Nobel Edebiyat Ödülü ve Şaşırtmayan Gerçekler

Edebî kalitenin bir ödülle belirlenmesi ne kadar doğrudur? Edebiyatçıların önce bunu cevaplaması gerekir. Ya da bu ödülün verilmesinde esas kabul edilen ölçüt nesnel midir? Bazı yazarların ödülü kaptıktan sonra bir tek eser dahi ortaya koyamamaları neyle izah edilebilir?

Burada Nobel’in karanlık tarihine kısa bir dokunuş yapalım, meramımız daha iyi anlaşılsın;

Yüzyılı aşkın bir süredir işletilen Nobel kartı 1833’te İsveç’in Stocholm kentinde doğan Alfred Nobel’in adını ve kanlı geçmişini yaşatır. Zengin bir mimarın oğlu olan Alfred Nobel sağlık sorunları nedeniyle okula gidemez. Aldığı özel dersler ve kişisel becerileriyle kendisini kimya dalında yetiştirir. Otuz dört yaşında dinamiti bulur. Dinamitle yaptığı bir deney sırasında kardeşini de havaya uçurur.

Alfred Nobel’in muazzam servetinin oluşumunda dinamit en büyük katkıyı yapar. Dinamit üretimi için kurduğu fabrikalar, laboratuvarlar, silah tüccarlığı, kardeşiyle ortaklaşa sömürdüğü Bakü petrol yatakları, beş kıtaya uzanan pazarlama şirketleri servetine servet katar. Bakü’de ve Kafkaslarda Ermeni ve Azerilerin birbirlerini kırmalarını sağlayarak, petrodolarlara kavuşurlar. Barbarca yöntemlerle servetlerine servet katmaları ve bu süreçte dinamitin kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle Azerilerce Milyonçu olarak anılmıştır.

1896’da ölen Alfred Nobel’in vasiyetine uyularak kurulan Nobel Vakfınca 1901 yılından bu yana, Edebiyat, Barış, Fizik, Kimya, Tıp/Fizyoloji olmak üzere toplan beş dalda verilen ödüllere Vakıf yönetimi 1969 yılında aldığı kararla ekonomi ödülünü de eklemiştir.

Ödüllerin kimlere verileceği, her dalda belirli bir jürinin kanaatleri ile belirlenmektedir. Edebiyat Ödülü’nde Stocholm Akademisi; Ekonomi, Fizik ve Kimya ödüllerinde İsveç Bilimler Akademisi; Tıp ve Fizyoloji ödülünde Karolin Tıp Enstitüsü, Barış ödülü içinse Norveç Parlamentosu’nca oluşturulan beş kişilik bir kurul tarafından belirlenmektedir.

Sicili böylesine bozuk, her kertesi Kapitalizm kokan bir ödüllendirmenin aslında dikkate alınır bir yanı yoktur. Zannımca edebiyat dünyasında da saygınlığını kaybetmek üzeredir. Belki de kaybetmiştir, bilemiyorum. Bana göre yok hükmündedir.
Zihinsel Engelli Salih Yetim Kayboldu, Her Yerde Aranıyor! Zihinsel Engelli Salih Yetim Kayboldu, Her Yerde Aranıyor!

Zaten 1960’tan itibaren Nobel Edebiyat Ödülü soğuk savaşta kullanılmıştır. 1980’den sonra ise Batı’dan yana tavır alanlara, kendi toplumuna yabancı olanlara verilmiştir. Örneğin, Aleksander Soljenistsin’e 1970 yılında verilen ödül Sovyet sistemine karşı olduğu için verilmiştir. Necip Mahfuz ise Mısır-İsrail barışını desteklediği için 1988’de ödüllendirildi. 2001 yılında ödülü alan W.S. Naipul’un İslam karşıtı açıklamalarının ödülü alışında mutlak etkisi vardır.

2005 yılında bir hayli gürültü koparan “Ermeni meselesi” eksenindeki açıklamalarıyla yargılanan Orhan Pamuk, Fransız Parlamentosunda Ermeni tasarısının kabul edildiği gün Nobel Edebiyat Ödülünün sahibi olmuştur. Sizce bu bir rastlantı mı dır? Halbuki biz Yaşar Kemal gibi bir Türk yazarının Nobel’i kazanabilme ihtimali olan tek kişi olduğunu söyler dururduk.

Bu sene ödülü kazanan Peter Handke 1990’lı yıllarda Yugoslavya İç Savaşı sırasında Sırp güçlerinin yanında yer almış, ağır savaş suçlarından sorumlu tutulmuş, Slobodan Miloseviç’e destek vermiş bir cani. Elinde mazlum kanı kokan bir katil…

Türk İslam dünyası neden böyle alternatif bir ödül programlamaz. Gerçek edebiyatçıların ödüllendirildiği, mazlumun mağdurun sesinin dillendirildiği bir platform oluşturulmaz.

Güneşin altında yeni bir şey yok, başka ne bekliyordunuz?

tekkocaeli.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13