BİR TÜRK'ÜN GÖZÜNDEN JAPON OKULLARI

Japonya’da yeni eğitim yılı başladı. Bizim Hiro da orta okul serüvenine başladı dolayısıyla. Okula her gittiğimde yeni şeylere tanık oluyorum ve sistemler arasındaki farkları karşılaştırma fırsatım oluyor.

Öncelikle hiç kimse okula ayakkabılarıyla giremiyor. Bunu ayrı tutalım. Öğrenci, öğretmen ya da veli terlikleriyle gelmeli. Yoksa okulun ziyaretçiler için hazırda tuttuklarını kullanabiliyorsunuz.

Okul öncesi, mezuniyet ya da toplantılara veliler katılmak zorunda. Bu konu çok önemli. Bildiğiniz rahatsız ediyorlar. İş yeriniz konu çocuk ve okul olduğunda da gayet esnek davranıyor. Yoksa belediyelerin izin vermeyen iş yerlerine yaptırımları söz konusu.

Bugün milli marş konusu çok dikkatimi çekti. Biz alışmışız kaset, CD'den çalar ve biz eşlik ederiz. Burada bir öğretmen piyano çalıyor ve öğrenciler gayet uyumlu bir şekilde eşlik ediyor.

Her öğrencinin okula başladığında yeri belli. Hepsine ayrı birer sıra ve arkasında isimlerinin yazılı olduğu sandalyeleri hazırlanmış. Genel olarak ikili sıralar.

Benim bulunduğum bölge çok fazla yabancı öğrenciye sahip olduğu için, okul/veli yazışmaları Japonca, İngilizce, Portekizce ve Tagalog olmak üzere 4 ayrı dilde oluyor. Her dilin ayrı bir tercümanı da var. Bölgeler arasında bu mutlaka farklıdır.

Bugün seremoni sonunda birinci sınıf öğretmenlerini tek tek tanıttılar örneğin. Bu da öğretmen olarak size verilen değerin bir göstergesi. Kürsü konuşmalarındaki bayrağa, izleyicilere ve izleyenlerin konuşmacıya olan saygısına hiç girmiyorum bile...

Yemek olayıyla ilgili bazı yanlış haber ve yazılar görmüştüm. Onla alakalı da kısa geçelim. Okula yemek parasını yatırıyorsunuz ve tüm yemekler okulda yapılıyor. Takvimin belli günlerinde öğrencilerin payı da var ama tamamen onların yaptığı bir iş değil elbette.

Okul bahçesinde öğrenciler bir takım sebzeleri yetiştiriyor. Ekilmesi, bakımı vs. konuya mecburen hakim oluyorlar. Daha önce toplantıya gittiğimizde; bu da çocuğunuzun ektiği soğanlar diyerek hediyemizi almıştık. Küçük ama önemli konular.

Çok masraflı olduğu bir gerçek ama devletin çocuklar için 15 yaşına kadar desteğini düşünürsek bu size büyük bir yük değil. Biraz siz, biraz devlet yükü paylaşıyorsunuz.

Okulun başladığı ve bittiği zamanlara yakın geziler var. Bir ya da bir kaç gün yatılı oluyor. Burada da en hoşuma giden konu her öğrencinin yanına neler alması gerektiğini- yanında net olarak ne kadar para olduğu dahil- bildiren yazı evinize postalanıyor.

Orta okul bittiğinde yani 15 yaşında yarı zamanlı olarak iş hayatına başlıyor çocuklar. 18 yaşında evden ayrılmak isteyip izin alamayanların ailesini polise şikayet etme hakkı var. Ama sigara ve içki almanız için 20 olmalısınız. Bu kültürler arası değişken bir konu.

Pozitif bir konu da okullarda özel öğrenciler için özel sınıflar olması. Yavaş anlayan/öğrenen ya da Japoncası eksik olan öğrenciler destek olarak bu sınıflarda ek dersler alıyorlar.

Sezon öncesi çocuğun ilgilendiği sporlar seçilip ona göre o sporun hazırlığı yapılıyor. Basketbol için 8, tenis için 15 kişi gibi. Seçmeli derslerde robot dersi vardı ve Hiro onu seçti. O konu hakkında sonuçlara bağlı bir yazı düşünüyorum.

Fabrika gezileri, tarihi yerler, ulaşım araçları gezileri gibi katkısı büyük geziler var. Böylece öğrenci daha fazla geleceğiyle ilgili bakış açısına sahip oluyor.

Üniversite okumak elzem değil. Yolunuzu 15 yaşından itibaren verdiğiniz kararlarla çiziyorsunuz. Gelir dağılımı bize göre çok daha sağlıklı olduğu için işçi, memur, doktor vs arasında uçurum yok. Dolayısıyla toplum içinde yaptığı iş için ayıplanan ya da hor görünen olmuyor.

(Nadir Yaşan)

banner47

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Mihrinaz 2 ay önce

Çok güzel bir makale bende JAPONYAda yaşıyorum şuan kızım huykouene gidiyor sistemden çok memnunum

banner14