre:
"Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir."
Şimdi tekrar başa dönerek; 
"Öğretmenlik Meslek Kanunu yasama sürecinde virgülüne dahi dokundurtmayan tutucu anlayışın saha gerçeklerini dikkate almasını beklemek doğru muydu?"   demenin zamanı değil. O gün tüm şerhlerimize rağmen, sınavı bir formalite olarak etiketleyen ve hizmetiçi eğitimlerle sürecin tamamlanacağını ifade eden yaklaşım bizi ümitlendirmişti. Lakin  bugün sınav adına-beklentinin aksine- tamamen teorik ve reel işlevsellikten uzak bir çalışma çıktığı hepimizin malumu.
Yıllarca öğretmenlik yapan, eğitim denetimi dahil MEB'te uzun yıllar hizmet eden -eğitim bilimci-bir  dostumuzun ifadesiyle; " Büyük oranda aceleye getirilmiş, sahadan ve hayatın gerçekliğinden uzak; öğretmenleri lisanstaki öğrencileriyle karıştıran" bakış açısı ile hazırlanmış bu videolardan,   "Uzman" çıkmaz. Vakti zamanında gündeme gelen Milli Eğitim Akademisi bugün devrede olmuş olsaydı, ne eğitimleri ne de eğitimcileri eğitmek (!) durumunda kalan akademisyenlerin sahadan uzak hallerine tanık olmayacaktık.
Emeklilikte hiçbir işe yaramayan  kariyer basamaklarını,  akademyadaki yükseliş ile ya da  tıpta uzmanlıkla mukayese ederek savunmak,  Mecellenin ifadesiyle;
"Kıyas meal fark" -yani- iki benzemezi karşılaştırmak suretiyle bir yargı ortaya koymaktır. Böyle bir yanılgı ile hareket etmenin kimseye faydası olmaz. 
Kendi alanında onlarca kitabı olan, eğitimci- yazar olarak edebiyat ve sanat dünyasında karşılığı olan eğitimcilerin müktesebatına dahi değer vermeyen -sözün başında ifade ettiğimiz üzere - uzmanlık/başöğretmenliğin,  ekonomik getiriden  öte bir anlamı var mıdır?
Peki, çözüm nedir? 
Kanunla sınav getiren kariyer basamaklarında kökten çözüm imkanı yok mu?
Elbette var:
Kariyer Basamakları odaklı bu tartışmadan  ana muhalefet partisi liderine bonus ikram etmek yerine;  ya "zararın neresinden dönülürse kardır" diyerek meclis açılır açılmaz meslek kanununda baştan eksik bırakılan hususları da ekleyerek kıdem esaslı bir düzenleme getirmek ya da ortalama memnuniyet üretecek revizyonu yapana kadar ,konjonktürü de dikkate alarak- bir sefere mahsus olmak üzere- son günlerde şube müdürlüğü özelinde gündemden hiç düşmeyen bir istisna yol olarak; Sayın Bakanın kıdem esasına göre,  hak eden herkesi 76. madde marifetiyle uzman ya da başöğretmen yapmasıdır. 
Neden olmasın?...
               İdris Şekerci
EBS İstanbul 6 Nolu Şube Başkanı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner13