MEZUNİYET GÜNÜ

Bir ilin Cumhuriyet Lisesi 2007 yılı mezunları bir mezuniyet günü düzenlediler. Örgütleme işini o zamanki sınıf başkanları üstlendiler. Yaklaşık otuz beş dolayında kişi bu etkinliğe katıldı. Bazıları eşleriyle geldiler. Öğretmenlerinden de beş kişi katılabildi.
Gündüz okul yöneticilerini ziyaret ettiler. Okulu gezdiler. Öğrencilik yıllarını anımsadılar. 
Akşam da dört yıldızlı bir otelde yemek ve eğlenmek için toplandılar. Gece müzikli idi. Öğrencilik yıllarında müziğe ilgi duyan, ancak iyi bir puan alamayınca üniversiteye yerleşmeyerek düğün müzikleri yaparak ekmeğini kazanan Ferdi YILMAZ müzisyen olarak geceye katıldı. 
Tatlı sohbetler eşliğinde yemekler yendi. Eğlence başladı. Müzisyen Ferdi Yılmaz birkaç parça okuldu. Katılımcılar Ferdi Yılmaz’ı alkış yağmuruna tuttular.
O gece kimse kimseye kurbağanın başkalaşımından söz etmedi. Ancak, doktor olan Çağdaş Acil sahneye çıktı. Mikrofonu aldı: “Yeşil Kurbağalar” türküsünü öyle bir asıldı ki; alkışlar salonu inletti.
Kimse kimseye fotosentezden den bahsetmedi. Fakat, Türkçe Öğretmeni olan Merve Duygulu, sahneye çıkıp, kendi yazdığı:
“Temmuz güneşinin ışığı
Dans ederken yeşil yapraklar üzerinde
Bakışların geldi aklıma
…………”
Şiirini dokunaklı kadife sesiyle öyle bir okudu ki, alkışlar, alkışlar… Birkaç kişinin gözleri nemlendi.
O gece kimse kimseyle Türk Tiyatrosunun tarihçesini konuşmadı. Ancak Makine mühendisi Oral Dişli Kemal Sunal’ın ve o an orada bulunan Edebiyat öğretmenleri Mümtaz Edip’in öyle bir taklitlerini yaptı ki, herkes gülmekten kırıldı.
O gece kimse kimseye havuz problemi, hız problemi sormadı. Ancak Milli Eğitim Müdürlüğünde memur olarak çalışan Mert Çalışkan sahneye çıkıp: “İndim havuz başına” parçasını öyle bir söyledi ki, herkes ona eşlik etti.
O gece kimse kimseye makalenin, anının, fıkranın tanımını sormadı. Sorsa da zaten kimse bunların tanımını yapamazdı. Ancak avukat olan Çiğdem Savun öyle bir karadeniz fıkrası anlattı ki, herkesi gülmekten kırdı geçirdi.
Artık gece yarısı olmuştu. Orada bulunanların büyük bir çoğunluğu, geceye renk katan, sadece ve sadece birkaç arkadaşını izlemekle, alkışlamakla ve hayranlık duymakla yetindi. 
Ne yazık ki; eğitim sistemimizin günlük yaşantıdan ne denli soyut olduğunu, akademik ve bilimsel eğitim öğretimin yanında, insanın insan olmasında çok önemli işlevi olan sosyal etkinliklerin, edebiyatla, müzikle ve diğer güzel sanatlarla ilgili çalışmaların yeterince yapılmadığını daha iyi anladılar…

Hasan Hüseyin Akyol 
Muğla, 03.02.2019

Anahtar Kelimeler:
MEZUNİYET GÜNÜ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol