VICCIRIĞI ÇIKMIŞ BU KURBAĞANIN

Mecit, öğrenme güçlüğü olan , herkesin çok sevdiği ,özel bir öğrencimdi. Bir gün okul bahçesinde nöbetçiyim. Öğrencilerle sohbet ederek , dolaşıyorum.Mecit’in hızlı hızlı bana doğru koştuğunu gördüm. Telaşla ona doğru yaklaştım:
- Hayırdır Mecit , bir şey mi oldu oğlum?
- Öğretmenim , gel gel, sana bir şey göstereceğim.
Elimden tutarak bahçenin bir köşesine götürdü beni. Eliyle bir yeri gösteririrken :
-Kesin burdan Abdil Hoca geçmiş, dedi.
Ben ne olduğunu anlamaya çalışarak:
-Abdil Bey’in geçtiğini nereden anladın Mecit?
Mecit, yerdeki ezilmiş bir kurbağayı işaret ederek:
-Baksana öğretmenim, zavallı kurbağanın vıccırığı çıkmış.
Mecit’ e göre okulumuzda o kurbağanın vıccırığını çıkarabilecek yani macun gibi ezebilecek tek kişi okul müdür yardımcımız Abdil Bey. Çünkü Abdil Bey uzun boylu, iri yarı ve okulun en güçlü öğretmeni Mecit’in gözünde.

KORKUDAN ÖDÜM PATLADI YA
Bir Mecit anısı daha. İkinci çocuğuma hamileyim ve çocuğumun cinsiyetini bilmiyorduk. Mecit yanıma geldi ve :
- Öğretmenim, senin ,benim gibi tombul , sağlıklı ve çok güzel bir oğlun olacak biliyor musun? dedi.
Ben, ilk çocuğum kız olduğu ve yakın zamanda da erkek kardeşimi kaybettiğim için gerçekten sağlıklı bir erkek çocuğumun olmasını çok arzuluyordum.Mecit’in sözü üzerine heyecanla Mecit’ e sarılıp:
- İnşallah, benim yüreği güzel oğlum, dedim.
Mecit, kollarımdan sıyrılıp:
-Ama , benim dediğim gibi bir erkek çocuğun olunca bana yeni bir kıyafet alırsın değil mi ?
Ben , hemen ertesi gün Mecit’e bir hediye götürdüm ama aklıma doğumumdan sonra istediği yeni kıyafeti almayı yazdım. Zamanı geldiğinde Mecit’in dediği gibi sağlıklı,tombul ve güzel bir oğlum oldu. Adını erkek kardeşimin adını koydum. Bir sabah eşimle birlikte okula gerekli evraklarımı bırakmaya gittik. Müdür Beye hikayeyi anlatıp,öğleci olan Mecit’ e vermesi için hediyesini bıraktım. Bebeği anneme bıraktığım için aceleyle eve döndüm.Öğleden sonra , müdür bey, nöbetçi öğrenci ile Mecit’ i odasına çağırtmış. Ne olduğunu bilmeyen Mecit, biraz korkarak odaya girmiş.Müdür Bey , kapının girişinde bekleyen Mecit’ i içeriye çağırmış. Mecit ağır ağır adımlarla biraz da ürkerek yaklaşmış. Müdür Bey, Mecit’le sohbetten sonra olayı açıklayınca Mecit, büyük bir oh çekerek hızla gidip koltuğa yayılarak oturmuş.
-Şunu niye daha önce söylemiyorsun Müdür bey ? Sınıftan buraya gelene kadar , acaba yine ne yaptım diye düşüne düşüne korkuda ödüm patladı ya,deyince müdür bey basmış kahkahayı. Mecit, hediyesini aldığı gibi üzerine bir de müdür beyden çay içmiş.

AYAKKABININ BAĞCIĞI
Erkek öğrencilerimizin çözülen ayakkabı bağcıklarını bağlamak; kız öğrencilerimizin açılan saç örgülerini düzeltmek biz sınıf öğretmenlerinin önde gelen görevlerindendir. Belimden çok rahatsız olduğum için okula çelik korse takarak gidiyor, eğilip kalkmakta büyük zorluk çekiyordum. Bu nedenle bir gün :
- Çocuklar , annelerinize söyleyin lütfen, ben iyileşinceye kadar bağcıklı ayakkabı yerine cırt cırtlı ayakkabılarınızı giydirsinler. Anlaştık mı ?
Hep bir ağızdan , her zamanki gibi uzatarak ‘‘ An-laş-tık öğ-ret-me-nim.’’ dediler.
Ertesi gün teneffüs bitişi sınıfa girdiğimde afacan Ataberkim yanıma gelerek:
- Öğretmenim , ayakkabımın bağcığını bağlar mısınız ? deyince
- Ama dün sizinle anlaşmıştık, belimdeki çelik korseden dolayı eğilemiyorum Ataberkciğim .
Ataberk , hızla ellerini bacağına destek yaparak bacağını yukarı bana doğru kaldırarak:
- Biliyorum öğretmenim ama sizin eğilmenize hiç gerek yok. Bakın ben size ayağımı kaldırdım bile , deyince elim mahkum hemen oracıkta bağladım.

MUHTARLIK DEDEDEN TORUNA MI GEÇİYOR SANIYORSUN
Sınıfımızda herkes ileride seçmeyi düşündüğü mesleği ve neden bu mesleğe ilgi duyduğunu anlatıyordu.Sıra mahallemizin muhtarının torunu Mustafa’ya geldi. Mustafa, büyüyünce muhtar olmak istediğini belirtip , muhtarın görevlerini açıkladı .Kendisinin neden muhtar olmak istediğini ifade etmeye başlamıştı ki ,Furkan heyecanla ayağa kalkarak:
-Mustafa, Mustafa sen muhtarlığın dededen toruna mı geçtiğini sanıyorsun. Demokrasiyle yönetiliyoruz oğlum. Biz sana oy verirsek muhtar olabilirsin , deyince öğrenciler gülmeye başladılar.

BUGÜN DOĞUM GÜNÜNÜZMÜŞ ÖĞRETMENİM
Çalıştığım okulda çocukların eğitim öğretimiyle genellikle anneler ilgilenir. Ama benim baba velilerim her zaman çok ilgili olup, bana destek oldular.Yıllar önce bir gün öğretmenler odasında oturuyoruz. Kapı çaldı ve benim iki baba velim içeri girdi. Birisinin elinde güzel bir saksı çiçeği, diğerinin elinde ise kocaman bir hediye paketi.Şaşkınlıkla selamlaştım. ‘’ Nilsun hanım , bugün doğum gününüzmüş, biz sizi kutlamaya geldik . ‘’ dediklerinde bende şaşkınlık, mutluluk , heyecan birbirine karıştı. Diğer öğretmen arkadaşlarım için de pek alışık olmadığımız bir durum . O zaman, şimdiki gibi sosyal medya da yok ki onlara bu günü hatırlatsın. Ben teşekkür ederken, doğum günüm olduğunu nereden bildiklerini sordum. Bana , önceki haftalarda zaman ölçüleri konusunu işlerken, doğum tarihimi tahtaya yazarak çocuklarla yaşımı hesapladığımı, çocukların da bunu kendileriyle paylaştıklarını söylediklerinde hep beraber güldük.O kocaman paketten ne mi çıktı ? Ayağını sallayarak şarkı söyleyen çok güzel bir bebek.Bebeğimiz bütün gün ,sınıfımızda şarkı söyleyip durdu.

Alıntı: Nilsun Yaylacı Özbilen

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13