YARIM KONUŞAN ÇOCUKLAR

Çocuğun konuşmaya başlaması, aile içi iletişimde yeni bir dönemin açıldığını müjdeler. Sevgisi yere göğe sığmayan yavrumuz, artık bize sadece davranışları ile değil, sözel iletişim yoluyla da karşılık veriyordur. Hele ki başlangıç aşamasında o kelimeleri yarım yarım söylemesi yok mudur, dinlemeye doyamaz insan. Hatta bazen hızımızı alamaz, aynı tatlılıkla ona karşılık vermeye çalışırız ve evde yeni bir dil ortaya çıkar! Aile içinde her ne kadar “keyifli bir paylaşım zamanı” gibi görünse de, bu durumun pekiştirilmesi ileride çocuğun gelişimi açısından sorun yaratabilir.

Gelişimin birbirini tamamlayan bir bütün olduğu düşünülürse, herhangi bir alandaki gecikmenin diğer alanlara da etki edeceği yadsınamaz. Bu konuda gözde canlandırması en kolay örnek, fiziksel olarak gelişmiş, ancak hala bebeksi konuşan bir çocuk diye düşünüyorum. Akranlardan alınan süreğen geribildirimler, bir süre sonra benlik saygısını olumsuz etkileyebilir hatta sosyal ilişkileri sürdürmede zorluklara yol açabilir. Böyle bir durumda, anne babanın doğru yaklaşım tarzı ile daha hızlı ilerleme kaydetmek mümkündür.

KONUŞMANIN GECİKMESİ NE DEMEK?

Bir çocuğun yaşıtlarıyla benzer konuşma becerilerini sağlayamaması olarak tanımlanabilir. Bir çocuk yaşıyla uyumlu beklenen konuşmayı sağlayamıyorsa bu bir “konuşma bozukluğu” olabilir, veya “gelişimsel dil gecikmesi” olabilir. Herhangi bir organa bağlı olarak konuşmada bozukluk olmasına “organik konuşma bozukluğu”, herhangi bir organda bozukluk olmadan ortaya çıkan duruma “işlevsel konuşma bozukluğu” denir.

Genellikle normal gelişen çocuklar, ilk 6 ayda heceleri çıkarır, 1 yaşını doldurduktan sonra yavaş yavaş kelimeleri söylemeye başlar, 1,5 yaşında daha fazla kelimeyi söyleyebilir ve 2 yaşına geldiğinde ise artık kelimeleri birleştirerek söyler. 2-2.5 yaşındaki bir çocuk 400 kelime konuşabilir, iki-üç kelimelik cümleler kurabilir, 2,5-3 yaşındaki çocuklar 3-5 kelimelik cümleler kurabilirken konuştuklarının yüzde 80-90'ı başkaları tarafından anlaşılır. 3-4 yaşında konuşmanın tamamına yakını anlaşılırken, 4-5 yaşlarında 6-8 sözcüklü cümleler kurabilir.


GEÇ KONUŞMAYA NEDEN OLAN FAKTÖRLER


– Zeka geriliği
– İşitme sorunu
– Görme sorunu
– Yalnız kalma
– Sık havale ve epilepsi (sara) geçirme
– Kronik depresyon
– Cinsiyet
– Televizyon izleme
– Çocukluk çağı psikozları
– Ailesel dil gecikmesi
– Gelişimsel dil gecikmesi
– Prematüre doğum veya büyüme gelişme geriliği
– Kardeşi kıskanma
– Ailede iki dil konuşulması
– Dil bağı, yarık damak-dudak gibi ağız içi problemleri
– Otizm, zekâ geriliği yapan hastalıklar
– Psikososyal uyaran eksikliği
– Çocuğa konuşma fırsatının verilmemesi

KONUŞMA GECİKMESİNDEN ŞÜPHELENİLECEK DURUMLAR

– Her bebek 3-6 aylık oluncaya kadar anlamsız sesler çıkarabilir. Bu onda işitme kaybı olmadığını göstermez.
– Sağlıklı doğan her bebekte mutlaka işitme taraması yapılmalıdır.
– 6-12 aylık bebek “ba ba ba”, “ma ma ma” gibi anlamlı sesler çıkarmaya başlamalıdır.
– 12 aylık bebek “evet”, “hayır” gibi komutları anlamalı, ismi ile çağırıldığında tepki vermeli.
– 12-16 ay arasında “anne”, “dede” gibi anlamlı kelimeleri olmalıdır.
– 24. ayda 5-10 kelimelik bir kelime dağarcığı olmalıdır.
– 24-36 ay arasında “bu ne?”, “araba nerede?” gibi soruları anlayıp anlamlı cevaplar verebilmeli.
– 24-36 ay arasında 2-3 kelimeli cümleler kurabiliyor olmalıdır.
– 36. aydan sonra kullandığı kelimeler anlaşılır olmalıdır.
– 4-5 yaşında basit bir olayı anlatabiliyor olmalıdır.
– 7 yaşında karmaşık bir olayı bile rahatlıkla anlatması beklenir.

GECİKMİŞ KONUŞMA TEDAVİSİ

Çocuğun konuşmasının normal gelişim basamaklarına göre geri kalması bir hastalık belirtisi olabilir. Geç konuşma sorunu olan bir çocuk ilk olarak bir uzman tarafından tıbbi kontrolden geçirilmelidir. Çocuğun işitmesine ve konuşmasına engel oluşturan patolojiler araştırılmalıdır. Psikolojik bir engel varlığı sorgulanmalıdır. Daha sonra yaşıyla uyumlu gelişim testi, zeka testi değerlendirmeleri yapılmalıdır. Ayrıca kas ve sinir sistemini etkileyebilecek rahatsızlıklar araştırılmalıdır. Tüm bunlar normalse konuşmada gecikmeye neden olabilecek çevresel faktörler irdelenmelidir.

Tedavi sürecinde çocuğun yakın çevresindeki anne, baba ve kardeşleriyle kurduğu iletişimin doğru yönde yapılandırılmasının yanı sıra gerekli durumlarda konuşma terapisi ve/veya özel eğitim desteğinden faydalanılabilir.

Dil ve konuşma terapisi alan çocukların, kelime sayılarında artış olduğu, sosyalleşmeye başladıkları ve konuşmalarının daha anlaşılabilir olduğu gözlemlenmiştir. Bunun yanı sıra ailelerden istenen, çocukla karşılıklı sık sık konuşmak, çocuğun göz hizasında oyunlar oynamak, çocuğun konuşmayı öğrenmek için aile içinde bir modele ihtiyacı olduğundan bire bir iletişimin olması ve akranlarıyla daha çok vakit geçirmesi önemlidir.

Konuşma geriliğinde çocuğun tedavisine erken başlanmasıyla, çocuk yaşıtları ile arasındaki açığını kısa sürede kapatacaktır.

Peki nelere dikkat edilmelidir?

  • Öncelikle çocukla aynı şekilde bebeksi konuşarak yanlış telaffuzları pekiştirilmemeli.
  • Diğer yandan konuşma şekliyle alay da edilmemeli.
  • Doğru söyleyemediği kelimeleri eleştirir gibi düzeltmekten kaçınılmalı.
  • Söylemekte zorlandığı kelimeleri tekrar tekrar telaffuz etmesini istememeli.
  • Tüm bunların yanında, yanlış telaffuzları akabinde kelimenin doğru telaffuz edilişini abartıdan uzak bir dille duymasını sağlamalı. Örneğin “tapıyı tapattım” cümlesi sonrası “aferin kızıma kapıyı kapattı” demek.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol