İngilizcede sıklıkla birbirlerine karıştırılan ve gramer hatalarına yol açan kelime grupları

"MAY" YA DA "MİGHT"
Ne zaman “might” yerine “may” kullanacağına karar vermek zor olabilir çünkü bu iki yardımcı fiil arasındaki fark oldukça küçüktür. Her ikisi de bir şeyin mümkün olduğunu ifade eder ama “might” ile ifade edilen belirsizlik “may” ile karşılaştırıldığında biraz daha fazladır.

“I might take a trip to India next year” cümlesi belki Hindistan’a gidebileceğin ama belki de gitmeyeceğini ifade eder. “I may have a slice of cake after dinner” cümlesi ise o pastadan bir dilim almak konusunda biraz daha kararlı olduğunu ifade eder.

Daha da kafa karıştırıcı olabilecek şey ise “may” sözcüğünün geçmiş zaman çekiminin “might” olmasıdır. Yani geniş zamanda “he may eat the last piece of cake” dersin ama geçmiş zaman için bu cümle “he might have eaten the last piece of cake” halini alır.

"FEWER" YA DA "LESS"
Bu hata hem İngilizce dil öğrencileri hem de anadili İngilizce olan kişiler için zordur.

Hem “fewer” hem de “less” anlam olarak “more” sözcüğünün zıddıdır ama hangisini kullanacağına karar vermek için önce isme bakman gerekir. “Fewer” sayılabilir isimlerle kullanılır; books, cars, people ya da cups gibi. Kural olarak, bir isimden önce 2 books, 10 cars, 100 people ya da 5 cups gibi bir sayı gelebiliyorsa o isim sayılabilir isimdir.

“Less” ise sayılamayan isimlerle kullanılır; love, water, electricity ya da science gibi. Eğer ismin çoğul çekimi yoksa o zaman sayılamaz bir isimdir. Örneğin, “this parking lot is too crowded. I wish there were fewer cars” diyebilirsin ama “I wish you would turn off the lights, so we could use less electricity” diyemezsin.

COULD, SHOULD YA DA WOULD
Bu 3 birbirine benzeyen yardımcı fiil birçok İngilizce dil öğrencisi için sorunlar yaratır.

“Should” tavsiye vermek için kullanılır (“That shirt looks great on you. I think you should buy it” veya “You should get vaccinations before traveling overseas”).

“Would” ise artık olasılık dışı ya da gerçek dışı hale gelmiş durumları anlatmak için kullanılır (“I would love to go to Italy, but I don’t have enough money” veya “She would come to the party if she didn’t have to wake up early tomorrow”). “Would “ aynı zamanda kibar tekliflerde bulunmak için de kullanılır (“Would you like some tea?”)

Son olarak, “could” 3 farklı şekilde kullanılabilir: 1) geçmişteki bir yeterliği belirtmek (“When I was younger, I could run twice as fast”), 2) gelecekteki olasılıkları belirtmek (“If we work really hard, I think we could save up enough money for a vacation this year”) ve 3) kibarca bir şeyi rica etmek (“Could I have a cup of tea?”)

"SINCE" VE "FOR"
Bir zaman aralığının başlangıcından şimdiye kadar uzanan zamanı belirtmek için “since” kullanın. “since” kelimesinin Türkçe anlamını “-den beri” karşılamaktadır.
Belli bir olayın geçtiği zaman diliminden bahsetmek için “for” kelimesini kullanın. Şu kadar süredir diyebilmek için “for” kullanmanız gerekir. Türkçe çevirisi “-dir, -dır” şeklindedir.
 

Örnek :

"He's been in a grumpy mood since he woke up." ⇨ Uyandığından beri huysuz.
"He has been living in Turin for three months." ⇨ Torino’da üç aydır yaşıyor.
 

"WHETHER" YA DA "IF"
“Whether” ve “if” kelimelerinin her ikisi de bir koşuldan bahsetmek için kullanılır. Ama farklı amaçlarla kullanılırlar.

Koşullu bir cümle kurarken “if” kullanmak gerekir (İfadenin gerçekleşmesi için belirli koşulların yerine getirilmesi gerekir):

Örnek :"If I find his address, I’ll send him a letter." ⇨ Eğer onun adresini bulursam, ona bir mektup göndereceğim.

Sadece iki seçenek olduğu belirtmek istendiğinde “whether” kullanmak gerekir:

Örnek :"Charlie didn’t know whether Alice was going to the beach or the mountains for the weekend." ⇨ Charlie Alice’nin haftasonu için plaja mı yoksa dağlara mı gideceğini bilmiyordu.

"BRİNG" YA DA "TAKE"
“Bring” ve “take” neredeyse aynı anlamlara sahiptir ama farklı yönleri ifade ederler. Bunların ilişkisi tıpkı “come” ve “go” fiilleri arasındaki ilişki gibidir.

“Bring” konuşmacıya doğru bir hareketi ifade eder ve bunu “come” ile benzer hale getirir: İnsanların bir şeyi bulunduğun yere getirmelerini istersin. Örneğin, “bring that book over here” ya da “please bring a snack to the party” diyebilirsin.

“Take” ise hareketin konuşmacıdan uzaklaştığını ifade eder ve bu da “go” ile benzeşmektedir: Gittiğin yere yanında bir şeyler götürürsün. “Don’t forget to take your book to school” ya da “please take me home” diyebilirsin.

"THEY’RE", "THERE" VE "THEIR"
They're = Açılımı "they are..." olan bu kelime grubunun sıklıkla kesme işareti ile ayrılarak a harfinin atılmış versiyonunu görürsünüz.
Örnek : They’re going to New York this year." ⇨ Onlar bu yıl New York’a gidiyorlar.

Their = “Onların” anlamına gelir ve sahiplik, aitlik belirten bir sıfattır.
Örnek : "That is their cat." ⇨ Bu onların kedisidir.

There = “are” ve “is” yardımcı fiiliyle kullanılır. Bazen de yer yön bildiren zarf olarak kullanılır.
Örnek : "The box is over there." ⇨ Kutu orada.


Ya da zamir olarak da kullanılabilir:
Örnek: "There is a chocolate cake in the fridge." ⇨ Buzdolabında çikolatalı kek var.

Hatalarınızın üzerinden geçerek doğrusunu öğrenmeye gayret edin.
 
"AFFECT" VE "EFFECT"
"Affect" ve "effect" kelimelerinin her ikisi de bir hareketin doğurduğu sonuçları belirtmek için kullanılır.

"Effect" cümle içinde isim olarak kullanılır.
"Affect" cümle içinde fiil olarak kullanılır.
 

Örnek :

"Studying has a big effect on your exam grades." ⇨ Ders çalışmak sınav notların üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.
"The film affected him deeply." ⇨ Film onu derinden etkiledi.
 

 
"IT’S" VE "ITS"
"It's" "It is" demek için kullanılan kısaltmadır.
"Its" sahiplik belirtir.
 

Örnek :

"It's a small rabbit." ⇨ Bu küçük bir tavşandır.
"The rabbit was eating its food." ⇨ Tavşan yemeğini yiyordu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol