Kitap okumanın ve okuduğunu anlamanın üzerinde ne kadar durulsa azdır.Bu yüzden ısrarla bu konunun üzerinde duracağım.Toplumumuz olaylara ve hayata tek pencereden bakmaya alışmaya başlamakta,farklı bir fikri yorumlamaya pek te gayret etmemektedir.''Okumak'' insanın tek başına yapabileceği en kıymetli şeylerden biridir.En iyi dost en iyi sırdaştır çoğu zaman.Kitaba ne kadar değer verirsek bize o kadar çok şey vermeye başlayacak ve adeta canlanacaktır.Kendimizi müthiş bir beyin fırtınasının içinde bulacağız.Bir bakmışız ki sohbet etmeye başlamışız,dedikodu yok kibir yok,gürültü yok.Ve uzun zamandır düşünüp biraraya getiremediğiniz kelimeler boncuk boncuk dizilivermiş önümüze.Belki hiç bir arkadaşımızın veremeyeceği sohbet hazzına kavuşuvermişiz.Üstüne üstelik bu sohbet bize mutluluğu ve hazzı sunarken,bilgi de katacak.Paha biçilemez bu ortam için çok büyük çabalara lüzum yok.Sessiz bir ortam ve kitabınız size yetecektir.Vay efendim kitap okuyacak vaktimiz yokmuş,aslında okunulası çok kitap yokmuş,akıllı telefonumuzdan bakabilirmişiz falan filan bunların hepsi laf-ı güzaf.Bahaneler yığını,tembelliğe kılıf.Okumak zaman alır doğrudur,lakin verdiklerinin yanında bunun pek te esamesi okunmayacaktır.Bu konunun toplumsal bir sorun olduğunu düşünmekteyim.Bu noktada dikkat çekici projeler ve farkındalık yaratacak etkinlikler yapılması gerekmektedir.Okullarda çocuklarımız ile yaptığımız bu tarz projelerin başarılı olabilmesi için toplumun dikkatini çekmemiz gerekiyor.Yetkililerimizin buna eğilmesi ve ciddiye alması gerekmektedir.Bununla ilgili kanımca bir kamu spotu hazırlanıp tüm kanallarda yayınlamış olsa bir nebze katkısı olsa ne de güzel olmaz mı?Okuyan bir nesil istiyorsak,okuyan bir toplum olmalıyız.Çocuklarımız bizden gördüklerini hayal dünyalarına işliyor ve rol alıyorlar.Gelişmiş ülkeler seviyesine gelmek   sadece ekonomik olarak algılanmamalı ve gelişmişliği,kapitalizm mantığıyla anlamamalıyız.Asıl gelişmişlik; ''Kültürlenme''ile gerçekleşecektir.O da çerez yiyerek olmaz.Kıssadan hisse bir hikaye sanırım düşüncemizi özetleyecektir.
Vaktiyle Eğitim Bakanlığı da yapmış olan tarihçi Abdurrahman Şeref Bey, Galatasaray Lisesi’ nde müdür iken , birgün Sultan Abdülhamid’ in hizmetkarlarından bir paşanın oğluna kızar. Öğrencilerin arasında çocuğa;

“Adam ol” der, “baban gibi eşek olma!”

Çocuk bunu babasına anlatır.

Babası:

“Vay, demek ben bugüne bugün padişahımın mahiyetinde bir paşa olayım da, bana eşek desin. Bunu ona soracağım” der. Ertesi gün okula gidip hocayı bularak; “Beyefendi, sizin bana eşek demeye ne hakkınız var? Ben, padişahın mahiyetinde paşayım” deyince, Abdurrahman Şeref bey; “Ne münasebet ben sizi tanımıyorum. Ne zaman eşek dedim”, diye sorar. 

Paşa;“Geçen gün okulda oğluma “adam ol, baban gibi eşek olma” diye bağırmışsınız” der. Bunun üzerine Abdurrahman Bey; “Doğru, çocuğunuzu payladım. Çalışmıyordu. Sizi örnek göstererek, “adam ol baban gibi! eşek olma! diye söyledim“ der. 

Selam olsun babası gibi olup eşek olmayanlara..

Sağlıcakla..

 Gökhan KARABÖRK 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Musa karabörk 2 hafta önce

Eline yüreğine sağlık Gökhan abi.