ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM.

ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM

Ben bir öğretmenim çağlar ötesinden gelen ve asırlardır korurum varlığımı. İnsanın mutluluğu, iyiliği, rahatı ve huzuru içindir tüm mücadelem. Sevdayla, aşkla, heyecanla ve sabırla yoğrulmuştur hamurum. Tarifi mümkün olmayan ve anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığı hisleri yaşarım ve yaşatırım. Dünyanın her yerinde en fedakâr en muhteşem insan olarak kabul edilmemin sebebi budur. ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM.

Bir sevda türküsü çalar yüreğimde, bense engin denizlerin derinliklerine gizlenmiş inci tanelerini gün yüzüne çıkarmaya çalışırım. En derin ve ıssız madenlere dalar, en değerli taşları çıkarır, bir kuyumcu hassasiyetiyle işlerim ve nice elmaslar, pırlantalar, zümrütler ortaya çıkarırım. ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM.

Bir kardelen sevinciyle baş gösteririm en olmaz zamanlarda, en olmaz mekânlarda. Bir çiğdem güzelliği olur gönüllerde buram buram kokarım. Şifa olurum acılı yüreklere, çaresiz bakan gözlere. Kâh Dicle olurum kâh Fırat ve akarım verimli topraklara, inerim engin denizlere. Nice şiirler, şarkılar, yazılar yazılır benim için, nice özdeyişlere misafir olurum en tatlı dudaklarda. Kimi zaman tarih selam durur bana; kim bilir kaç şahın, kaç padişahın bilgisi becerisi ve gücü olurum dünyaya hükmeden. ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM.

Hayatın anlamı olurum görmeyen gözlerde, işitmeyen kulaklarda, yürüyemeyen ayaklarda. Bazen bir kırık dökük tekne olurum, kayalara çarpa çarpa yol alırım sonsuzluğa bazen içimde dinmeyen fırtınalarla boğuşurum minicik bir eli tutup gönlünü avutma sevdasıyla. Ben yâr olurum ben yârân olurum. ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM.

Bir yanım feryat ederken çocuk olurum hayaller içinde, dalarım uzaklara. Çember çeviririm, seksek oynarım, ip atlarım, saklanırım en kuytu yerlere adına da saklambaç derim. Derken bir ezgi yayılır derinden. Önce bir güfte olup saza karışırım sonra kürdîlihicazkâr nağmelerle dalarım gönüllere. Huzur bulurum, unuturum derdi kederi. ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM.

Menzili olmayan bir kuşun kanat çırpınışları kadar yavaş, sakin ve umutsuz, engin denizleri aşmaya çalışan bir yelkenli kadar yorgun olurum kimi zaman. Yaşama sevinci olurum sonra, bir gülücük kadar samimi, bir tebessüm kadar iç açıcı. Dalgalara yenik düşmeyen martıların gücü, baharın, yağmurun müjdecisi ve bir kelebeğin kozasından çıkma azmi olurum. Yaprak yaprak açan bir ağacın dalı olur, eğilirim yere. Sunarım bütün benliğimle iyiyi, doğruyu, güzeli…ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM.

Dolaşırım sınırlarında yurdumun, dağında, ovasında, bayırında. Sert bir rüzgâr olur eserim yaylasında. Çatlamış dudaklara, nasır bağlamış ellere dokunurum. Yalnızlığın türküsünü mırıldanırım, karışır yüreğim sevdalara, özlemlere, sılaya, gurbete. “Ölüm Allah’ın emri de şu ayrılık olmasaydı.” dizeleri takılır kafama anayı, kardeşi, sevgiliyi düşünerek. Ve kanar yüreğim çoğu zaman taaa derinden. ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM

Orta Asya’da Bilge Kağan, Anadolu’da Mevlana, Ak Şemsettin, Fatih olurum. Hz. Ali’nin “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum .” diye övdüğü kişi olurum. Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da destanlar yazan Başöğretmen Mustafa Kemal olurum. ÇÜNKÜ BEN ÖĞRETMENİM

YENAY YILMAZ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13