Cuma Günü Birinci Saat Ne Anlama Geliyor?

Cuma Günü İçinde Duaların Kabul Vakti

Cabir b. Abdullah Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle dediğini rivayet ediyor: “Cuma günü on iki (saat) dir. Bir müslüman o saatte Allah’tan bir şey isterse muhakkak verir. Onu İkindinin son saatinde arayın.” (Ebu Davud, Cuma, l048)

Cuma, dinimizde çok önemli kabul edilen haftalık toplu ibadet günüdür Bu günde bir araya gelerek topluca Cuma namazını kılmak için Rabb’imize yöneliriz Cenab–ı Hakk’ın bu güne has bazı lütufları vardır Bu sebeple Cuma günü, uyanık bir kalb ve gönülle idrak edilmelidir Efendimiz (sas), “Onda bir saat vardır; bir kul o saate ererse, Allah’tan her ne istemişse onu Allah kendisine mutlaka verir” buyurur Bu ânın ne zaman olduğu hususunda değişik sözler söylenmiştir

Mesela; Abdullah ibn Selam (ra); “Allah Rasulü (sas) oturuyordu Ben, ‘Allah’ın kitabında (Tevrat’ta) şu ifadeyi buluyoruz: Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, mümin kul o saati denk getirerek namaz kılıp Allah’a dua ettiği takdirde isteği mutlaka yerine getirilir’ dedim Benim bu sözüm üzerine Rasulullah, ‘Yahut bir saatin bir kısmı’ diye bana işaret buyurdu Ben de; ‘Doğru söylediniz veya bir saatin bir kısmı’ diyerek sözümü düzelttim Sonra sordum, ‘Bu vakit (Cumanın) hangi vaktidir?’ Bana, ‘O, gündüzün saatlerinin sonudur’ diye cevap verdi Ben: ‘Bu saat namaz vakti değildir’ deyince bana şu cevabı verdi: ‘Evet, mümin kul namaz kılar, sonra müteakip namazı beklemek maksadıyla oturursa o, sevap yönüyle aynen namaz kılıyor gibidir” Buradan anlaşıldığına göre, tıpkı Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın içinde dönüp durduğu gibi, o an da Cuma günü içinde gezip durmaktadır Dolayısıyla o dakikayı yaşayabilmek, Cuma gününü bir bütün olarak yaşayıp Allah’a tam bir teveccühle yönelmeye bağlıdır Bu yüzden Peygamber Efendimiz (sas), bu günü ashabıyla birlikte şuurlu olarak ve adeta bir miraç yapıyor gibi geçirmiştir Rahmet–i İlahi’den ümit edilir ki, bu ruh ve hava içinde Cumayı değerlendirdiğimiz müddetçe, Cenab–ı Hak, duaların geçerli olduğu o dakikaya rastlatır ve dualarımızı kabul eder Allah Resulü’nün hayatına baktığımızda O’nun da bu günde dua ettiğini ve Allah’ın dualarını kabul ettiğini görüyoruz İşte Efendimiz’in bu müstecab dualarından bir örnek; Hz Enes (ra) anlatıyor: “İnsanlar kıtlığa maruz kaldılar Resulullah (sas) bir Cuma günü hutbe verirken bir bedevi kalkıp: ‘Ey Allah’ın Resulü! Malımız helak oldu, nicedir yağmur yağmıyor Bizim için Allah’a dua ediver!’ dedi Bunun üzerine Aleyhissalâtu Vesselam ellerini kaldırdı Biz gökte bir bulut göremiyorduk Allah’a yemin olsun, daha ellerini geri çekmeden, semada dağlar gibi bulutlar peydah oldu Derken daha minberden inmemişti ki, mübarek sakalından yağmur damlaları dökülmeye başladı O gün, ertesi güne kadar yağmur yağdı Daha sonraki gün de yağdı, onu takip eden günde de yağdı, hatta müteakip Cumaya kadar yağış devam etti Öyle ki, o bedevi veya bir başkası gelip: ‘Ey Allah’ın Resulü! Binalarımız yıkıldı, hayvanlarımız suda boğuldu, bizim için Allah’a dua ediniz de artık yağmur kesilsin’ dedi Efendimiz (sas) ellerini kaldırıp: ‘Allah’ım, etrafımıza yağdır, üzerimize olmasın! (başka bir rivayette ise Allah’ım, (yağmur) etrafımıza yağsın, üzerimize değil! Allah’ım, dağların ve tepelerin üzerine, vadilerin içine, ağaç biten yerlere olsun)’ diye dua etti Eliyle bulutlara doğru işaret etti Hangi istikametteki buluta işaret etti ise bulutlar orada açıldı Bütün Medine buluttan temizlendi Biz de çıkıp güneşte yürüdük” Evet, Allah Resulü (sas) ellerini kaldırmış, Allah da yükselen bu isteğe icabet buyurmuştur O halde, bizler de Cuma günündeki bu icabet saatini yakalamaya çalışmalıyız Bu günü diğer günlere nazaran ayrı bir hassasiyet içinde dua ve ibadetlerle geçirmeliyiz

Ahiret Yolcusu
Enes b. Mâlik (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü duaların kabul edileceği, beklenen saati; ikindiden sonra güneş batıncaya kadar ki zaman içerisinde arayın.” (Nesâî, Cuma: 45; Muvatta, Cuma: 7)
žTirmîzî: Bu hadis bu yönüyle garibtir. Bu hadis Enes’den başka değişik şekillerde de rivâyet olunmuştur.
Muhammed b. ebî Humeyd zayıf görülmüştür. Bazı ilim adamları hafızası yönünden zayıftır demişlerdir. Kendisine, Hammad b. ebî Humeyd ve Ebû İbrahim el Ensarî’de deniliyor, hadisleri pek hoş karşılanmıyor.
Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden pek çok ilim adamları bu beklenen saatin ikindiden sonra güneşin batmasına kadar ki zaman olduğunu söylemişlerdir. Ahmed ve İshâk bunlardandır.
Ahmed diyor ki: “Duaların kabul edilmesi beklenen saatle alakalı hadislerin çoğu ikindi namazından sonra olduğu şeklindedir. Güneşin batıya kaymasından sonra da olması ümit edilebilir.”
Amr b. Avf el Müzenî (r.a.)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü bir saat vardır ki; Kul Rabbinden ne isterse Allah mutlaka ona o isteğini verir.” Ey Allah’ın Rasûlü o saat hangi saattir dediler: Buyurdular ki: “Cuma namazı için kamet getirilmesinden başlayıp namazdan çıkma zamanına kadardır.” (Muvatta, Cuma: 7)
ž Bu konuda Ebû Musa, Ebû Zerr, Selman, Abdullah b. Selam, Ebû Lübabe, Sa’d b. Ubade ve Ebû Ümâme’den de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Amr b. Avf hadisi hasen garibtir.
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Adem o gün yaratıldı o gün Cennete konuldu o gün Cennet’ten çıkarıldı. O günde bir saat vardır ki; Müslüman bir kul o saati namaz kılarak denk getirir ve o anda Allah’tan her ne hayır dilerse Allah o isteğini ona hemen verir.
Ebû Hüreyre diyor ki: Abdullah b. Selam’la karşılaştım ve bu hadisi ona hatırlattım dedi ki: Ben o saati bilirim. Ben de o saati bana haber ver benden gizleme dedim. Dedi ki: O saat ikindiden sonra güneş batıncaya kadardır, dedi. Ben de; ikindiden sonra nasıl olabilir çünkü Rasûlullah (s.a.v.) “Müslüman kul o saati namaz kılarken denk getirir” buyurmuştur. Halbuki o vakitler namaz kılma vakti değildir dedim.
Bunun üzerine Abdullah b. Selam şöyle dedi: “Rasûlullah (s.a.v.) bir yerde oturup namazı bekleyen namazdadır buyurmadı mı? Evet dedim. Dedi ki: İşte bu o demektir.” (Buhârî, Cuma: 4; Nesâî, Cuma: 4)
žTirmîzî: Bu hadis uzuncadır, buraya ilgili bölümü alınmıştır.
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Hadisteki “O saati bana haber ver benden gizleme” sözünün manası: “Cimri ve hasis olma” demektir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol