HAYALLERİMİZ, HEDEFLERİMİZDİR

Ben bugün sizlere, hayallerimden ve beni ben yapan içsel dünyamdan bahsetmek istiyorum. İnsan olarak doğamız gereği hepimizin tüm acılara, umutsuzlukla rağmen hayattan beklentilerimiz, hayallerimiz vardır. Her zaman, "şu hayalim gerçekleşsinde hayattan başka birşey istemiyorum" deriz. Fakat bir süre sonra her geçen zamanda hayallerimiz, beklentimiz, isteklerimiz değişir. Zaten insan olmanın, canlı bir varlık olmanın, doğası gereği bu hep böyle olmalı belkide. Bir yandan hayat bizi nereye sürüklerse sürüklesin, bazen kaderimize teslim olarak, bazen ise kimimiz isyan ederek öyle veya böyle yaşarız, yaşamaya çalışırız hayatı. Bu arada çoğumuz hayal kurmayı, hayalleriyle yaşamayı hiç eksik etmez kalbinden. Kimbilir belkide rüzgarlara kapılıp gitmemek için, güçlü durabilmemizin en kuvvetli bağıdır hayat ile kurduğumuz hayallerimiz. Düşünüyorum da, sanırım hayal kurmak ve hayallerimizle yaşamak yine en güzeli bizim için. Hayal kurmayı bilmeyen, ya da bugünle ilgili, yarınla ilgili, gelecek yıllarla ilgili, hayali olmayan bir insan olduğumuzu düşünün bir an. Hatta biraz daha ileriye gidin. Hayal kurmayan, kitap okumayan, müzik dinlemeyen, kuşların, hayvanların sevgisini hiç hissetmeyen insanlar olduğumuzu. O zaman hayat ne kadar anlamsız, boş bir yaşam olurdu değil mi? Hele biz insanlar, hiç çalışıp üretmeyen ve her nerede olursak olalım, ister yolda, ister bir çiçek bahçesinde, ya da nereye gittiğini bilmediğimiz bir otobüs yolculuğunda olalım. Ya da evimizde, yani her nerede olursak olalım. Her şeye öylece bomboş baktığımızı, hiçbir şey hissetmeden, bakıpta göremeden, çıkmaz sokaklarda kaybolmuscasına, sığ bir insan gibi yaşadığımızı, sadece bir nefes alıp vermekten ibaret olduğumuzu, düşününce bu bile yoruyor insanı değil mi? Heralde öyle birşey olsa Allah korusun hepimiz hastalıklara, önümüze çıkan engellere kapılır giderdik.

HAYALLERİMİZ, HEDEFLERİMİZDİR
Önceleri bunun bu kadar farkında değildim. Yaşamak, her zorluğa rağmen hayallerine tutunup yaşamak, hem çok güzelmiş hemde tüm zorluklarla başa çıkabilmek için var gücünle mücadele ederek yaşamak, en büyük ve en zorlu sınavımızmış. Sınavın sonunda, yani yaşamımız bittiği andan itibaren belli oluyor aslında bu sınavı nasıl geçtiğimiz. Başarılımıyız, başarısızmıyız, ancak son nefesimizi verdiğimiz gün, biliniyordur beklide. Hayallerimiz ise, başarmak istediklerimizin, kendimize belirlediğimiz, belkide tek yolumuz, tek hedefimizdir.

ÇOCUKLUĞUMDA TEK HAYALİM YÜRÜYEBİLMEKTİ
Çocukken tek hayalim, bir kerecik olsun yürümekti. Yaşıtlarımla yolda koşup oynamaktı. Uzun bir süre hep bu hayallerimle ve bu rüyaları görerek yaşadım ben. Çoğu zaman, kimseler bilmez uykumdan uyanınca rüyaymış diyerek ağlar, yine uyurdum. Sonra belli bir yaşa geldim, okula gitmek istedim. Hep okumayı, yaşıtlarımla okula gitmeyi, hayal ettim. Engellime rağmen okul müdürleri, öğretmenler, beni okula alsınlar diye, her gün yorulup içim geçene kadar dua eder, ağlardım. Sırf ailem beni okula yazdırsın diye, ailemin gözüne girebilmek için, hiç okula gitmeden evde annemin desteği ile okumayı yazmayı öğrendim. Annemin komşumuzun kızından getirdiği her kitabı okurdum. Hatta kim hangi kitabı verse bana, sessiz sedasız bir köşeme çekilip okurdum. Sonrada kendimi bir okulun bahçesinde, üzerimde önlüklerle hayal ederdim.

HAYALLERİMİ GERÇEKLEŞTİRMEM YÜRÜMEME BAĞLIYDI
Tabii bu hayalime hiç kavuşamadım sayılır. Hastanade tedavi olduğumuz günler, odamızın penceresinden bakınca, luna parkın ışıkları görünürdü. Sırf biz mutlu oluyoruz diye, her akşam annem luna parkın rengarenk yanıp sönen ışıklarını izleyeyebilelim diye, yataklarımızı pencereye yaklaştırırdı. Bir gün anneme, anne biz niçin luna parka hiç gitmiyoruz diye sormuştum, öfkeli hırçın bir ses tonuyla. Annem o akşam öyle bir cevap verdi ki bana hâlâ kulaklarımdadır. "Şu an tedavi oluyorsunuz kızım, doktorlar izin vermez. Ama yürüdüğünüzde sizi mutlaka götüreceğim lunaparka" demişti. Yani yaşıtlarımla sokakta oynamamda, okula gitmemde, luna parka gitmemde hepsi yürüyebilmeme bağlı bir hayal olarak kalmıştı tüm benliğimde.

ÜNİVERSİTE MEZUNUNU KISKANDIM
Sonra genç bir kız oldum. Tabii hayallerimde benimle birlikteydi. Bazı hayallerim, isteklerim, beklentilerim de benimle birlikte büyüyüp değişmişti artık. Birgün, bir arkadaşımın üniversiteden mezun olmuş, kepli bir resmini gördüm. O an içimde öyle garip duygular hissettim ki. Kimselere belli edememiştim, ama o gün arkadaşımı çok kıskanmıştım. Buna hiç hakkım yoktu belki. O gün dünyanın en kötü insanı ben olmuştum, ama arkadaşımı gerçekten çok kıskanmıştım. Kıskanmanin ne kadar çok can yakıcı bir duygu olduğunu ilk o gün hissettim. Ama en acısı da, o gün bir hayal kuramadım. Arkadaşımı kıskanan biri olduğumu düşündükçe kendimden utandım.

BENLİĞİMİ ELE GEÇİREN BİR KALP AĞRISI
Birkaç yıl geçtikten sonra, bu defa başka bir şeyle sınadı hayat benim sabrımı. Hem de, daha önce hiç aklımdan geçirmediğim bir kalp ağrısıyla. Ama nasıl bir ağrı. Bir bilseniz, bir anda tüm hayatınızı ele geçiren, içinizi yakan, gece gündüz sadece onu düşünerek yaşadığınız, midenizi, kalbinizi, aklınızı, tüm benliğinizi saran bir ağrı. Ben o ağrıyla birlikte, bambaşka hayaller kurdum. Sonuçta yine hayal kırıklıkları, hem de hayal kırıklığının en kötüsünü yaşadım. Kimi zaman içimi kaplayan ağrımı, insanlara bahsettiğimde, bana acıyan küçümseyen bakışlarını gördüm. "Haline bakmamista" diyerek başlayan, daha sonra içimi yakan sözlerini duyduğum zaman eriyip giderdim. Bazıları "kalbin demi engelli?" derdi. Fakat sonrasında, hep bir "ama" gelirdi. Yani gönlümce bunu bile yaşayamadım ben.

OLMAK İSTEDİĞİM YERDEYİM
Artık bir daha hiç yaşamamam, hayal kuramam diyordum. Çünkü kendimi ve hayatı hayal kurmayı herşeyi bırakmıştım, yorulmuştum artık. Çok yorulmuştum. Fakat bir çoğunuzun bildiği üzere, şu an bana Korkuteli Detay haber sayfamızda, yazılarımla sizlere sesimi duyurabilme imkanımı veren, benim kahraman Gazeteci abim elimden öyle bir sımsıkı tutup, beni yeniden ayağa kaldırdı ki, şimdi tam da olmak istediğim yerdeyim. Çok garip belki de, ama çok mutluyum. Tabiî bugünlere gelene kadar hiç zorluklar yaşamadım mı? Tabii ki yaşadım. Hem de defalarca kez zorluklar yaşadım. Kırdım ve kırıldım. Çoğu kez hayallerim olmayınca, yaşamdan nefret edip ölmek istediğim, vazgeçtiğim zamanlarım da oldu. Bir yanım hep yalnız kalmak istedi. Bir yanımda yalnızlığı hissettikçe isyan etti. Başımı omuzuna koyabileceğim, dertlerimi anlatabileceğim, beni yargılamadan, ayıplamadan, "şükür et senden beterleri var" sözleriyle, sözlerimi boğazıma dizmeden, sadece kalbiyle dinleyen bir dosta ihtiyaç duydum hep. Ve abimi tanıyana kadar da, böylesine güvenebileceğim, bana kendimi güçlü hissettiren, kimsem olmadı benim. Belkide oldu, ama bunu bana hiç hissettiremediler. Çünkü dost olmak kadar, bunu karşımızdaki insana da samimi bir şekilde hissettirmek gerektiğine inanıyorum ben.

ORGANLARIMI BAĞIŞLAMAK İSTİYORUM
Çocukken sadece yürümek ve okula gitmekti hayalim. Şimdi ise öyle hayallerim varki. En baştaki hayalim dışardan da olsa okulumu bitirmek. Abimin gurur duyabileceği bir yazar olmak. Sonrasında, hiç kimsenin açlık ve yoksulluk çekmediği, bir dünya hayal ediyorum. Herkesin bir birini, dil, din, ırk, siyaset ayrımı, sağlıklı, engelli, kadın, erkek ayrımı, yapılmaksızın, birbirine saygılı davrandığı, barış içinde huzur dolu bir dünya hayal ediyorum. Ağaçlarımızın, dağlarımızın, göllerimizin, nehirlerimizin, yeşilimizin, doğamızın, toprağımızın, hayvanlarımızın katledilmediği,
maviliğin, yeşilliğin iç içe olduğu, güneşin sıcak huzurunu, toprağın kokusunu içimize çektiğimiz bir dünya hayal ediyorum. Müziğin sesini, kuşların sesini ve çocukların gülümseyen nağmelerini ruhumuzda hissederek, hayallerimizle birlikte yaşayabileceğimiz, umut dolu yarınlarımızı görebilmeyi hayal ediyorum. Son nefesimi verdiğim gün ise, organlarımın bağışlanmasını, kalbimin yaşamak isteyen bir başka insana nefes vermesini, gözlerimin bir başka insana ışık olmasını, her şeyden daha çok hayal ediyorum.

YÜRÜMEKTEN VAZGEÇMEDİM
Peki yürümekten vazgeçtim mi? Tabii ki hayır. Çünkü daha öncesinde de yazmıştım. Eğer birgün yürümeyi hayal edemezsem, rüyalarımda dahi göremezsem sanırım işte esas o gün gerçekten ölürüm ben. Yüreğinde sevgiyi taşıyan, hayallerinden vazgeçmeyen, tüm takipçilerimizin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Sevgiyle kalın, hoşçakalın... 

Kaynak: KORKUTELİ DETAY

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14