Eskiden öğretmen için nöbet görevi yoktu.

İdareci, okulun bahçe kapısı önünde beklerdi ve öğrenci geç kaldığında okula almayarak öğrenciyi hemen eve gönderirdi.

Teneffüs bitip de içeri zili çalınca okul binasına geç giren öğrenci bina kapısında bekleyen idareci tarafından hemen eve gönderilirdi.

Ayrıca binaya vaktinde girdiği halde derse geç kalmış ise öğretmen tarafından derse alınmaz ve koridorda bekleyen idareci tarafından da eve gönderilirdi.

Ne ilkokulda ne de diğer öğretim basamaklarında okula devam mecburiyeti de yoktu.

Devamsızlık yapanlar ya sınava girmedikleri veya sınavdan düşük not aldıkları için sınıf tekrarına kalırdı.

Finlandiya’yı örnek veriyorlar ya acaba Finlandiya’da nöbet/gardiyanlık görevi var mı yoksa çocukların özgüveni gelişsin diye serbest mi bırakıyorlar?

Her tarafa sesi de kaydeden kamera konulsa yine de nöbet tutmaya gerek var mı?

40 dakika öğretmeni görmek yetmiyor ayrıca teneffüste de mi görsünler?

Anne-babalarını, öğretmeni gördükleri kadar görüyorlar mı?

İdareciye evrak işi vererek asli işi olan nöbeti elinden alanlar kimlerdir?

Alıntı: ‎Mehmet Şerif Varlik Diyarbakır‎ 

banner47

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14