DENEME SINAVLARI ÇOCUKLARA ZARAR VERİYOR?

Anne-babalar ve öğretmenler olarak bizler, çocuklarımızın başarılı birer birey olarak yetişmelerini arzuluyoruz. Ancak bu başarı arzusu, çocuk okula başladığı andan itibaren “akademik başarı” ya odaklanıyor. 
Oysa insan gelişimi bir bütün. Bilişsel gelişim, duyuşsal gelişim ve psikomotor gelişim… Elbette ki bu üçü, olması gerektiği gibi birlikte ve zamanında geliştiğinde anlamlı bir bütün oluşturuyor ve bir şey ifade ediyor. Türkiye’de akademik başarı, çocuklara bilgi yükleme olarak algılanıyor. Yüklenen bilginin de ne düzeyde olduğunu belirlemek için ölçülüp değerlendirilmesi gerekiyor. Elbette ki ölçülmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Çünkü; “Ölçülemeyen hiçbir şey geliştirilemez.” 
Ancak sorun şurada; Birçok anne-baba ve öğretmen, öğrencilerin bir yarışma ortamında daha iyi öğrenecekleri, birbirleriyle yarışarak bilgilerini arttıracağı kanaatindeler. Dolayısıyla devreye deneme sınavları giriyor. Çünkü akademik başarıyı ölçmenin en basit ve kestirme yolu olarak algılanıyor. Ancak bu deneme sınavları ve bu yarışmacı anlayış o kadar masum mu? 
İlköğretim düzeyindeki çocuklar, yani ilkokul ve ortaokul öğrencileri (6-12 yaş) gelişim özellikleri bakımından bazı özellikler gösteriyor. 
Erikson, bireyin farklı gelişim dönemlerinde farklı özellikler kazandığını ifade ediyor. 6-12 Yaş döneminde kazanılan temel özelliği de “çalışkanlık-aşağılık duygusu” olarak ifade ediyor: 
İşte 6-12 yaş, yani ilköğretim düzeyi çocuğun temel özellikleri ve bu dönemde kazanılması gereken özellikler:
Çocuğun ilköğretim düzeyinde olduğu bu dönemde, sosyal yaşamında önemli bir değişim meydana geliyor. Anne-babaların çocuk üzerindeki etkisi azalıyor. Çocuk daha çok arkadaşlarının ve öğretmenlerinin etkisi altında kalıyor. 
Bu dönemde “İşbirliği yapma, bir işi başarma, planlama, öğrenme” gibi özel öneme sahip becerilerin gelişmesi gerekiyor. Bir işi başarma duygusu beraberinde “çalışma alışkanlığı kazanma” yı da getiriyor. Çalışkanlık duygusu, çocuğun kendine karşı olumlu tutumlar geliştirmesini, bu alandaki yeteneklerini tanımasını, akademik özgüven geliştirmesini, yani istediği bilgiyi öğrenebileceği algısın oluşmasını sağlıyor. 
Bu dönem, çocukların yeterli ve başarılı olmaya istekli olduğu bir dönemdir. Çocuk, bu konuda kendi gücüne güven duyma ve yeterli olduğuna ilişkin duygular geliştirmelidir. Bu nedenle bu dönemde öğretmenlerin ve anne-babaların çocuklarına başarılı olma duygusu yaratmaları, bunun için de onların başarılı olabilecekleri alanlarda etkinlikler düzenlemesi, başarılı oldukları alanlara yönlendirmesi gerekir. Çocuğun gücü ölçüsünde sorumluluklar verilmeli, küçük hataları görmezden gelinmelidir. Böylece çocuk, bir sonraki gelişim dönemine güvenle girer. 
Eğer çocuğun başarısı desteklenmez ve diğer çocuklarla kıyaslanırsa çocuk kendini başarısız, yetersiz, değersiz, işe yaramaz, aptal ve beceriksiz biri olarak algılar ve aşağılık duygusunun gelişmesine neden olur. 
Bu yaş döneminin bu özellikleri dikkate alındığında, anne-baba ya da öğretmen olarak bizlerin, çocuklarımızı deneme sınavlarında yarıştırmanın çocuklarımıza ne kadar zarar verdiğini görmek zorundayız. 
Peki, öğrencilerin bilgisini ölçmek için hiç mi sınav yapmayacağız? 
Ölçülemeyen hiçbir şey geliştirilemez demiştik. Ancak ölçme-değerlendirme, sadece deneme sınavlarıyla gerçekleştirilen bir iş değildir. Çağdaş eğitim ve ölçme-değerlendirme anlayışları, alternatif ölçme-değerlendirme araçları geliştirmiştir ve bunlar yoluyla çocuklarımızı yarıştırmadan, onların işbirliği, paylaşım, katılım, başarma duygularını geliştirebiliriz. 
Anne-babaların dışında burada öğretmenlerimize de büyük görevler düşüyor. Öğrencilerimizi yarışmacı eğitim anlayışından uzak, öğrencinin öğrenme sürecine doğrudan katıldığı, öğrenmeyi öğrenmiş bireyler olarak yetiştirmek zorundayız. Bunun için de öğrenci katılımının yüksek olduğu aktif öğrenme stratejilerine uygun öğretim yöntem ve tekniklerini öğrenmek ve uygulamak zorundayız.
Amacımız çocuklarımızın her yönüyle sağlıklı bir gelişim göstermesi ise, onların deneme sınavları ile diğer arkadaşlarıyla kıyaslayarak bir yarışa sokmaktan vazgeçmeliyiz. 
Ve hatta ilkokulun ilk üç sınıfında sınav yapmaktan kesinlikle uzak durmalıyız… 
Ahmet Nafiz DEMİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol