Mart-2020 tarihinden bu yana dünyada yaşanmakta olan covıd-19 salgını nedeniyle bütün ülkelerin eğitim sistemleri ve dolayısıyla çocuklar bu süreçten olumsuz bir şekilde etkilenmiştir. ‘Çocuk Hakları Sözleşmesi”; sözleşmede sıralanan hakların korunması, özel gereksinimli çocuklar, çocuğun anne-babası ile birlikte yaşamanın sağlanması ve sağlık hakkı gibi birçok önemli içeriğin yanında, onun eğitimi ve gelişimi ile ilgili birçok düzenlemeyi de içermektedir.

Çocuk hakları, tüm dünyada çocukların sahip olduğu hakları tanımlayan ve çocukların sahip olduğu hakların korunması olarak tanımlanabilir. Her çocuk, doğuştan bazı haklara sahiptir. Eğitim, sağlık, yaşama, barınma, cinsel ya da psikolojik sömürüye karşı korunma gibi haklara sahip olan çocuklar, yetişkinler ya da diğer çocuklar karşısında savunmasızdır. Bu nedenle çocuklara bazı hakların verilmesi ve bu hakların korunması, tüm çocuklar için çok önemlidir.

Sözleşmenin 28. maddesinde; “ Her çocuk eğitimini tam yapabilmek için desteklenir ve korunur. İlköğretim parasız ve hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm çocuklar için hak ve zorunludur.”; 29.30. maddeleri; “Çocuklara verilen eğitim onların gelişimlerini en fazla ölçüde sağlayacak düzeyde olmalıdır. Eğitim, çocukların hoşgörüsünü, kendi kültürüne ve farklı kültürlere saygısını, ayrımcılığa karşıtlığını, doğaya saygısını arttıracak biçimde düzenlenir. Çocuğun kendi kültürü, bulunduğu ülkedekinden farklıysa gelişim ve eğitim hakkının her aşamasında buna gereken özen gösterilir; 31.maddesi “Çocukların boş zamanlarını değerlendirebilmeleri, kendilerini geliştirebilmeleri için oyun bahçeleri, çocuk kulüpleri, kütüphaneler, spor ve kültür merkezleri açılmalıdır. Her çocuğun bu tür etkinliklere katılma hakkı vardır.”; “32.maddesi ise “Çocukların okula gitme, oyun oynama hakkı vardır. Onlar yetişkinler gibi çalıştırılamazlar. Çalışmak zorunda kalırlarsa yapacakları iş onların sağlığı ve eğitimleri için sorun oluşturmamalıdır.” hükümleri yer alır.

Mart 2020’den bu yana dünyada yaşanan covid-19 kaynaklı salgın sebebiyle eğitim öğretim süreçlerinin kesintiye uğramasıyla oluşan akademik, sosyal ve duygusal kayıplar ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bu kayıplar yalnızca bugünün problemi değildir. Bu kayıpların telafisinin yapılmaması çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine gölge düşürme potansiyeline sahiptir. Özellikle temel becerilerde oluşan eksiklikler ve yetersizliklerin giderilmemesi toplum ve ekonomi için uzun vadede ciddi kayıplara neden olabilir. Bu kayıpları yok sayarak eğitim öğretim süreçlerine devam etmek mümkün değildir. Kayıplar telafi edilmezse;

-Öğrenmenin sürekliliği sağlanamaz ve öğrenme kayıpları artar.

-Öğrenme yoksulluğu artar.

-Öğrencilerin iyi olma hallerinin sağlanması zorlaşır.

-Okul terkleri artar.

-Öğrenciler arasındaki mevcut öğrenme farkları artar.

-Çocuk işçiliği artar.

-Çocuk evlilikleri ve erken yaşta gebelik riski artar.

-Ekonomik kayıplar artar.

-Toplumsal ve küresel eşitsizlikler derinleşir.

Bütün bu gerekçelerle, telafi eğitiminin planlanması ve yürürlüğe konulması, başta çocuğun eğitim hakkının, onlara teslim edilmesi ve çocuklarda oluşan bilişsel, sosyal, duygusal kayıpların giderilmeye başlanılması açısından bir zorunluluktur.

Çocuklarımızın okuldan uzakta kalmalarının sonucunda oluşan kayıpların telafi edilebilmesi hepimizin sorumluluğundadır. Telafi eğitimi, yüz yüze ve çok boyutlu bir planlamayı gerektirmektedir. Ancak bu planlamanın yapılabilmesi için özellikle MEB’in ve biz öğretmenlerin, telafi eğitiminin gerekliliğine inanmamız gerekmktedir.

Kaynaklar

Sevcan Karakoç Demirkaya. Pandemi ve çocuğa yönelik ayrımcılık-Okul kapatma: Bir çocuk hakları ihlali. Klinik Psikiyatri 2021;24:133-134

TEDMEM-Türkiye’nin Telafi Eğitimi Yol Haritası. Mayıs-2021

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol