Öğretmenin Maaş Zammı İsyanı

Öğretmen haberleri ve gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!


% 30,5 zam aldık diye övünenlere bir kaç soru sormak istiyorum. Şimdi maaşımız ortalama 1500 lira arttı. Bu artış yeterli mi? 
1-) Benim 10 yıllık bir bilgisayarım var. Artık beni değiştir diye bağırıyor. Öğretmen olarak içerik üretmek zorundayız. Okula hazırlık yapmak, materyal hazırlamak, sınav hazırlamak vb. bir çok iş için bir bilgisayar almak gerekir. Kalburüstü bir bilgisayar 10 bin TL. Nasıl alacağım?
2-) Benim 11 yaşında bir arabam var. Bakım masrafları, kaskosu, sigortası, muayenesi derken inanılmaz bedeller ortaya çıkıyor. Bu arada bu aracı gezmek için kullanmıyorum. Büyük şehirde insanın eli ayağı maalesef.
3-) Öğretmensin, kılık kıyafetine önem vermek zorundasın. Ayakkabı 1000 lira. Ben son 3 yıldır doğru düzgün kıyafet alışverişi yapamadım. Maaş zammını kıyafete mi gömeyim bilgisayar mı alayım ya da arabaya bakım mı yaptırayım? Hangisini yapayım?
4-) Markete girdim. 1 kilo salatalık aldım 18 liraydı. Kızıma bir 180ml'lik bir kakaolu süt alayım dedim. 4 liraydı. Kasaptan 1 kilo olarak aldığım et önce 750 grama, son olarak 500 grama düştü. 1 kilo et 110 TL.
5-) Evde bozulan, eskiyen bir beyaz eşya mutlaka olacak. Bunların fiyatlarını yazmıyorum bile. Kendiniz açıp bakın. 
6-) 10 yıllık uyduruk bir koltuk takımımız var. Çok eski. Bir şekilde idare ettik kullandık. Değiştirmek istedik. 20 bin lira ortalama bir koltuk takımı. Ben aldığım zammı buna ödesem üzerine yine ilave yapmalıyım. Aldığım zam hiçbir şey almama, hiçbir eksiği kapatmama yetmiyor. 
7-) Tatile gitmeyi, dışarıda bir restoranda yemek yemeyi, futbol müsabakası izlemeyi, tiyatroya gitmeyi bunları saymadım bile. Zaten hiçbirisi yok. İçki içmiyorum, sigara kullanmıyorum. 
 Hobi sahibi olmak istesem. Bir ortalama enstrunman alayım desem 3000 - 4000 Lira. Kursa gitmek istesem fiyatlar uçuk. Fotoğrafçılık öğrenmek istesem makineler inanılmaz pahalı. Empati yapamayan şükürcü kardeşim sen empati yapma. Sana göre bir kişinin kültürel aktivitesi olmamalı. Ot gibi yaşamalıyız. Gezmeyelim, görmeyelim, gülmeyelim, eğlenmeyelim bizler. Bizler öğretmen değiliz hatta insan değiliz öyle değil mi? Ne gerek var yahu?
9-) Her fırsatta bir hayat standardı talep etmeyi nankörlük olarak değerlendiren sizler şunu cevaplayın. Ev ve araba aldığınız için kendinizi şanslı mı sanıyorsunuz? Kültürel aktivitesiz, sanatsız, felsefesiz geçen bir ömür nasıl bir ömürdür? İçim kararıyor. Ülke gezmeyi bırakalım, Türkiye'yi bile gezemedim. Param yok çünkü. Borç ödemekten yoruldum. Vallahi yoruldum.
10-) Elektrik faturası zammı ile ilgili ironi yazıyorum. Bunu anlamayıp eleştirecek kafa yapısında meslektaşlarımız var. Bu nasıl bir ruh halidir? Ondan öte bu ironiyi gerçek kabul edip destekleyen de var. Yani bu insan modeline göre elektriği az kullanırsak daha medeni olacağız. O insanlara şunu soruyorum. Bir toplum tüketmezse nasıl verimli olacak? 
11-) Ben artık kendimi bir paçavra gibi hissediyorum. Okula gidiyorum. Prestijimiz yok. Yok ettiler bütün hevesimi. İdealist düşünemiyorum. Gelişebilmek için kaliteli yaşamaya, kaliteli yaşayabilmek için gelişmeye ihtiyacımız var. Bir çıkmaz bu. Artık insanların bana acıdığını düşünmeye başladım. Durup düşünüyorum. İçsel diyaloglar. ''Bana acıyor musunuz? Bilgelik üstün müdür? Çağımız bilgeliği önemsiyor mu? Tüketenlerin iplemediği bir zincir miyim? Ben neyim?'' Yok yok..

Alıntı: Oğuz Ateil 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol