Firuz Barbaros Bağlıkaya Kimdir?

1957 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Firuz Bağlıkaya, güneyli bir ailenin çocuğu. Anne Güzin hanım Tarsus, baba Necmi bey ise Adanalı. Bağlıkaya'nın hem annesi hem de babası devlet memuru. Bir kız bir de erkek kardeşi bulunan Bağlıkaya'nın Oğuz adındaki erkek kardeşi ise kazada hayatını kaybetmiş.

Firuz B. Bağlıkaya kimdir?
Firuz Bağlıkaya 1957  İstanbul doğumludur. Ankara Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi, ardından da Yabancı Diller Yüksek Okulu İngilizce bölümünden mezun oldu. 1975 yılından sonra yurt dışında bir süre otelcilik mesleğini sürdürdü. 
 
Seyahat Acenteciliğine 1982 yılında Ankara'da başladı. Çeşitli seyahat acentelerinde profesyonel olarak çalıştıktan sonra, 1994 yılında  Detur seyahat acentesinin kurucu ortağı oldu. Seyahat acenteciliğini sürdürürken yurt dışında tur operatörlüğü faaliyetlerine 1995 yılında başladı; sırası ile Rusya (1995), Finlandiya (1998), Norveç (1999), İsveç (2000) ve son olarak da 2012’de Danimarka’da tur operatörlüğü şirketini faaliyete geçirdi.
Faaliyet gösterdiği ülkelerde; Türkiye, Tunus ve Mısır destinasyonlarında pazar lideri oldu. 
Bugün Detur International’ın cirosu 100 M Euroya ulaşmış, kuzey ülkelerinden taşıdığı yıllık yolcu sayısı  150.000 kişiyi aşmıştır.
Detur geçen yıl , tüm dünyadan rakiplerinin de aday olduğu, Tunus’a en çok turist getirenlere verilen ve ilki düzenlenen Tunus’un en büyük Turizm Ödülü olan Tunisien Award‘u kazandı.
 
Geçen seneye kadar Türkiye Basketbol Federasyonu’nda yönetim kurulu üyeliği yapan Firuz Bağlıkaya Tur Operatörlüğü  faaliyetlerinin dışında, Türkiye ve Avrupa’da spor organizasyonları yapmayı da sürdürüyor. Dünya Basketbol Şampiyonası , Dünya Golf Şampiyonası , Final Four Avrupa Basketbol Şampiyonası bu organizasyonlardan bazıları..

ANKARA'DA TURİZM OTELCİLİK OKULUYLA BAŞLAYAN BİR TURİZM SERÜVENİ

İlkokulu Ankara'da Namık Kemal İlköğretim Okulu'nda bitiren Firuz Bağlıkaya, eğitimine turizm otelcilik okulunda devam etmiş. Bağlıkaya, ''Liseyi turizm otelcilik alanında okudum ve okuduğum yıllar da da turizm sektöründe çalışmaya başladım. Turizm sektörüne girmem ise tesadüfi değil, bilinçli bir tercihti.'' diyor.

''İSTANBUL'DA DOĞDUM AMA ANKARALIYIM''

İstanbul'da doğmuş olmasına rağmen Bağlıkaya kendini Ankaralı olarak tanımlıyor. 3-4 yaşlarındayken ailesi Ankara'ya taşınan Bağlıkaya, 1990 yılına kadar bu kentte yaşamış. Bağlıkaya Ankara yıllarını şöyle anlatıyor:

''İstanbul'u çok fazla yaşayarak Ankara'ya gitmedik. Gel-gitli zor zamanlarımız oldu. Lisede turizm sektründe çalışmaya başlasam da, iş hayatına girmem çok erken yaşlarıma denk gelir. Yaz tatillerinde su satmaktan mısır satmaya kadar çok iş yaptım. Çok defa zabıtaya yakalanırdım. Bulunduğumuz çevre öyle bir çevreydi. Talihsiz ticaretler yaptık o zamanlar ama hiç değilse talihsiz ticaretleri o zamanlar yapmış olduk...

Ankara çok güzel bir şehirdi, hala da çok güzel. Biz zamanında Ankara'nın en gözde semti olup, sonrasında en fakir semtlerine dönüşen bölgelerinde yaşadık hep; Ulus'ta Kale'de başlayan Ankara dönemimiz, yavaş yavaş, Kızılay, Kavaklıdere, Çankaya olarak devam etti.

''TUNALI HİMİ'DE GEZERKEN HERKES SELAMLAŞIRDI''

Ankara, İstanbul gibi sosyal yaşamın sokağa taştığı bir şehir değil. Orada daha çok ev ve arkadaş ziyaretleri ile büyüdük. Arkadaş gezmeleri de yine evlere yapılırdı. İlk diskoyu da orada tanıdık. Apple, Tiger gibi diskolar Kazan, Sergen, gibi pub'lar vardı  gençlerin gittiği. Tunalı Hilmi'de gezerken herkes birbiriyle selamlaşırdı. Ankara'yı ben hep bir ev gibi gördüm. Oraya gittiğimde de kendimi evimde gibi hissediyorum.

Bizim eskiden top oynadığımız Ankara'daki araziler zamanla devasa binalarla doldu. İş Bankası'nın ya da TRT binasının arkasındaki arsalar top oynama alanlarımızdı. O zamanlar oralara gelen giden yoktu. Meclis binasının bittiği yerden sonrası çamurlu bir yoldu mesela...

İLK TURİZM TECRÜBESİ ANKARA'DA ANIT OTEL İLE BAŞLIYOR

Turizm sektöründeki ilk iş tecrübesini soruyoruz Bağlıkaya'ya, başlıyor anlatmaya...

''Turizm sektöründeki ilk iş tecrübem 1976 yılına dayanıyor. O zamanlar Ankara Maltepe'de faaliyet gösteren Anıt Otel'de bellboy olarak çalışıyorudum. Lise yıllarında staj mecburiydi ama ben mecburiyetin dışında para kazanmak için de orada çalışıyordum. O otelin binası hala yerinde duruyor ancak otel olarak faaliyet gösteriyor mu bilmiyorum.

Ayvalık'ta Büyük Berk Oteli'nden Ankara'da  Anıt Otel'e, Keykan'a ve Stat Otele kadar çok sayıda tesiste stajyer olarak çalıştım.''

Stajyerlik maaşıyla para kazanmak biraz zor olmalı. Bahişişler ne durumdaydı?

Komilik veya bellboyluk yaparsınız da bahşiş olmaz mı. Otelciliğin her kademesinde çalıştık o zaman.

ALMANYA DÖNEMİ...

Liseden sonra Yabancı Diller Yüksekokulu'na devam eden Bağlıkaya, hem ikinci bir dil öğrenmek, hem de otelcilik tecrübesi kazanmak amacıyla Almanya'nın Frankfurt kentine gider. Burada Goethe Enstitüsü'nü bitiren Bağlıkaya, ''Bu dönem boyunca orada da çeşitli otellerde çalıştım. Çalışma müsademiz olmadığı için okullardan aldığımız müsaade oranında çeşitli otellerde stajyer olarak çaışıyodum. Sigortalı çalışmam geri Türkiye'ye döndükten sonra başladı.'' diyor.

Neden Türkiye'ye geri döndünüz peki?

1980 askeri darbesinden sonra, yedek subaylık hakkından feragat edenlere 4 aylık kısa dönem askerlik hakkı tanındı. Er olarak yapıyordun askerliği. Bu haktan yararlanabilmek için Türkiye'ye döndüm. Zaten dönmek istiyordum, o da bir fırsat oldu benim için. Askerlikten sonra belki Almanya'ya geri dönecektim ama askerlik biter bitmez Ankara'da  Amerikalılara ait bir otelden iş teklifi aldım ve orada çalışmaya başladım.

Askerliği nerede yaptınız, gazinocu muydunuz?

Askerliğimi er olarak Budur'da yaptım. Gazinocu değildim. Daha doğrusu bizim ne olduğumuz da belli değildi. İlk defa böyle bir uygulama yapılıyordu ve biz de ilk deneklerdik. Er miyiz, yedek subay mıyız, belli değildi. Karga-kuş arası bir şeydik...

FİRUZ BAĞLIKAYA OTELCİLİKTEN ACENTECİLİĞE GEÇİYOR

Otelcilikten acenteciliğe nasıl ve neden geçiş yaptınız?

Ben Amerikalıların otelinde çalışırken, bir arkadaşım (kendisi hala turizmin içindedir) acentede çalışmayı teklif etti. Adres ise Kavala Grubu bünyesinde faaliyet gösteren bir incoming acentesi olan Bodrum Tur'du. Kavala Grubu, aynı zamanda Ankara Sheraton'un da yatırımcısdır. Bir klasiktir; acenteciler işe ilk olarak handling acentesinde transfer elemanı olarak başlarlar. Ben de öyle başladım.

Türkiye'deki acentelerin hemen hepsi başka acentelerden doğmuştur. Kimse durup dururken, ''ben bir acente açayım'' demez. Bir yerde çalışıyordur, işin yapılabilirliğini görür ve bu işe girer. Çünkü sermayesi en kolay iş alanıdır.

BODRUM TUR'DA TRANSFER ELEMANI

Sizinki de öyle mi oldu peki?

Bizimki pek öyle olmadı. İşe başladığım acente Bodrum Tur bir handling acentesiydi. Kuzeyden turist getiren tur operatörlerinin incomingini yapıyorduk şirket olarak. Yani transferman olarak başladığımız yolculuk, bizi buralara kadar getirdi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol