openai-domain-verification=dv-20oeV6Ji7GwNJnifc1fkv5m3

Sendika bir kariyer basamağı değildir.
Makam odası hiç değildir.

Sendika; en sessiz öğretmenin, en yalnız memurun, en ezilen çalışanın sesi olma iddiasıdır.
Bu iddiayı unutan her yapı; temsil değil, tabela taşır.

Ne Zaman Bu Kadar Yalnızlaştık?

Kendine yakın olanlarla sınırlı ziyaretler,
Temsilcileri, üyeleri yok saymak...
1 Mayıs’ta kalabalıktan kaçarak bir köşede fotoğraf çektirmek...

Tüm bunlar artık alışıldık davranışlar hâline geldi.
Ama sendikacılık alışkanlıkla değil, inançla yapılır.
Ve bu davranış biçimi inançsızlıktır!

Sözde Temsilciler, Gerçek Suskunluk

Destek adı altında yapılan suskunluk;
adaletsizliğe ortaklıktır.
“Yakınım” diye yanlışı savunanlar,
bir yapıyı değil, kendi koltuklarını korumaya çalışır.
Unutulmasın:
 Haksıza destek, haklının sırtına yüktür.

Sendikacılığın Gerçek Yeri Neresidir?

– Kalabalığın içinde sessizce yürüyen bir öğretmenin yanıdır.
– Taşrada üvey evlat gibi görülen okulların içidir.
– Kimsesiz bırakılan üyeye bir telefon mesafesinde durabilmektir.
– Kalabalığın alkışını değil, hakikatin yükünü taşımaktır.
Çok Geç Olmadan...

Bu sahne bitmeli.
Bu roller bırakılmalı.
Sendika; fotoğraf çektirenlerin değil, ter dökenlerin yeridir.

Eğer hâlâ birileri gerçekten sendikacılık yapmak istiyorsa:
Koltuğa değil, sahaya inmelidir.
Poz vermeye değil, hesap vermeye hazır olmalıdır.
Ve en önemlisi, o koltukta sadece kendini değil, herkesi taşıyabileceğini göstermelidir.

 “Sendika sahne değil, siper yeridir.
Kimi alkışlanır, kimi direnir.
Tarih yalnızca direnenleri yazar.”

Eser ATAKAN - 03.05.2025

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

backlink paketleri
tez yazdırma