Ünlü İngiliz komutan 1917’de Şam Selahaddin Eyyubi Türbesi’ne gelip kapısına vurur ve şöyle der;

“Dinle Selahattin, biz döndük!”

Söylenecek söz yok, sakin kalmak ise mümkün değil, insan avazı çıktığı kadar bağırmak ya da sonsuza kadar susmak istiyor. Öfkemizin derin çaresizlikler deryasında boğulduğu, sözün sinelerde büyük yük olduğu bir garip zamandayız.

İnsanlık, tarih boyu pek çok dehşetengiz hadiseyle karşılaştı. Nice sürgünler, soykırımlar, dünya savaşları gördü. Nice acılar çekti ama bu kadar alçağını ilk defa görüyor.

Bir dehşet döngüsünün içerisinde onuru çiğnenen insanlık, hiç bu kadar barbarcasını görmemişti. Ve insanlık korkunç bir zulüm sarmalına hiç bu kadar tahammül etmemişti.

Tehciri meşrulaştıran, ölümü sıradanlaştıran, katliamı hak sayan bir barbar sürüsü insanlığı hiç bu kadar dize getirmemişti. İnsanlık; küçücük çocukların bombalar altında kuşlar gibi parçalanmasına hiç bu kadar rıza göstermemişti.

İnsanlığı katledenlerin aynı zamanda katlettikleri insanlara havadan yardım attıkları utanç fotoğrafı hiçbir çağda görülmedi, belki bundan sonra da görülmeyecek…

Aylardır bomba yağıyor. yıkılan evler, ölen çocuklar, parçalanan cesetler, bir ekmek kırıntısı alması çok görülen, başlarına bomba atılan kadınlar, göç ettirilen, toprakları göz göre göre ellerinden alınan 2 Milyon insanın yaşadıkları aslında dünyanın kısa bir özeti…

Şu bilinsin ki; artık dünyada evrensel hukuk denen bir şey yok, orman kanunları var. Ahlak barışta yoktu ki savaşta aransın. Kim daha kaba ve kuvvetliyse öbürünü öldürecek, yeni yüzyılın düzeni maalesef bu…

Bula bula, teknolojiyi geliştire geliştire, uzaya çıka çıka sonunda vardığımız muhteşem nokta; orman kanunu…

Bizi üzen asıl mesele, kimse durumdan rahatsız değil, her şey kısa sürede aynileşiyor, insan kalmayı başarabilen az bir kitleden başka Gazze kimsenin umurunda değil. Bebeklerin ölümü nasıl bu kadar sıradanlaştırılır, akıl alır gibi değil.

Gazze’de çocuklar ölüyor, her gün yüzlercesi katlediliyor. Ve her geçen gün bu ölüm sıradanlaşıyor, unutuluyor ve kanıksanıyor. İnsanlık acayip bir şuur kaybı yaşıyor.

Zarifoğlu’na rahmet olsun;

“Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın denizi mavi olsa ne yazar olmasa ne..” demişti. Şimdi çocukları bombalarla katledilen dünyanın rengi ise kan kırmızı… Bu alçaklığı biz nasıl resmedelim?

İnsanlığın olmayan vicdanına son bir kez daha seslenmek istiyoruz;

“Gazze, sadece Gazze değildir, insanlıktır, insan kalabilmenin mücadelesidir, çocuktur, kadındır. Gazze insanlığın namusudur, bugün yoksan ne zaman olacaksın ey insanlık!”

Kuzuların sessizliğini bırakın, kendinize gelin…

Geleceğimizi ipotek altına alacak bu yakın tehdit bizim de kapınızı çalmadan insan olduğumuzu hatırlamanın zamanı şimdi değilse ne zamandır…

Vesselam.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

fen bilimleri vozol 10000 Likit

Bosna Hersekde Üniversite Okumak

backlink al