Albay çocuğu olmana rağmen çocukluğunda su satmış, ciklet satmışsan, mahalle çocuğu olarak yetişmişsen adamsın.

Şöhretin zirvesindeyken, Hababam Sınıfı afişinde Münir Özkul'a olan saygından onun adını kendi adından önceye afişe yazdırdıysan adamsın.

Tüm ülke seni izlemek için kuyruk olmuşken, çuvalla para kazanabilecekken halkın sorunlarını, acılarını, hüznünü, insanı anlatmayı seçtiğin için, parasız kalacağını bile bile salon filmlerinden vazgeçip sosyal içerikli ve politik filmlere geçmişsen adamsın.

Yeşilçam'ın belli başlı yapımcılarını karşına alıp aylarca işsiz kalmışsan, işportacı olmuşsan, denizlerde can kurtarmış, taksilerde direksiyon sallamışsan adamsın.

Tam da bu sürecin üzerine "Maden" diye bir film çevirmiş ve bir de sistemin dikkatini üzerine çekmişsen, durmamış Yılmaz Güney’le "Sürü" olmuş, "Yol" olmuşsan, doğu insanının acıları için "Derman" olmuşsan adamsın.

Her dönem bir çok partinin siyasete girme teklifini reddettiysen, politikacı olmayıp sanatçı kalmayı seçtiysen adamsın.

Kolay bir hayat seçebilecekken, insanlar açken, işkence görüyorken yalı hayatlarını reddederek mazlumun yanında yer almışsan, devrimci, solcu olmuşsan adamsın.

Yeşilçam'ın krize girdiği dönem parasızken, gazinolarda şarkı söylemen için, reklamlarda oynaman için gelen astronomik paraları elinin tersiyle itmişsen, 45 yıldır hiçbir reklam filminde oynamamışsan adamsın.

Tekel, maden, DİSK işçileri için en ön safta yer alıp, askerler tarafından hapse atılmışsan, 1 Mayıs' larda korkmadan yürümüşsen adamsın.

Bir televizyon kanalının dizi filmlerinde oynaman için gelen 1 milyon doları (en zor zamanında) dünya görüşüne uymadığı için hiç düşünmeden reddettiysen adamsın.

Sana işkence eden, o zarif saçlarının bitlenmesine neden olan kimi askerlere rağmen, kumpas mağduru (Ergenekon ve Balyoz) askerler için Silivri'de polis barikatlarını yıkmış ve gaz yemişsen adamsın.

Solcu kimliğine, Atatürk ve onun yarattığı Cumhuriyet değerlerini ekleyerek, dimdik ayakta kalmışsan adamsın.

Sokakta doğum yapmış kedileri ve yavrularını evine almışsan beslemişsen, ömrün boyunca kedilerle yaşamışsan, hayatın boyunca hayvanları sevip korumuşsan adamsın.

Bir eğitimciden daha çok eğitim için uğraştıysan, çağdaş, laik, Atatürkçü bir gelecek için yırtındıysan, yoktan bir Taş Mektep yarattıysan adamsın.

Zor zamanlarında, Türkan Saylan hocanın yanından durduysan ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne sahip çıktıysan, Nazım Hikmet Vakfı'na ve daha nice vakıf ve derneklere gönlünü kattıysan adamsın.

Kansere meydan okuduysan, hastayken bile Bakırköy sokaklarında gezdiysen, son anına kadar halkın içindeysen adamsın.

İşçinin, emekçinin hakkı için Soma davasının gönüllü avukatı gibi davrandıysan, barış davasında sanık sandalyesinde oturduysan adamsın.

40 yıl boyunca defalarca kez ölüm tehditleri almana rağmen hiçbir koruma talebi olmadan yiğitçe yaşadıysan adamsın.

Kimi yöneticilere, siyasetçilere yağ yakacağına, karşı durduysan adamsın.

Saçlı-saçsız, bıyıklı-bıyıksız, sakallı-sakalsız hallerinde bile; en güzel yüzünle, halka en yakışıklı selamını çakmışsan adamsın.

50 yıl sonra ilkokul öğretmenini tüm Türkiye'yi arayıp bulduysan, bu vefayı herkese göstermişsen adamsın.

Bir çok kişiye kimsenin haberi olmadan yardım yapmışsan, Doğu ve Güneydoğu'daki çocuklara her yıl bot, çorap ve kitap göndermişsen adamsın.

Kanserle savaşırken bile dostlarına, sevenlerine umut dağıttıysan, sonra da sessizce gittiysen adamsın.

Ölümünle 7'den 70'e herkesi bir araya getirdiysen, umutsuz kalabalıklara yeniden umut olduysan adamsın.

Tüm bunları bir arada yapmışsan, bu ülkenin gördüğü en büyük sanatçısın, en büyük adamsın. Sen... TARIK AKAN’SIN...

Murat Hattatoğlu

Anahtar Kelimeler:
Tarık Akan

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13