Okulda eşitler arası zulüm: Akran zorbalığı


 

Analiz: Canan GÜLEÇ

Son yıllarda eğitimciler dışında da çok sık dile getirilen “akran zorbalığı” incelendiğinde görülme sıklığı 3 yaşına kadar inebiliyor. Bu alanda Toros Üniversitesinde çalışma yapan Seda Pasin, durumu tanım olarak şu şekilde açıklıyor: “Akran zorbalığı cinsiyet, ırk, din ya da yetkin olma durumu gerekçesiyle yaş olarak ya da fiziksel güç olarak kendisinden daha güçsüz olan çocukların, yaşıtları tarafından uygulanan bilinçli, tekrarlayan biçimde fiziksel, sözel, ya da duygusal olarak olumsuz sayılabilen hareketlerle karşı karşıya kalmalarıdır.”

Zorbalık davranışlarına maruz kalan çocukların özelliklerini öğretmenler sırasıyla sakin, içe kapanık, özgüven eksikliği, pasif, sosyal olmayan, güçsüz, ifade yetersizliği, fiziksel kusuru olan, akıllı uslu, duygusal, çekingen olarak belirtmişlerdir. Kurban durumunda olan çocuklarda ilişkisel özelliklere bakıldığında sırasıyla evde baskı gören, bir gruba dahil olma ihtiyacı hisseden, korumacı aile tutumu, kendini ispatlayamamış, sevgi ilgi görmeyen çocuklar olarak belirlenmiştir. Zorbalığın ebeveynlerden kaynaklı sebeplerinde öncelikle dikkati çeken sonuç ailenin yanlış tutumudur. Bunlar çocuğun çok şımartılması, tutarsız söz ve davranışlar, çocuğun duygularının önemsenmemesi, çocuğa uygulanan şiddet, zorbaca davranışların onay görmesi, ailenin sabırsız davranışlarının olması, yetersiz ödüllendirme, yetersiz sevgi ve ilgi, empati duygusu geliştirmemek, çocuğun az açık havaya çıkarılmasıdır.

Peki, aynı yaş grubu çocuklar arasındaki hangi anlaşmazlıkları bu bağlamda dikkate almalıyız diye düşünecek olursak Pasin’in araştırmasında şu satırlar yer alıyor: “Bir davranışın zorbalık olarak tanımlanabilmesi için birkaç özellik taşıması gerekmektedir. Bu özellikler arasında güç eşitsizliği, güçlü olan tarafın baskın olması, kurban konumunda olan kişinin rahatsızlık duyması, davranışın süreklilik arz etmesi gibi maddeler bulunmaktadır. Zorbalık davranışını diğer olumsuz davranışlardan ayıran en önemli özelliği kasıtlı olması, yinelenmesi, güç dengesizliğinin olması olarak belirtilmektedir. Öğretmenlerin çoğunluğu zorbalığı fiziksel bir durum olarak algılamakta fakat duygusal ve bilişsel zorbalık yapıldığını düşünmektedirler.”

AKRAN ZORBALIĞI 3 YAŞINDA DA GÖRÜLEBİLİYOR

“Doğrudan zorbalık; hedef olarak belirlenen kişiye karşı belirgin saldırıları (vurma, itme, tekmeleme, ısırma gibi fiziksel tepki olan el kol davranışları) kapsar. Bu tür zorbalıkta mağdur, zorba olanın kim olduğunun farkındadır. Dolaylı zorbalık ise kurbanın sosyal olarak dışlanması maksadıyla yapılan (dedikodu çıkarma, alay etme, dalga geçme, gruptan dışlama gibi ) davranışları içerir. Böyle durumlarda kurban saldırganın kim olduğunu bilemeyebilir. Amaç kişinin benliğine zarar vermektir. Okul öncesinde karşılaşılan zorbalık çeşitleri arasında net bir ayrım yapmak oldukça önemlidir. Genellikle 4-6 yaş arasında doğrudan zorbalık çeşidi görülmekle birlikte, ilişkisel zorbalık türü de görülmektedir. Fakat bu dönemde en fazla karşımıza çıkan zorbalık türü sözel zorbalıktır.”

ÇOCUĞU ZORBALIĞA İTEN SEBEPLER NELERDİR?

Literatürdeki bilgilere bakıldığında zorbaca davranışlarda bulunan çocukların sürekli olarak saldırgan davranışlarda da bulunduğu ve problem çözme yolu olarak saldırganca bir tutum sergilediği görülmektedir. Zorba çocukların aile ilişkilerinin güçlü olmadığı, aile içi şiddete tanık oldukları, anne-babaları tarafından olumsuz tutumla karşı karşıya oldukları aile ilişkilerinin sıcak olmadığı, evde şiddete maruz kaldıkları görülmektedir.

Zorba çocukların yaşlarının kurban yaşlarından daha büyük ve daha güçlü, dışa dönük bir yapılarının olduğu görülmektedir. Zorbalık yapacak olan çocuklar birlikte daha çok vakit geçirdiği ve daha iyi tanıdığı kişileri kendilerine kurban olarak seçmektedirler. Zorba çocuklar yalnız olduklarında iletişim sorunları yaşayabilirken, bir gruba dahil olduklarında ise daha güçlü bir kişilik sergileyebilirler. Akranları tarafından sevilmezler, kendilerinin çok popüler olduklarını zannederler, ilgi odağı olmak isterler. Problem çözme yetenekleri çok iyi değildir. Eleştirilmekten hoşlanmazlar. Problemlerini dışarıya yansıtırlar. Özsaygıları düşüktür. Okul kurallarına uymazlar.

KURBAN ÇOCUKLARI NASIL TANIRIZ?

Çocuklarda zorbalığa uğrama oranı yaklaşık %10’dur. Tekrar eden bir şekilde ve sürekli olarak zorbalığa uğrayan bu çocukların çoğunluğu nerdeyse hayatlarının hiçbir döneminde saldırgan bir davranışta bulunmamış, kendini savunamayan ve arkadaşları tarafından kabul edilmeyen çocuklardır. Bu tarz çocuklar “pasif kurban” olarak kabul edilmektedir. Yapılan araştırmalara bakıldığında zorbalığa maruz kalan çocuklar daha küçük, güçlü özellikleri olamayan ve özgüvensiz çocuklar olarak belirtilmiştir. Mağdur durumda olan çocukların çevrelerinde liderlik özelliği sergileyememeleri, statü düşüklüğü, sosyal iletişim kuramama, popüler olma isteği, dışlanmışlık duygusu yaşama, düşük benlik saygısı, çevrelerini olumsuz bir şekilde algılama eğilimleri vardır ve ailede yaşayanların kendi adına karar vermesi öne çıkan özelliklerindendir. Kurbanların daha çok aşırı korumacı ailelerin çocukları oldukları da bilinmektedir.

SANAL ZORBALIĞIN KALICI İZLERİ

Günümüzde öğrencilerin sosyal medyayı kontrolsüzce kullanıyor olması, hayatlarına siber zorbaların rahatça girmesini de sağlıyor. İstanbul Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde akran zorbalığının siber boyutlarını inceleyen Metin Kocatürk, öğrencilerin akran zorbalığına ve siber zorbalığa maruz kalmaları arasında doğru orantı olduğunu ortaya koyuyor. “Erkek öğrenciler kız öğrencilere göre daha çok akran zorbalığı eğilimi göstermekte ve akran zorbalığına maruz kalmaktadır. Yine aynı şekilde erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha çok siber zorbalık eğilimi gösterdiği ve siber zorbalığa maruz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır” diyen Kocatürk’ün araştırmasında dikkat çeken bilgileri şu şekilde sıralamak mümkün; “Sanal ortamdaki iletişim ve etkileşimin getirdiği birçok kolaylığın ve avantajın yanı sıra, yol açtığı olumsuz sonuçlar da söz konusu olmaktadır. Bu olumsuz sonuçlardan biri de zorbalığın değişen yüzü olarak karşımıza çıkan “siber zorbalık”tır.

SİBER ZORBALIĞIN TANIMI HENÜZ YAPILAMADI

Siber zorbalığın akran zorbalığı gibi henüz üzerinde net şekilde uzlaşmaya varılan ortak bir tanımı olmamakla birlikte, siber zorbalık kavramı 2000’li yılların başından itibaren çeşitli araştırmalara konu olmuştur. “Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da grup tarafından diğerlerine zarar vermek için tasarlanan kasıtlı, tekrarlanan ve düşmanca davranış içeren zorbalık türüdür.” demek doğru sayılabilir.

ZORBALAR, OKULA KARŞI TUTUMU NASIL ETKİLER?

Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde akran zorbalığının okula bağlılığı etkisini araştıran Tacettin Açıkgöz şu sonucu ortaya koyuyor: “Akran zorbalık düzeyi ile okula karşı tutum arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu ilişki negatif yönlüdür. Yani okul karşı tutum azaldıkça öğrencilerin akran zorbalık düzeyi artmaktadır. Fakat bu ilişki düşük bir düzeydedir. Alt boyutlar bazında inceleme sonucu en yüksek ilişki öğretmene karşı tutum ile fiziksel zorba arasındadır. Bu ilişkiyi öğretmene karşı tutum ile eşyalara zarar verme zorba, öğretmene karşı tutum ile sözel zorba ilişkileri takip etmektedir. İncelemenin bu boyutu önemli bir gerçekliği ortaya koymaktadır. Bu gerçeklik öğretmenle öğrenci ilişkinin ne denli önemli olduğu, öğretmene karşı tutumun düşük olmasının öğrenciyi zorbalık yapmaya ittiğidir. Diğer açıdan bakacak olursak zorbalık düzeyi yüksek olan öğrencilerin öğretmenler tarafından sevilmediği, bu öğrencilerin öğretmeni bir rol-model olarak görmediği sonucuna ulaşabiliriz. Okula karşı tutum ölçeği alt boyutları bazında öğretmene karşı tutum boyutundan sonra en fazla öğrenmeye karşı tutum ile zorbalık alt boyutları arasında yüksek ilişkilerden söz edilebilir.”

MAĞDUR ÖĞRENCİLERİN OKULA KARŞI İLGİSİ DÜŞÜYOR

Problemine cevap bulabilmek için yapılan korelasyon katsayısı testinden elde edilen bulgulara göre, akran mağdurluğu ile okula karşı tutum arasında anlamlı bir ilişkiden söz edilebilir. Fakat bu ilişki çok düşük düzeydedir. Ayrıca bu ilişki negatif yönlüdür. Yani öğrencinin akran mağdurluk düzeyi arttıkça okula karşı tutumu düşmektedir. Tüm alt boyutların karşılaştırılması sonucu en güçlü ilişkinin öğretmene karşı tutum ile fiziksel mağdur arasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu ilişkiyi öğretmene karşı tutum ile söylenti yayma mağdur, öğretmene karşı tutum ile sözel mağdur ilişkileri izlemektedir. Bu bulgular akran zorbalığı ile okula karşı tutum arasındaki ilişkinin incelenmesi sonucu elde edilen bulgulara paralellik göstermektedir. Bir kez daha zorba öğrencilerde olduğu gibi mağdur öğrencilerinde öğretmene karşı tutum düzeylerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mağdur öğrenciler gözünden bakacak olursak öğretmenlerinin mağdur olmalarına sessiz kalması ya da habersiz olması, bir şekilde mağdur olmalarının engellenememesine üzülmüş ve sinirlenmiş olabilirler. Bu da öğretmenlerine karşı tutum düzeylerini düşürmüş olabilir.

KURBANLAR ZAMANLA ZORBAYA DÖNÜŞÜR

Açıkgöz’ün yaptığı araştırmada dikkat çeken önemli bir nokta da, mağdur öğrencilerin de belki mağduriyetlerini telafi etmek için bir yandan zorbaya dönüştüğü gerçeğidir: “Öğrencilerin akran mağdurluğu düzeyi arttıkça akran zorbalığı düzeyleri de artmaktadır. İki ölçeğin tüm alt boyutları arasında yapılan incelemeye göre en güçlü ilişki fiziksel mağdur ile fiziksel zorba arasındadır. Bu ilişkiyi sözel mağdur ile sözel zorba, izolasyon mağdur ile izolasyon zorba izlemektedir. Bulunun bu bulgular çok önemli bir gerçekliğe işaret etmektedir. Beklenilenin aksine mağdur olan öğrenciler aynı zamanda aynı oranda zorba davranışları sergilemektedir. Alan yazında zorba/mağdur olarak geçen öğrenci türüne girmektedirler. Yani mağdur öğrenciler karşılaştıkları zorbaca olaylara aynı şekilde zorbaca karşılık vermektedirler. Ya da zorba öğrenciler zorbaca davranışlardan dolayı zorbalığa uğramakta ve aynı düzeyde mağdur olmaktadırlar. Akran zorbalığı ve akran mağdurluğu alt boyutlarında en güçlü ilişkinin aynı tür zorbalığa ve mağdurluğa ait çıkması bu gerçekliği kanıtlar niteliktedir. Maalesef öğrencilerimiz diğer arkadaşlarından gördüğü davranışı aynı tür ve şekilde karşıya iletmektedir. Fiziksel mağdursa fiziksel zorba, sözel mağdursa sözel zorba, izolasyon mağdursa izolasyon zorba olmaktadırlar. Bu durum bir kısır döngü oluşumuna sebebiyet vermektedir. Böylece okuldaki zorbalık davranışları sürekli bir biçimde devam etmektedir.”

ZORBALIK VE AKADEMİK BAŞARI İLİŞKİLİ MİDİR?

Öğrencilerin akran mağdurluk düzeylerinin okul başarı düzeyi değişkenine göre incelenmesi sonucu elde edilen bulgulara göre, akran mağdurluk düzeyinin yalnızca izolasyon mağdur alt boyutu ile okul başarı düzeyi arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu farklılık negatif yönlüdür. Yani öğrencinin okul başarı düzeyi azaldıkça izolasyon mağdur olma düzeyi artmaktadır. Bu farklılık okul başarı düzeyi düşük olan öğrencilerin zorbalığa uğradıklarını ve diğer öğrenciler tarafından dışlandığını sonucunu göstermektedir. Tüm boyutlar ele alındığında akran mağdurluğu ile okul başarısı arasında anlamlı bir farklılık mevcut değildir.

Zorbalığa karşı nasıl önlem alınabilir?

Zorba ve mağdur öğrencilerin öğretmenlerine olan düşük tutumlarının arttırılabilmesi için öğretmenler öğrencilerle iletişimini önemsemeli ve öğretmenlerin ders dışı da öğrencileriyle vakit geçirebileceği etkinlikler düzenlenmelidir.
Öğrenciler karşılaştıkları zorbaca davranışlara aynı türde ve aynı şiddette karşılık vermektedir. Öğrenci yaşadığı zorbalığa karşılık vermeden okul yöneticileri ve öğretmenleri gerekli müdahalede bulunabilmelidir.
Akademik başarı düzeyi düşük olan öğrencilerin okula karşı olumsuz tutum geliştirmemesi için öğretmenler ve rehberlik servisi bu öğrencilerle özel olarak ilgilenmeli ve etkili ders çalışma yöntemleri konusunda desteklenmelidir.
Aileler evde çocuklarının kardeşleriyle olan ilişkilerine dikkat etmelidir karşılaştıkları zorbaca davranışlara müdahale etmeli ve davranışın sönmesi için gerekli eğitimi vermelidir. Gerekli eğitime sahip olmayan aileler için rehberlik servisleri katkısıyla aile eğitimleri düzenlenmelidir.
Akran zorbalığının yaşandığı okul iklimlerinde öğrencinin sınıf düzeyi arttıkça zorbalık yaşantıları da artmaktadır. Bu sebeple öğretmen-okul yöneticisi-aile-rehberlik servisi bağlantısı kurularak okullar akran zorbalığından arındırılmalıdır.
Öğretmenler, okul yöneticileri akran zorbalığı ve sonuçları hakkında yetkili bilgiye sahip değildir. Bu sebeple hizmet içi eğitimlerde akran zorbalığına özellikle yer verilmelidir.
 

KAYNAŞTIRMA SINIFLARI ZORBALIK MAĞDURU

Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Engelli çalışmaları Anabilimdalında araştıama yapan Zekiye Hande Ünal, kaynaştırma öğrencilerinin maruz kaldığı zorbalıkları ve öğretmenlerin tutumlarını aktarıyor: “Sınıf öğretmenlerinin zihin yetersizliği olan öğrenciye uygulanan akran zorbalığına ilişkin algıları teması ile ilgili bulgular; öğretmenlerin akran zorbalığı kavramına ilişkin çağrışımları ve öğretmenlerin akran zorbalığının sebeplerine ilişkin görüşleri alt temalarında toplanmış ve tartışılmıştır. Katılımcıların görüşleri incelendiğinde öğretmenlerin akran zorbalığı ile ilgili çağrışımlarının; şiddet uygulamak, itmek, vurmak, aşağılamak, baskı yapmak, zorla bir şey yaptırmak ve alay etmek kavramlarından oluştuğu görülmektedir. Öğretmenler akran zorbalığını en sık “şiddet uygulamak” kavramı ile bağdaştırmıştır. Bunun yanı sıra öğretmenlerin akran zorbalığını fiziksel zorbalık ile daha çok bağdaştırdıkları (itmek ve vurmak), sözel zorbalık çeşitlerinden sadece alay etmeyi dile getirdikleri ve diğer sözel zorbalık türlerine yer vermedikleri görülmektedir. Öğretmenlerin ifadeleri doğrultusunda zihin yetersizliği olan öğrenciye en sık uygulanan zorbalık türleri sırasıyla sözel zorbalık, sosyal zorbalık ve fiziksel zorbalık olarak bulunmuştur. Kaynaştırma öğrencilerine uygulanan akran zorbalığı ile ilgili yürüttükleri çalışmada, özel gereksinimli çocukların normal gelişim gösteren akranları tarafından fiziksel zorbalığa maruz kalma oranının %68.8, sözel zorbalığa maruz kalma oranının ise %25 olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Sözel zorbalık türleri ile ilgili bulgular incelendiğinde öğretmenlerin en çok dalga geçme/alay etmeyi, ardından sözel olarak sataşma ve isim takmayı gözlemledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kaynaştırma öğrencisine uygulanan sosyal zorbalık türlerine bakıldığında en çok oyuna almama veya almak istememe ve dışlamanın olduğu görülmektedir. Öğretmenlerden bazıları zihin yetersizliği olan öğrencinin oyunlara alınmak istenmediği halde alındığını, bazı öğretmenler ise oyuna hiç alınmadığını dile getirmiş ve bu öğretmenlerin görüşleri oyuna almama/almak istememe alt temasında ele alınmıştır. Dışlama olarak alınan alt tema öğrencinin sosyal izolasyonu ve herhangi bir sosyal gruba alınmaması olarak değerlendirilmiştir.

Öğretmenlere, psikolojik danışmanlara ve ailelere öneriler

Bu araştırmanın örneklemi yalnız ortaöğretim kademesi öğrencileri ile sınırlı kalmıştır. Örneklem grubu büyütülerek ortaokul öğrencilerini de kapsayan ergenlik dönemi adına genellenebilir nitelikte bir çalışma yapılabilir.
Akran zorbalığı ve mağduriyeti ile ailenin gelir düzeyi arasında yeteri kadar çalışma bulunmamakla birlikte bu doğrultuda çalışmalar yapılabilir.
Akran zorbalığı ile ilgili deneysel çalışmalar yapılması müdahale programları geliştirilmesi konusunda farklı bakış açıları kazandırılmasına yardımcı olacaktır.
Öğretmenler zorbalık olaylarına karşın dikkatli olmalı ve zorbalığa uğrayan öğrencileri fark edip öğrencileri etkili destek sağlamaları adına bilgi verilmelidir.
Öğretmenler öğrencilerin sorunlarını ifade edebileceği anlayışlı, hoşgörüye dayalı ve empatik bir sınıf ortamı oluşturmalıdır.
Okul psikolojik danışmanlar zorbalık olayları ile ilgili okul yöneticileri, öğretmenler öğrenciler ve aileler ile işbirliği yaparak akran zorbalığına ilişkin farkındalıklarını arttırıcı eğitsel çalışmalar yapabilir.
Okul psikolojik danışmanlar öğrencilere akran zorbalığı ile etkili bir şekilde başa çıkabilmeleri için etkili iletişim becerileri bunla birlikte atılganlık becerilerini geliştirecek çalışmalarda bulunabilir.
Okul psikolojik danışmanlar okul ortamında öğrencileri sürekli gözlemeli olası zorbalık olaylarına karşı gerekli ön müdahaleler ve eğitsel programlar hazırlanmalıdır.
Okul psikolojik danışmanlar öğrencilere öfke kontrol eğitimi ve ergenlik döneminde artan enerjilerini sağlıklı bir şekilde dışa vurmalarını sağlayıcı rehberlik çalışmaları yapabilir.
Aileler çocuklarını zorbalık olaylarına karşı koruma adına onların problemlerini anlatabilmelerine olanak sağlayacak ortamlar sunmalı ve çocuklarını ifade etmeleri adına desteklemelidir.
Medya ve televizyon gibi yayın organlarında zorbalık olayları ve bu durumun olumsuz boyutları hakkında bilgilendirmeler yapılmalı ve zorbalık olayları özendirilmemelidir.
 

KAYNAKÇA
Seda Pasin/ Okul Öncesi 3-6 Yaş Arasında Görülen Akran Zorbalığı Konusunda Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi / Toros Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilimdalı
Metin Kocatürk/ Ortaokul Öğrencilerinde Akran Zorbalığı ile Siber Zorbalık Arasında İlişkilerin İncelenmesi/ İstanbul Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü
Tacettin Açıkgöz/ Ortaokul Öğrencilerinde Akran Zorbalığı İle Okula Karşı Tutum/ Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı
Zekiye Hande Ünal/ Kaynaştırma Sınıfına Devam Eden Zihin Yetersizliği Olan Öğrencilere Uygulanan Akran Zorbalığına İlişkin Öğretmen Görüşleri/ Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Engelli Çalışmaları Anabilim Dalı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13