Evettttt sonunda el ele yazdık.

Tahtaya yazdıktan sonra somut olsun, olayı kafalarında canlandırsınlar diye iki öğrenciyi çıkarıp :
-Çınar ile Emre el ele dedim.
Bunlar aaaa yaptığımız iş tahtada yazıyor diye bir gülmeye başladılar.
Ama nasıl gülmek?
Bir yandan gülüyorlar bir yandan da “ Allah senin iyiliğini versin” tarzında bana el hareketleri yapıyorlar. Bir an ne olduğunu anlamadım. Bütün sınıf kıkırdıyor. Ciddi ciddi birbirlerine bakıp yerlere yattılar neredeyse. İnanın ne olduğunu anlamış değilim. Hani klasik repliklerimiz vardır ya.

“Evladım ne gülüyorsun, gülünecek ne varsa söyle bizde gülelim”, dediğimiz o sahne.

Demek ki çocuk olmak böyle bir şey. Gülmek için illa çok komik olması gerekmiyor bazı şeylerin.

Sonra tahtaya “ Ela Lale el ele “ yazdım. Birlikte okuduk.
Emre tahtada yazılanı okuyunca;
“Ayyyy çok heyecanlandım.Şimdi biz okumaya mı başladık ? ”, dedi.
Ama gerçekten heyecanı her halinden belli. Kıpır kıpır yerinde duramıyor.
Ben de onlara moral olsun diye, biraz da gaza getirmek için ;
“Evet Emrecim okumaya başlıyorsunuz. Ben de çok heyecanlıyım biliyor musun ?”, dedim.

“Sen niye heyecanlısın? Okuma yazma biliyorsun ya”, dedi.

Ahh dedim sizi cingözler sizi. Nasıl da anladılar hemen .

“Ben size öğreteceğim için heyecanlıyım Emrecim” , diye olayı kurtarmaya çalıştım.

Bak bu mantıklı der gibi yüzüme baktı.
Çocuklar duygularınızı hemen anlar ve samimi bir süzgeçten geçirirler.
Doğal olarak yapar bunu. Bu yüzden açıklarınızı kendi dilleriyle ifade ederler.
Bütün gün el ele dolaştık.
Elden ele bir şeyler aktardık.
Çocuklardan biri ; Öğretmenim anneme el ele, el ele demekten fenalık geldi , dedi.
Ahh ki ne ahhh…
Biz ne yapalım çocuğum. Üç harf ile hayatı yaşamayı öğreniyoruz. Daha çokkkk fenalık geçirecekler

Tülay Olçum

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14