Matematik Sevmeyen Çocuklara Matematiği Sevdirme Konusunda Öneriler

Matematik Sevmeyen Çocuklara Matematiği Sevdirme Konusunda Öneriler. Genelde çocukların en sevmediği ders matematiktir. Tabi ki sevenide var ama sevmeyenler bir hayli fazladır. Bu durum okula giden çocuklar için gerçekten zor bir durumdur çünkü; Okul hayatında matematiği mecburen bilmek ve öğrenmek gereklidir. Peki matematiği sevmeyen çocuklar için neler yapılabilir? Matematiği sevmeyen çocuklara matematiği sevdirecek birkaç öneri

İlköğretimde, özellikle matematik dersinde öğretmenlerle öğrenciler arasında sevgisizlik, anlayışsızlık ve benzeri olumsuz tutumlar oldukça sık gelişebiliyor. Esasında genellikle sorun matematik dersi değil, öğretmenin çocuklarla iletişim kuramaması oluyor. O yaş çocukları için başarı duygusu aşırı derecede önemlidir. Kendilerini başarılı hissedemezlerse elbette mutsuz olurlar.

Öğretmenlerin öncelikle yapması gereken, öğrencilere bir şeyleri “öğretmeye çalışmak”tan ziyade, “çocuklarla olumlu iletişim kurmaya çalışmak” olmalı… Ama veli ve zümre baskısı yüzünden, sürekli olarak çocuklara bir şeyler  öğretmeye çalışıyorlar. Onları zorladıklarında daha başarılı olacaklarına inanıyorlar. Böylece de kendilerini başarılı hissedeceklerini sanıyorlar. Ancak, başarının ölçütünün çoktan seçmeli testlerde daha fazla soruya doğru yanıt vermek olarak konulduğu çarpık eğitim anlayışında, bu yaklaşımın felaketle sonuçlanacağı açıktır.

Esasında bir öğretmenin çocuklarla iletişim kuramamasının başlıca nedeni, kendine güvenmemesidir. Kendine güvenemeyen öğretmen, çocuklara da güvenemez. Yeri geldiğinde şaka yapmayı, alttan almayı bilmek, çocuklar tarafından daha çok sevilmeyi sağlayacaktır. Öğretmenini seven çocukların derslerine daha çok çalıştıkları görülür.

Ancak bunu söylemesi kolay, yapması zordur. Bir yandan bilgi verirken, bir yandan sınıf düzenini sağlamak gerçekten ustalık ister, bu da çaba ve tecrübeyle olabilecek bir şeydir.

Öğretmenle Nasıl İletişim Kurmalı?

Velilere tavsiyem, öğretim yılının en başında öğretmenle tanışmalarıdır. Ancak ona bir öğrenci velisi olarak değil, bir insan olarak yaklaşmalısınız. Böylece öğretmen üzerindeki veli baskısı azaldığından o da kendini rahat hissedebilecektir. Öğretmeni kahve içmeye çağırın, tanışmak istediğinizi hissettirin. Öğretmenle dostça bir ilişki kurduktan sonra ona “çocuğunuzun bilgi edinmesinden çok, öğretmeniyle pozitif iletişim kurmasına önem verdiğinizi” söyleyin. Bilginin her yerden edinilebileceğini, önemli olanın öğrenci ile öğretmenin olumlu iletişim kurabilmesi olduğunu belirtin. Kendinizden örnekler verin, en sevdiğiniz öğretmenlerin şakacı ve anlayışlı öğretmenler olduğunu belirtin.

Çocukla Nasıl İletişim Kurmalı?

Çocuğunuza, okulda aldığı notların –şimdilik– önemli olmadığını, her insanın bazı şeyleri öğrenmekte zorlanabileceğini anlatın. Kendinizden örnek vererek, sevmediğiniz ya da zorlandığınız derslerden söz edin. Eğer isterse çocuğunuzun her şeyi başarabileceğine inandığınızı da ekleyin.

Bir insan için matematikten soğumak oldukça kolay bir şeydir. Çünkü gerçekten de günlük yaşantımızda matematiği doğrudan doğruya kullanmayız. Örneğin hiçbir şeyi sayılarla düşünmeyiz, sözel olarak düşünmek bize daha kolay gelir. “Dün 7 elma yedim” demek yerine “dün çok fazla elma yedim” deriz. Bu da gayet doğaldır. İnsanlara niceliklerle düşünmeyi öğretmek kolay değildir. İnsanlara “mantıklı” düşünmeyi öğretmek de kolay değildir. Çünkü insanlar günlük hayatlarında pek nadiren mantıklı düşünürler. Çoğu zaman düşünme biçimleri ve davranışları irrasyoneldir.

İnsanlar ne zaman mantıklı düşünmeye başlarlar? Yanıt basittir: Mecbur kaldıkları zaman. Bunun için de içgüdüsel düşünme alışkanlıklarını terk etmeleri, verilen koşullara uygun çıkarımlar yapmayı öğrenmeleri gerekir. Bunu öğrenmek ise uzun ve sancılı bir süreçtir. Birçok yetişkin, bu yetiyi kazanamamış olmasına rağmen yaşamlarını gayet güzel ve başarılı biçimde sürdürürler. Deniz süngerlerinin mantığa ihtiyaçları yoktur. Bir köpek ne zaman acıktığını bilir, yiyeceğini de koku duygusuyla bulur. Tuzak kurarak, plan ve işbirliği yaparak, dili ve haritaları, mantığı kullanarak yiyecek arayan tek canlı ava çıkmış insandır.

Bu nedenle çocuğunuz mantıklı düşünme yetisini birden bire kazanamayacağını, bunun bir süreç olduğunu hiç bir zaman aklınızdan çıkarmamalısınız.

Sevgi konusuna gelince… İnsan elbette sevdiği alanda başarılı olur? Ama acaba öyle midir? Belki de insan başarılı olduğu alanı seviyordur.

Çocukla Ne Tür Oyunlar Oynanabilir?

Matematiksel yeteneklerin geliştirilmesi, teorik bilgilerin arttırılması ile olmaz; yaşayarak ve problem çözerek olur. Çocuğunuzla konuşurken sık sık sayısal, niceliksel ve mantıksal ifadeler içeren cümleler kurun. Örneğin kahvaltıda 7 zeytin yediğini söyleyin. “Masada üç kişiyiz. 3 tane 7, 21 eder. Demek 21 zeytin yemişiz,”  deyin. Bunu daha da geliştirin. “Her zeytin iki gram olsa, 21 tane 2, 42 gram eder, demek 42 gram zeytin yemişiz,” deyin. Bir başka gün de “eğer 500 gr zeytin yeseydik, yarım kilo zeytin yemiş olurduk,” deyin.

Hacim kavramını oturtmak için çocuğunuzla bir tabaktaki mercimek tanelerinin sayısı konusunda iddiaya girin. Bir tabağın içindeki mercimeklerin sayısını kim daha doğru tahmin ederse, onu günün birincisi ilan edeceğiniz söyleyin. Bu oyunu küçük tabakla, büyük tabakla, çay bardağıyla, su bardağıyla oynayın. Her seferinde kaba kaç tane mercimek sığdığını sayarak bulmasını isteyin.

Orantı kurma problemleri de önemlidir. Çocuğunuzla bir yere giderken (mesela alış veriş merkezine) hedefe kaç dakikada yürüyebileceğiniz konusunda iddiaya girin. Çocuklar iddiaları severler. Ara sıra kazanmasını sağlayın.

Bölme, bölünebilme konusunu kavratmak için çocuğunuzla 21 Kibrit oyunu oynayın. Yere yirmi bir tane kibrit çöpü koyun ve oyunun kuralını söyleyin. “En az bir, en fazla 4 kibrit alabilirsin, şimdi sırayla bir sen, bir de ben kibrit alacağız, sonuncu kibriti alan kaybeder,” deyin ve oyuna başlayın. Oyuna ilk onun başlamasını isteyin. Çocuğunuzun aldığı kibriti 5’e tamamlayın. Mesela o 1 kibrit aldıysa, siz 4 kibrit alın; 2 kibrit aldıysa siz 3 kibrit alın vs. Başlangıçta kaybedecektir, ama oynamaya devam edin. Çocuk oyunun hilesini öğreninceye kadar oynayın, ama hileyi kendi keşfetsin.

Eğer ilk kibriti sizin almanızı isterse, oyunu kendi avantajınıza döndürecek şekilde oynayın. Diyelim siz başladınız ve 3 kibrit aldınız. Çocuk başlangıçta 2 kibrit alması gerektiğini bilemeyecektir. Diyelim 2 yerine 3 kibrit aldı. O zaman yerden 6 kibrit eksilmiş olur. Bu da 5+1’dir. O halde 4 kibrit almanız, avantajın size geçmesini sağlar. Bu şekilde oyunun sırrı çözülene kadar devam edin.

Alan kavramını yerleştirmek için kağıda bir şekil çizin ve bu şeklin içine kaç nokta sığabileceğini sorun. Eğer 100 noktadan fazla sığdırırsa günün süper tahmincisi seçileceğini söyleyin. Ama kural olarak, noktaların ayrı ayrı görünmesi ve sayılabilmesi gerektiğini de belirtin. Bu oyunu çocuk hangi büyüklükte alana kaç nokta sığabileceğini tahmin edebilecek duruma gelinceye kadar oynayın.

Çocuğunaza farklı büyüklükteki alanların içini boyatın ve kaç dakikada bitirebildiğini kronometreyle ölçün. Böylece büyüklük ve alan kavramını zihninde oturtacaktır. Ayrıca nicelikleri ölçmenin önemini de yaşayarak öğrenmiş olacaktır.

Noktalarla yapılan çalışmalar da çok faydalıdır. Bir kağıda 40 tane nokta çizin ve içine on tane nokta sığacak şekilde kaç daire çizebileceğini sorun. “Peki, ya beş nokta deseydim, kaç daire olurdu?” diye sorun. Bu oyunu farklı sayılarla tekrar edin. Çocuğa çetele tutmayı da öğretin.

Çocuğu Nasıl Ödüllendirelim?

Çocuğa ödül olarak asla para, sinema, dondurma vaat etmeyin. Ödülünüz her zaman sevgi ve saygı olsun. Mesela onu günün kralı, bilgesi, çalışkanı ilan etmek gibi…

Ona hiç bir zaman “sen çok zekisin” demeyin. Bunun yerine, “Sen çok çalışkansın, çok dikkatlisin, çok sabırlısın, çok kararlısın,”  deyin.

Her şeyden önemlisi, kendi zekanızı ve yaratıcılığınızı devreye sokabilirsiniz. Eminim burada önerilenlerden çok daha yaratıcı oyunlar bulabilirsiniz. Yeter ki çocuğunuza vakit ayırın ve bir anne ya da baba olarak onunla olumlu iletişim kurmayı öğrenin.

Onunla beraber oynayacağınız oyunların ille de sayısal olması gerekmez. Tahmin oyunları da çok yararlıdır. Çocuğun şans ve istatistik kavramlarına alışması için gereklidir hatta. Tahmin oyunları binlerce farklı şekilde oynanabilir. Bir uzaklığın tahmini, bir insanın bir dakika sonra ne yapacağının tahmini, bir eşyanın fiyatının tahmini gibi… Bütün bunları çocuk için bir meydan okumaya çevirin ki problem çözmeye daha istekli olsun.

Silginin hangi elde olduğunu tahmin etmek bile oldukça yararlı bir oyundur. Bunu çocuk sıkılıncaya kadar oynayabilirsiniz. Ona silginin kaç kez sağ elde, kaç kez sol elde çıktığının çetelesini tutturun. Bu tür oyunlar çocukların insan davranışlarını, yüz ifadelerini, vücut dilini de fark etmesini sağlayacağından ekstra yararlıdır.

Kısaca bir çocukla oynanabilecek milyonlarca oyun vardır. Bu biraz da sizin yaratıcılığınıza kalmıştır.

Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.

Başarıları Kayıt Altına Almak

Kayıt altına alınmanın insanlar üzerinde olağanüstü bir gücü vardır. Çocuğunuzun başarılarını bir çetele ile kayıt altına alın. Örneğin günde kaç saat ders çalıştığını kapıya yapıştıracağınız bir kağıdın üstüne not alın. Ara sıra olumsuz davranışlarını da not alın (ama herkesin göreceği bir yere koymamak kaydıyla) ve yeterince olumlu davranırsa, bu kaydı sileceğinizi belirtin. Çocuk o kaydı sildirmek için elinden geleni yapacaktır.

Çocuğunuza ara sıra kendi elinizle hazırladığınız takdirnameler verin, küçük kağıtları süsleyin odasına koyun. Bu tür hediyeler özellikle kız çocukları üzerinde çok etkilidir.

Anne baba olarak, çocuğunuza vakit ayırmak için ille de onunla Disneyland‘a gitmeniz gerekmez. Onunla küçük oyunlar oynamanız, minik sohbetler yapmanız bile yeterli olacaktır. Her şeyden önemlisi ona güvendiğinizi sıkça söylemenizdir.

Çocuğa sorumluluk vermekten kaçınmayın. Unutmayın insanlar, kendilerine hazır verilen şeylerden çok, kendi başardıklarına değer verir, sahiplenirler.

Sinan İpek

Matematiksel

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.