Derse Girmek İstemeyen Öğrencilere Nasıl Yaklaşılmalı

Salgın tüm dünyayı etkisi altına almış durumda. Salgın döneminde dünyadaki bir çok ülke yüz yüze den çok , uzaktan eğitime devam etmekte. Uzaktan online eğitimde yaşanan en büyük sıkıntılardan biride , öğrencilerin online derslere katılmaması. 
Bu tarz durumlarda öğretmenler neler yapmalı? Derse katılmak istemeyen öğrenci nasıl ikna edilir? 
Çoğu eğitimci, öğrencilerle saygılı ilişkiler kurmanın önemini anlar, ancak bu teoriyi bir model veya plan olmadan uygulamaya koymak genellikle zordur. Aşağıdaki beş adım, öğretmenlerin bu sonbaharda uzaktan öğrenme olasılığına hazırlanırken ve öğrencileriyle kalıcı ve anlamlı ilişkiler kurmaya çalışırken göz önünde bulundurmaları gereken bir ilişki çerçevesi görevi görür.

Birinci Adım: Birbirimizi Tanıyalım

Mesela kızım öğretmenlerini gerçekten çok seviyordu, ama Google Meets’te tüm sınıfın karşısında, herkes ona bakarken müthiş bir kaygı duyuyordu. Neyse ki dördüncü sınıf öğretmeni, öğrencilerin güvende hissetme, görünme ve anlaşılma ihtiyacına öncelik vermek için her şeyi bir kenara bırakmanın değerini biliyordu. Google Meets üzerinden, çocuğumun evcil hayvanları, yazma sevgisi ve Harry Potter’a duydukları ortak hayranlıkları hakkında birebir görüşmeler yaptılar. Öğretmeninin onun gerçekten kim olduğu ve nasıl olduğu ile ilgilendiğini görmek, ufak adımlarla da olsa sanal öğrenmeye katılmayı denemeye heveslenmesini sağladı.

İkinci Adım: Katılımı Artırmak İçin Öğrencilerle İlgili Bildiklerinizi Kullanın

Öğretmenler öğrencilerini gerçekten tanımayı başarırlarsa, onlar için okuyacakları metinler bulabilir ve umursayacakları ödevler verebilirler, böylelikle katılımı teşvik etmiş olurlar. Kızımın koro öğretmeni bunu kusursuzca yerine getirdi. Bizimkinin son zamanlardaki Star Wars takıntısını keşfettikten sonra ondan Darth Vader’ın tema müziği “The Imperial March”ın trombon kısmına çalışmasını talep etti.

Son derece heyecanlı ve motive olmuş çocuğumuz parçada ustalaşmaya kendini kaptırdığı sırada, alçak ve şiddetli bas sesleri de haftalardır ilk kez küçük evimizde duyulmaya başladı. Önemsediği bir şeye öğrenmeyi dahil etmek, onu katılım için motive etmenin ve uzaktan eğitim konusundaki ihtiyatını hafifletmenin etkili bir yolu haline geldi.

Üçüncü Adım: Öğrenci Ortaklıkları Katılımı Artırabilir 

Öğretmenler, akran ilişkisinin de en az öğretmen-öğrenci ilişkisi kadar mühim olduğunun farkındadırlar. Öyleyse, öğrencilerin ilişki modelimizde bir sonraki adıma geçmelerine yardımcı olmak için bu bilgiyi nasıl kullanabiliriz? Bu noktada öğretmenler bir kez daha öğrencileri hakkında öğrendiklerine güvenmeliler; ama bu sefer anlamlı ortaklıklar yaratmak için.

Kızımızın yazı kulübü öğretmeni, onun en sevdiği hobisi – çizgi roman ve kısa grafik hikayeler yazmak – hakkında bildiklerini kullandı ve kızımla aynı derecede hevesli bir yazar olan okul arkadaşlarından biriyle güzel bir çevrimiçi yazma ortaklığı sağladı. Öğretmeni ve yazı arkadaşı ile kurduğu bu ilişkiler ona değerli olduğunu hissettirdi, ki bu da çok büyük bir fark yaratmaya başlamıştı.

Dördüncü Adım: Katılımın Artırılması İçin Küçük Grupların Kullanılması

Ortaklığın gücü, doğal olarak ilişki modelindeki öğrencilerin büyük akran gruplarında birbirleriyle etkileşime geçmelerini hedefleyen bir sonraki adım için uygun zemini hazırlar. Öğrenci katılımını teşvik etmek için bu grupların epey ilgi çekici olması gerekli. Örneğin, bazı öğretmenler öğrencilerin birlikte online oyunlar oynadıkları “eğlence günleri” düzenliyorlar.

Kızımız tüm sınıfın bulunduğu sınıf toplantılarına katılma konusunda henüz kaygıılıyken öğretmeni kızımın da üyesi olduğu bir kitap kulübü kurdu. Güvendiği birkaç arkadaşıyla kulüp toplantılarına katıldıkça kendi fikirlerini paylaşması da kolaylaştı. Kısa sürede çok yol katetti ve bu, öğretmenlerinin kendisiyle gerçek bir bağ kurmak için gösterdiği çabayla doğrudan bağlantılıydı.

Beşinci Adım: Öğrencileri Kontrol Etmek ve Liderlik Etmelerini Sağlamak

Hakiki bir bağın devam eden bir süreç olarak görülmesi gerekiyor. İlişki kurma modelinin son adımında, eğitimciler öğrenim desteği ve uygulama için alan bırakmalılar. Tüm yıl boyunca, öğrencilere kim olduklarını ve neye ihtiyaç duyduklarını önemsediklerini hatırlatmanın yollarını bulmalılar. Bu, düzenli kontrollerle gerçekleştirilebilir.

Kızımız, öğretmeniyle kurduğu güzel ilişkiye ve yazı arkadaşı ile kitap kulübünden başka birkaç arkadaşının da orada olacağını bilmesine rağmen, tüm sınıfın buluştuğu bir toplantıya katılmayı ilk seferde başaramadı. Öğretmeninin konuşmaya başladığını duyar duymaz dışarı kaçtı. Öğretmeni, kızımızın kendisini güvende hissetmek için neye ihtiyacı olduğunu sorduğunda anladık ki bu ilişki modelinin ilk dört adımı sayesinde, kızımız artık kendini güvende hissediyor ve ihtiyaç duyduğu şeyi ifade edebiliyordu.

Future Ready Okulları’nın kurucusu Thomas C. Murray, Personal & Authentic (Kişisel ve Özgün) adlı kitabında şöyle diyor: “Bu okul yılında çocuklara verebileceğimiz en iyi şey yeni bir müfredat veya teknoloji değil. Onların kalbini gören ve işiten, empati kurabilen bir kalp.” Bu beş aşamalı ilişki modeli tam da bunu başarmayı amaçlıyor: Öğrencilerini gören, duyan ve onlarla empati kurabilen eğitimcilerin, öğrencilerini tam anlamıyla tanımak için zaman ayırması.

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://www.edutopia.org/article/connecting-reluctant-remote-learners?fbclid=IwAR2p4NhIJze_2YZ2xAlwklH8Ppv2l6QUcf8ZUJ2b2JDjdxZ9q5dmuI72y2g

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol