Geçiminizi hep ders vererek mi sağladınız? 

Üçüncü yılda Mümtaz hoca bana kütüphane memurluğu kadrosundan bir yer buldu. Edebiyat Fakültesi kütüphanesinin sosyoloji, psikoloji, felsefe kütüphanesi vardı... Bir kütüphane ve başında Salah Birsel. O zamanki kafamla onun değerini anlayamadım. Pek temasımız olmadı. Beni de onun yanına asistan kadrosuyla verdiler. Ayda 90 lira kazanıyordum. Hademe kadrosundan. Öyle vermişler kadroyu. Ve aynı odada otururdum onunla. Orada çalıştığım sırada gazeteye ilan verip İngilizce dersler de veriyordum bu arada ortaokul ve lise öğrencilerine. Matematik dersi de veriyordum. Benden bir ders alan bırakmıyordu, yeniden ders almak istiyordu. Bundan dolayı kazancımı temin edebiliyordum. Çok yoruluyordum ama hiç kimseye muhtaç olmuyordum. Şahin ağabeyim mezun olup gittikten sonra hiç kimseye muhtaç olmadan geçimimi sürdürebiliyordum. Bu arada da yoğun şekilde İngilizce çalışmaya devam ediyordum. Derslerim iyiydi ama şunu itiraf edeyim, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde dört yılda okuduğumu Amerika’ya gidince üç ayda okudum. 
Ne yazık ki üniversitelerimizde böyle bir zaman kaybı sadece psikoloji bölümü ile sınırlı değil. 
Orada bir programa girdim, derse girdiğin zaman sana bir okuma listesi veriyor hocalar. Neler okuyacaksın, hangi hafta hangi sayfaları okumuş olarak geleceksin, imtihanlar ne zaman, ödevler filan bütün ders dönemlerinin takvimini veriyorlar. Ve bir baktım bir dersten haftada en az 200 sayfa okumam gerekiyor. Üç ders alıyorum, haftada 600 sayfa okumam gerekiyor! Oysa hocalar ders anlatırdı İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde ve o bir sömestr boyunca anlattıkları, yazı makinesi ile yazsan 100 sayfa tutmazdı. O zaman farkına vardım bilgi dağarcığının genişliğinin, muazzamlığının. 
Okumaların yanı sıra hâlâ çıkmakta olan makaleleri takip etme görevi verirlerdi aldığın derse göre. Mesela kişilik psikolojisinden ders alıyorsan, o okumalarının yanında o konuda çıkan makaleleri takip etme yükümlülüğü vardı. Ödevleri yapmadan önce onları gözden geçirip ne olup bitmiş, en son çıkanlar ne bileceksin. Ben onun için mübalağa etmiyorum, Amerika’daki bir sömestr içerisinde, psikoloji bölümündeki dört yıllık okumama bedel malzeme okudum ve bu acı bir gözlem. Hem de sürekli takip ediliyor öğrenci orada. 
Bizde iki yıllık ders alırdın okurdun okurdun, çalışırdın çalışırdın iki yıl sonunda sertifika imtihanına girerdin. Orada üç haftada bir, dört haftada bir neyse okuduğun şeylerle ilgili gözden geçirme sınavına giriyorsun. Tarihi tarihine öğrenme durumundasın ve o bilgileri yazdıklarında kullanma durumundasın. Şu anda bile çok değişik bir şey olduğunu sanmıyorum burada. 
(Damdan Düşen Psikolog / Sayfa:158-159-160)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol