2020-2021 Eğitim Öğretim Yılında bütün alanlarda toplam 20 bin öğretmen atama takviminin açıklanması ve bugüne kadar herhangi bir yetkilinin ağzından ek atamaya ilişkin olumlu veya olumsuz bir açıklama yapılmaması, ataması yapılmayan öğretmenler arasında tepki ve paniğe neden oldu.

Bu anlamda 2020 yılı itibarıyla kamuda ve özel sektörde görev yapan öğretmen sayıları ve norm kadro açığı ve fazlası gibi sayıların bilinmesi önümüzdeki döneme ışık tutacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre;

-2020 yılında Türkiye’de 1 milyon 117 bin 686 öğretmen vardır.

-Resmi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 942 bin 936’dır. Bu öğretmenlerden 101 bin 730’u sözleşmeli öğretmendir.

-Sistemdeki ücretli öğretmenler toplam öğretmen sayısının %9,7’sidir. Bu orana göre sistemde en az 90 bin ücretli öğretmen mevcuttur.

-2020 yılında toplam 39 bin 827 sözleşmeli öğretmen atanmıştır.

-2019 yılı Sayıştay Raporu’na göre 138 393 norm kadro açığı vardır.

-Ülke genelinde 45 bin 141 öğretmen norm fazlasıdır.

Öncelikle bu rakamlar sorunludur ve kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen, özel sektörde çalışan öğretmen gibi statülerin olması tabloyu daha sorunlu hale getirmektedir.

Sorunlarda ilki; bir eğitim sisteminde çok farklı sıfatlarda, çok farklı statülerde ve çok farklı maaş ve özlük haklarına sahip öğretmen istihdam edilmesidir. Bu farklılıklar birçok tartışmayı gündeme getirecek ve çalışma barışını bozacaktır.

İkincisi; 138 393 norm kadro açığı varken, 45 141 norm kadro fazlası mevcuttur ve bu durum çeşitli nedenlerle öğretmen dağılımının dengeli dağılmadığını göstermektedir.

Üçüncüsü; 138 393 norm kadro açığının, 90 binin üzerinde ücretli öğretmenle karşılanması, hem asgari ücretin altında bir ücretle çalışmak zorunda kalan, hem de birçok özlük hakkından mahrum olan ücretli öğretmenlerin mağduriyetine neden olurken; kadrosuz, güvencesiz, düşük ücretli bu öğretmenlerin moralsiz ve motivasyonsuz bir şekilde sınıfa girmelerine neden olacak ve bu durum da öğrencileri olumsuz etkileyecektir.

Dördüncüsü; öğretmenleri belirli bölgelerde zorunlu olarak tutmak için yürürlüğe konulan ve “4+2” , “3+1” görev süreleriyle gündemde olan sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının birçok hak kaybına neden olması ve giderek  öğretmenlerin aile birliğini bozan bir uygulamaya dönüşmesi olumsuz bir sonuca yol açmıştır.

Beşincisi; özel sektörde çeşitli eğitim öğretim kurumlarında görev yapan (250 bin) öğretmenlerle, kamuda görev yapan öğretmenlerin maaş ve özlük haklarının çok farklılıklar göstermesi, kamu vicdanını yaralayacak düzeydedir.

Bütün bu olumsuzluklar bugünün eseri değil uzun yıllardır MEB ile YÖK arasında öğretmen yetiştirilmesi ve atama planlamasının yapılmaması nedeniyledir.

Bu sorunları çözmek mümkündür.

Çözüm; yıllardır raflarda tozlanan “Öğretmenlik Meslek Kanunu”nu, taraflarla yeniden gözden geçirerek, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik uygulamalarının yürürlükten kaldırılması, norm kadro açığı kadar ek atama yapılması ve özel sektörde görev yapan öğretmenlerin maaş ve özlük haklarının kamudaki öğretmenlerle eşitlenmesidir.

Kaynaklar

Eğitim Değerlendirme Raporu-2020 TEDMEM

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol