Gençliğe Hitabenin İlk Kez Okunduğu O Akşam! Gençliğe Hitabe’nin Öyküsü. İşte O güne Ait Gerçekler

Gençliğe Hitabe'nin ilk kez okunduğu o akşam...

Nutuk hazırlanırken Atatürk'ün yanında bulunan ve yazım aşamasında en yakından tanıklık eden Prof. Dr. Afet Inan bu konudaki tanıklığını şöyle anlatıyor:

1927 yılında sıcak bir yaz akşamıydı. Atatürk, İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda arkadaşlarıyla bir aradaydı. O, arkadaşlarına adeta bir sürpriz hazırlamanın sevinci içinde, ‘Oturunuz ve dinleyiniz!' dedi.

Nutuk'un sonuna koyacağı satırları yüksek sesle okumaya başladı. Dinleyicilerin nefes dahi almadıklarını sanıyorum. Nutuk bu satırlarla son bulacaktı. Atatürk bu metni okuyup bitirdiği zaman, derin bir nefes almış ve iki damla gözyaşını da bizlerden saklamamıştı.

Gençliğe Hitabe'nin ilk kez okunduğu o akşam, artık tarih olmuş olaylar konuşma mevzuu değildi. Atatürk coşmuş konuşuyor ve başkalarına diğer akşamlar olduğu gibi konuşma fırsatı vermiyordu.

O, Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbali üzerinde duruyordu. ‘Tarihi yaşadığımız gibi yazdık, fakat geleceği Cumhuriyete inananlarla onu koruyanlara ve yaşatacak olanlara emanet etmek lazımdır' diyordu.

Gençliğe Hitabe yazısını ilk dinleyenlere methetmek fırsatı dahi verdiğini hatırlamıyorum. Sadece onun sözleri hâlâ bugün dahi kulaklarımda akisler yapmaktadır.

"Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. İstikbalin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. Hür fikirler tatbik mevkiine geçtiği vakit, Türk milleti yükselecektir" diye telkinlerde bulundu. O, Türk Gençliğinin sağduyusuna, milliyetçiliğine, vatan muhabbetine inandığını ve onlara güvendiğini söylüyordu.

 Nutuk’un okunması tam 6 gün, 36 saat 33 dakika sürmüştü. Kongre’nin son günü olan 20 Ekim 1927’de Mustafa Kemal sözlerini şöyle bağlamıştı:

“Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine kutsal bir armağan olarak bırakıyorum.”

Bu cümleyi okurken sesi daha kısılmış, titremiş, gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı.

Gözyaşları içinde “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ebediyen muhafaza ve müdafaa etmektir!” diye başlayan ve “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” diye biten Gençliğe Hitabe’yi okuduktan sonra cebinden çıkardığı mendil ile gözlerinin yaşını silmiş ve alkış tufanı arasında kürsüden inmişti. Bu sırada neredeyse herkes onunla birlikte ağlamaktaydı…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13