İnsanı yaşatan hayalleridir. Hayal etmek umuttur. İnsan hayallerini gerçekleştirmek için tutunur hayata. Yaşamak ister. Biraz daha, biraz daha direnmek, çabalamak ve hayaline ulaşmak ister.  İşte o hayalleridir Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduran. O hayaller olmasa belki de Anadolu’da bir Türkiye Devleti olmayacaktı. İttihatçılar hayalini kurdu, Mustafa Kemal gerçekleştirdi. 
Kendini güçlü gören insan hayal kurar. Çünkü hayalleri gerçekleştirecek bir kudret görür kendinde. İttihatçılar da iyi eğitim almış, sağlam karakterli ve fazlasıyla cesurdu. Onları yaşatan hayalleriydi. Aldıkları zaferleri, savaşlardaki başarılarını ve anlı şanlı Osmanlıyı eski günlerine döndürmeyi hayal ettiler. Ellerindeki silahlar, cephaneler yetersizdi. Orduya yiyecek sağlayacak durumu yoktu devletin. Para yoktu, maaşlarını gecikmeli alıyorlardı. Sürekli devletin yenilgi haberlerini alıyorlardı ve bu duruma isyan ediyorlardı. Oysa onlar okul sıralarında Fatih’in, Kanuni’nin zaferlerini okuyor, o günleri yaşadıkları zamanla kıyaslıyorlardı, kahroluyorlardı. Hele devlet adamlarının o çaresiz teslimiyetçi tutumları. Elleri bağlı Avrupa’nın her dediğini kabul etmeleri ve geri çekilmeleri… Bunu akılları almıyordu. Neden? Neden mücadele etmiyorlardı? Nasıl olurdu da Osmanlı Avrupa’nın bir dediğini iki etmeyen bir pozisyonda, hazır ol vaziyetinde duruyorlardı? 
Koca imparatorluk dağılırken İttihatçılar sadece izleyici mi olmalıydı? Bu kadar güçlü, karakterli, iyi yetişmiş kimseler bu parçalanışa izleyici kalabilir mi? Engel olmasa bile dağılmayı durdurmak için mücadele etmeyi tercih etmez mi?
İttihatçılar “Savaşırsak kazanırız” diye düşünüyorlardı. Ama savaştıkları zamanlarda da I. Balkan Savaşı’nda olduğu gibi durum daha da vahim bir hal alıyordu. Onlar devletin imkânlarını, lojistik ve psikolojik durumu hesap etmiyor, belki de gerçeği kabul etmek istemiyorlardı. Çünkü gerçeği gördükleri zaman eleştirdikleri devlet adamları gibi davranacak, Avrupa’ya mahkûm olacaklardı. Gerçekler onların hayal ettikleri gibi değildi. Bu yüzden onlar gerçekleri değil hayallerini tercih ettiler. Yenilmeyi ve pes etmeyi hiç düşünmediler. Mücadele ettiler ve BAŞARDILAR.
Osmanlıyı dağılmaktan, Avrupa’nın sömürgesi olmaktan kurtarmayı hayal ettiler. Halkın yönetimde söz sahibi olması gerektiğini, yönetimi dinin etkisinden kurtarmayı, kadınlara haklar verilmesini ve kıyafetleri modernleştirmeyi hayal ettiler. Kayıplar, tüyler ürperten acılar, yokluklar, yenilgiler, ölümler yaşandı. Buna rağmen Kapitülasyonlar kaldırıldı, Kadınlara sosyal ve siyasal haklar veridi, Kılık kıyafet modernleştirildi, laiklik uygulandı, halkı körelten medreseler ve tekkeler kapatıldı, halk egemenliği benimsendi, Türkiye kuruldu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol