Dün akşam eve dönerken taksiye bindim. Sohbet ediyoruz bana soruyor:


- Siz ne iş yapıyorsunuz? 
- Eğitimciyim ben (İşimin en kısa cevabı bu ☺️)
- Hangi üniversite hocam? Benim oğlan da üniversitede, 1. Sınıfta..
- Ben Bilgi Üniversitesi'ndeyim, oğlunuz?

Oturuşu değişiyor, bir gurur seziyorum baba gözlerinde..

- Boğaziçi Bilgisayar Mühendisliği’ni kazandı hocam, Türkiye 47.si oldu. Hem de düz liseden kazandı oğlum!

Aferin ona diyorum. Belli ki paylaşmak istiyor. Hayranlıkla dinliyorum:

“Benim katkım olmadı. 
Ben anca gece gündüz takside. 
Hanım çok üzerine düştü, yönlendirdi. Hem de benim hanım ilkokul 3’ten terk!

Köyde büyümüş. Okuması bile az ama internetten eğitim alıyor, yazılar okuyor. Oğlana bir güzel destek oldu ki..”

Okul başka kendini geliştirmek başka, helal olsun eşine, diyorum. Gözümün önünde annenin hali, gözlerim doluyor..

“Ben ömür yettikçe çalışmaya devam hocam, okul daha 4 sene. 
Sonra yurtdışı masterı var. 
Bir de Silikon diye bir yer varmış Amerika’da oraya göndermek istiyor hanım.
O da temizlik işine girdi şimdi, para biriktiriyor.. 
5 senede toparlarız parayı evelallah!”

Hala etkisindeyim.

Yaşam mucizelerle dolu, azim oldukça..

Varsın ilkokuldan terk olsun. 
Okuma bilmesinden öte, “neyi nasıl okuduğu” önemli..

Yaşamı okuyanların çoğalması dileğiyle 

(ALINTI)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol