8 Mart, kadınların günü...Gerçekten değerini bilmek gerekir 8 Mart’ın. Kadın hakları hatırlanır, kadının değeri anlatılır, kadın yükseklere çıkarılır 8 Mart’ta. TV’de ve basında 8 Mart kutlaması, karanfil, belki pasta, biraz görüntü, birkaç fotoğraf karesi, yanı sıra övgü dolu sözler...Masal gibi her şey. Aman dikkat edin de düşmeyin! 8 Mart’ta yükseğe çıkarılırken orda kalmayacaksınız! 

 Ya ertesi gün! Aynı basın ve TV kanalları şiddet gören, tecavüze uğrayan, öldürülen, kaçırılan kadını konu edecek. İşte bu, kadının gerçek hikayesi. Kadın 8 Mart’ta kadındı oysa. Eşti, sevgiliydi, anneydi, evlattı, kardeşti. Değerliydi, sevilendi, başarılıydı kadın. Bilimde, sanatta, siyasette vardı kadın. Kadın, kadındı. Hakları vardı ve kadın eşitti.

Hepimiz de biliyoruz ki ülkemizde kadın, 1930 yılında belediye seçimlerine katılma, 1933 yılında muhtar seçme ve seçilme ve son olarak 1934 yılında da milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Dolayısıyla Cumhuriyet ve Mustafa Kemal Atatürk sayesinde kadın yasalar önünde zaten güçlü ve eşittir. Sorun toplumsal bakış açısı. Kadın gücünün farkında olunmayışı. Kadının kendi gücünü görmeyişi.   Kadının kendi haklarına sahip çıkmayışı. Kadın aklının önemsenmeyişi. Kadının topluma katacağı değerin göz ardı edilmesi. Tüm bunlar ve daha fazlası kadının eksik görülmesine, geride bırakılmasına sebep olmaktadır.

Kadını, “Saçı uzun, aklı kısa gören” bir söylemin yerleşmişliği ya da. Ve bunun, kadınlarca da kabul edilmiş çaresizliğe dönüşmesi. Kadınlar belki de bu yüzden özellikle kamusal alanda 1-0 yenik başlarlar hayata. Hep geri plandadırlar. Yönetim kadrolarında göremezsiniz pek, kadını. Yönetim erkek işidir çünkü. Elinin hamuruyla ne işi var kadının!  Toplumumuzda kadın nerede peki?

Örneğin, 25 Haziran 2018 genel seçimine göre Meclis'te kadın milletvekili oranı yüzde 17'de kalmış mesela.  O halde mecliste kadın nerede?

Siyasi partilere, STK’lara baktığınızda kadınları, ancak Kadın Komisyonlarında görürsünüz. Kadın Komisyonlarının varlığı bile zaten, kadının bu alanlarda ikinci planda olduğunun bir kanıtıdır. Peki, siyasi partilerde ve STK’larda kadın nerede?

MEB’ de okul müdürlerinin sadece yüzde 5,3’ü kadınmış. Sayın Ziya Selçuk basına yaptığı açıklamada, bakanlığa bağlı 548 bin 858 kadın, 479 bin 027 erkek personelin çalıştığı, kadın çalışan oranının yüzde 53 olduğu bilgisini verirken, kadın yönetici sayılarını da 16 daire başkanı, 1 genel müdür, 2 il milli eğitim müdürü, 13 il milli eğitim müdür yardımcısı, 25 il milli eğitim müdürlüğü şube müdürü, 12 ilçe milli eğitim müdürü, 132 ilçe milli eğitim müdürlüğü şube müdürü, 2 bin 904 okul müdürü ve 13 bin 291 müdür yardımcısı olarak açıklamış. Çalışanlardan yüzde 53’ünün kadın olduğu MEB’ de kadın nerede? 

Daha da kötüsü, Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2020 raporuna göre, “Cinsiyet eşitsizliğinde Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada bulunuyormuş. Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Burkina Faso gibi ülkelerden dahi gerideymişiz. Türk kültüründe zaten değerli olan, cumhuriyetle birlikte kanunlar önünde de eşit haklar elde etmiş olan kadın, toplumun neresinde? 

Kadın, kamusal alanda yönetim kadrosunda neden unutuluyor?  Kadın gerçekten, saçı uzun, aklı kısa mı? Elinin hamuruyla mı kalmalı? Oysa yönetim kadrolarında erkek egemenliği tercih edilmeyip kadın gözüyle, kadın aklıyla da meseleler ele alınsa sonuç daha iyi olmaz mı? Kadın ve erkek beraber yürüse daha hızlı yol alınmaz mı? 

Kabul etmemiz gerekir ki, değişen dünyaya ayak uydurmak, geride kalmamak için; ekonomide, siyasette, sanatta, bilimde, sporda kadın erkek el ele geleceğe emin adımlarla beraber koşmak daha güçlü bir ülke için olmazsa olmazımızdır.

Kadın ve erkek birbirinin tamamlayanıdır, yaşamın bütünüdür. Kadını çıkardığınız zaman, yaşam eksik kalır. Aile eksik kalır. Çocuklar eksik kalır. Kadını çıkarırsanız o eksiği hüzün doldurur.

Hüzün doldurmasın, kadından kalan boşluğu. Kadın gitmesin. Şiddette, cinayette, saldırıda kadının adı geçmesin. Kadın unutulmasın. Kadın, 8 Mart’ta fon olarak kullanılmasın. Şerife Bacılar, Halide Edipler, Halime Çavuşlar, Nezehat Onbaşılar, Çete Emir Ayşeler, Kara Fatmalar, Gördesli Makbuleler, Tayyar Rahmiyeler erkeklerle omuz omuzaydılar kurtuluş mücadelesinde. Onlar da kadındı. Dünya tarihinin ilk kadın hükümdarı, Tomris Hatun var. Dünyanın yakından takip ettiği Türk bilim kadınlarımız var, fark yaratan. NASA’da astrofizikçi Prof. Feryal Özen, Astrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Betül Kaçar ... Yönetimdeki başarılarıyla adlarından söz ettiren Güler Sabancı, Canan Özsoy...ve adını sayamadıklarım. Kadın işte ve onlar içimizdeler. Kadın 1-0 yenik başlamasın hayata! Fark yaratan kadınla başlasın! 8 Mart öncesi ve sonrası da...

Kadriye DEMİREL

 TES Antalya 2 Nolu Şb. Bşk. Yrd.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol