COVID-19 salgınıyla birlikte, eğitim öğretim süreçlerinin devamının okul odağında sağlanmasıyla ilgili olarak, ülkeler çok ciddi tereddütler yaşadı. Ekonomisi ve eğitim sistemi gelişkin ülkelerde okulların yüz yüze eğitime kapatılması son çare olarak ele alındı. Türkiye ise OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri arasında okullarını en fazla süre kapalı tutan ülkeler arasında yer aldı.

Türkiye’de Mart 2020’den beri okulun kapısından içeri girememiş pek çok öğrenci vardır. Okulların kapalı kaldığı süre uzadıkça öğrenme eksikleri ve kayıpları sistemin telafi süreçlerini yönetme kapasitesinin sınırlarını aşarak; bir kuşağın kalıcı olarak sosyal, duygusal ve ekonomik kayıplarının oluşması ile sonuçlanacaktır. Daha şimdiden bu kayıpların en az 1 buçuk yıllık bir eğitim-öğretim dönemini kapsadığı ortaya çıkmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığının 5 Temmuz-31 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirmekte olduğu  “Telafide Ben de Varım” programına “8 buçuk milyon öğrenci, 3 yüz bin civarında öğretmenin katılmakta olduğu” açıklaması bu kayıpların giderilmesi anlamında oldukça önemlidir.

Bu arada Bakanlık, 2021-2022 Eğitim-Öğretim Yılı Çalışma Takvimini de yayınladı. 2021/14 Nolu Genelgeye göre;

-Öğretmenlerin mesleki çalışmaları 31 Ağustos 2021 Salı günü başlayacaktır.

-1.Dönem, 6 Eylül 2021 Pazartesi-21 Ocak 2022 Cuma günü sona erecektir.

-Okul öncesi ve ilkokul 1.sınıf öğrencileri için uyum eğitimi 31 Ağustos 2021-3 Eylül 2021 tarihleri arasında yapılacaktır.

-1.Dönem ara tatili 15-19 Kasım 2021, yarıyıl tatili 24 Ocak-4 Şubat 2022 tarihleri arasında yapılacaktır.

-2.Dönem 7 Şubat-17 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek, öğretmenlerin mesleki çalışmaları ise 20 Haziran-30 Haziran 2022 tarihleri arasında yapılacaktır.

Açıklanan takvime göre 2.Dönem ara tatili belirlenmemiştir. Oysa Nisan ayı içinde bir haftalık ara tatilinin de olması gerekiyordu.

Bu çalışma takvimi ve Sayın Ziya Selçuk’un, 6 Eylül tarihinde yüz yüze eğitime başlanılacağı açıklaması, bütün toplumsal kesimlerin dikkatle takip etmesi ve üzerinde durması gereken önemli konulardır. 

Bu anlamda okulların açılması toplumsal açıdan öncelikli bir hedef haline getirilerek, Bakanlığın alması gereken fiziki mekanların temizliği, norm kadro açığının kapatılmaya çalışılması, okullara yeterli düzeyde hizmetli görevlendirilmesi, maske ve hi,jyen malzemesi temini gibi tedbirlerin takipçisi olunmalı, okul toplumunun unsurları olan öğrenci-öğretmen-veli-okul yönetimi dörtlüsünün eşgüdüm halinde üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri ve çocukların okullarına kavuşabilmeleri için gereken her adımı atmaları gereklidir.

Türk Tabipler Birliğinin yaptığı “Eylül 2021 İçin Okulları Açalım Çağrısı” benzeri çağrıların, başta eğitim sendikaları ve siyasi partiler olmak üzere bütün sivil toplum kuruluşlarının yapması ve bu çağrıların takipçisi olması elzemdir.

Çocuklarımızın ve toplumun geleceği için okulları, yüz yüze eğitime açmak zorundayız!

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol