Yanlışlar yanlışla düzeltilemez

LGS tercih sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte yaşanan yerleştirme faciasıyla yüz binlerce mağduriyet oluştu. Ortaöğretim kurumları için oluşturulan 1 milyon 268 bin kontenjanın 342 bini boş olmasına rağmen yerelde 91 bin öğrenci herhangi bir liseye yerleşemedi. Bunlara yerel yerleştirmede meslek veya imam hatip lisesi olması zorunlu olan 4. ve 5. tercihine yerleşen 92 bin öğrencinin hatırı sayılır sayıdaki kısmını da eklersek yaklaşık 150 bine yakın öğrenci açıkta kaldı. Ayrıca Anadolu liselerinin kontenjanı dolarken mesleki ve teknik Anadolu liselerinin doluluk oranı % 55,5, Anadolu İmam Hatip liselerinin doluluk oranı % 52,3 seviyesinde kaldı. Tercihlerine yerleşemeyen ve Anadolu Lisesi kontenjanları dolduğu için tercih etmedikleri meslek teknik veya imam hatip seçeneklerine mecbur kalan 200 bine yakın öğrenci büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta, velileri de çocukları için kaygılanmakta iken MEB bürokratları arasında sorumlunun kim olduğu kavgası yaşanıyor. Görevden alınan bürokratlar ‘’yerleştirme algoritması değiştirildi’’ diyerek yeni bakan ve bürokratlarını suçlayarak sorumluluktan kurtulmaya çalışırken yeni MEB bürokrasisi ise oluşan mağduriyetleri giderme telaşıyla yeni hatalar yapıyor. Bütün bu yaşanacakları tüm yıl boyunca feryat figan dile getirmiş ve önlem alınması için kendini paralamış Özgür Eğitim-Sen olarak gelinen son noktayı değerlendirmekte fayda görüyoruz.

TEOG Neden Kaldırıldı?

Öncelikle herkesin malumu olduğu üzere her şey TEOG’un kaldırılma şekli ve gerekçesi ile başlıyor. Bunun altını çizmek gerekiyor. Hatalı ve alanın gerçekleriyle örtüşmeyen gerekçelerle yapılan başlangıçla birlikte filin züccaciye dükkanına girmesiyle yaşanacak dramatik süreç başlamış oldu ve sistem içinden çıkılmaz hale geldi. Getirilen yeni sistemle Cumhurbaşkanının dile getirdiği hiçbir endişe giderilemediği gibi sorunlara çok daha büyük sorunlar eklendi ve dramatik mağduriyetlerin önü açılmış oldu. Oysa TEOG belirli bir düzeyde işleyen, öğrenci-eğitimciler ve veliler nezdinde meşruiyeti de sağlanmış, düzeltilmesi gereken yönleri olmakla birlikte geçmiş sistemler içerisinde en hakkaniyetli ve fırsat eşitliğini sağlayabilen sistemdi.

Sınava Dayalı Yerleştirmede de Ciddi Sorunlar Yaşandı

Gelinen aşamada ana sorun yerel yerleştirmede yaşanmakla birlikte sınava dayalı merkezi yerleştirmede de çok büyük hak kayıplarının yaşandığını göz ardı etmemek gerekiyor. MEB’in ilginç ve mesnetsiz bir şekilde tercih sayısını 5 ile sınırlaması sınavdan yüksek puan alan öğrencilerin dahi açıkta kalmasına yol açtı. Zira puanına güvenip çok tercih edilen liseleri tercih eden öğrenciler tercih hakkının sınırlı olmasından dolayı riski yayamadıkları için tercihlerine yerleşemediler. O yüzden de daha düşük puan alan öğrenciler az tercih edilen liseleri yazdıkları için puanlarına uygun liselere yerleşebildiler. Şu hâlde yüksek puan almasına rağmen kısıtlı tercih hakkından dolayı yerleşemeyen başarılı öğrenci yerel yerleştirmede de absürt kriterler nedeniyle yerleşemezse ne olacak ve bunun vebalini kim üstlenecek?

Yerel Yerleştirmede Puan Üstünlüğü Gözetilmedi

Yerel yerleştirmede yaşanan ana sorun da belirlenen kriterlerde odaklanıyor. Yıl boyunca ‘’yerel yerleştirmede puan üstünlüğü şartı aranacak’’ şeklinde yapılan açıklamaların aksine puan üstünlüğü kriterlerin dördüncü sırasına konularak başarılı olan öğrencilerin açıkta kalmasına neden olundu. MEB, yerel yerleştirmelerin ikamet adresleri, bulunduğu adreste oturma ve ortaokulunda bulunuş süresi, tercih önceliği, okul başarı puanları, devam-devamsızlık ve yaş kriterleri baz alınarak yapıldığını açıklasa da tüm kriterleri taşıyan sayısız öğrencinin açıkta kaldığını biliyoruz. Düzenledikleri algoritmanın değiştirildiği suçlamasında bulunan (görevden alınan)müsteşar yardımcısının çaktığı kıvılcım MEB içerisinde yangına dönüşmüşken, olan iyi bir lisede eğitim alma hakkı çalınan yüz binlerce öğrenciye oluyor. (Bu arada basına yansıdığı kadarıyla LGS yerleştirmelerinde yaşanan skandal nedeniyle başlayan genel müdürlerin görevden alınması süreci, MEB içinden bir müddet daha kemik sesleri duyacağımızın işaretini veriyor.)

Yerel Yerleştirmede Belirlenen Kriterler Adaletsizlik Üretti

Kriterler arasında yer alan ikamet adresi ve bulunduğu adreste oturma ve ortaokulunda bulunuş süresi kriteri üstünde durulması gereken kritik konulardan birisini oluşturuyor. Velilerin iyi okulların bulunduğu semtlere taşınarak sistemin açığından yararlanma ihtimalini ortadan kaldırma niyeti gözlenen bu kriterler; sistemin açığını kapatayım, suistimali önleyeyim derken sistemin merkezine adaletsizliği yüklüyor. Bir sistem açığı ancak bu kadar kötü kapatılabilirdi. Zira yerleşme ve seyahat özgürlüğünün olduğu ülkemizde, bir semtte uzun süre yaşayan neden öncelikli oluyor, izahı mümkün değil. Şehre yeni gelen memur çocuğunun suçu ne? Hakkari’de terörle mücadele eden ve Ankara’ya atanan subayın başarılı çocuğu mahalleye yeni taşındığı için neden iyi bir lisede okumaktan mahrum bırakılıyor? Aynı şekilde sınıf arkadaşından birkaç ay büyük olan öğrenci hangi gerekçeyle istemediği okula mahkûm ediliyor?

Kurum Kültürü Yerleşmiş Prestijli Anadolu Liselerinin Hafızaları Siliniyor

Yapılacak en makul yerleştirme merkezi sınav siteminde olduğu gibi ortaokul başarı puanı baz alınarak yukardan aşağıya tercihine göre sıralamaktı. Ancak MEB bunu özellikle tercih etmedi. Bütün liselerin niteliksizlikte eşitlenmesini hedefledi. Kuruluşundan itibaren Anadolu lisesi olarak hizmet vermiş, belli bir prestij kazanmış, kurum kültürü yıllar içinde oturmuş, öğrencilerin tercih ettikleri nitelikli okullara, mahallede öteden beri ikamet ettiği için ortaokul başarı ortalaması 60-70 olan öğrencinin bile alınmasıyla kısa sürede niteliksizleştirilerek sıradanlaşması ve cazibe merkezi olmaktan çıkarılması hedeflendi. Böylelikle tercih edilmeyen teknik meslek ve imam hatip liseleri ile Anadolu liseleri arasında fark kalmayacak ve bu okulların kontenjan doldurma sorunu ortadan kaldırılacaktı. Meslek ve imam hatip okullarının neden az tercih edildiğini sorgulamadan ve nitelik sorununu ortadan kaldırmaya yönelik hiçbir çalışma yapmadan diğer liseleri onların seviyesine indirerek sorunu çözmeye çalışmak eğitim sistemine ve ülkenin geleceğine kastetmektir.

Yıllardır Yapılan Olumlu İcraatlar Yanlış Sisteme Kurban Ediliyor

Yapılan tüm bu yanlışların ve yaşatılan mağduriyetlerin giderilmesi için MEB’in getirdiği çözüm şundan ibaret: ‘’ Anadolu lisesine gitmek isteyen öğrenci gidecek. Anadolu lisesini isteyen öğrenci yerleşemezse, Anadolu lisesi kontenjanları artırılacak. Gerekirse ikili eğitim yapılacak. Mutlaka istediği okula öğrencilerimizi yerleştireceğiz. Hiçbir öğrencimizi üzmeyeceğiz’’
Sistemin yarattığı mağduriyetleri giderme stresinin tetiklediği panik hali herkesi memnun etme gibi bir savrulmaya yol açtı. Yanlışı yeni bir yanlışla kapatmaya çalışmak eğitim sistemine uzun vadede çok daha büyük zararlar verecektir. Anadolu liselerinin kontenjanı artırıldığında sınıf mevcutları 50’li sayılara ulaşacak ve eğitimin kalitesi dibe vuracak. Sınıf mevcutlarını azalttıkları ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısını düşürdükleri konusunda her fırsatta övünen MEB yetkililerinin en çok gururlandıkları icraatları ellerinden alınmış olacağı gibi olan iyi bir lisede okuma şansını kaybeden çocuklarımıza olacak. MEB’in uzun yıllardır uğraşarak tekli eğitime geçirdiği okullar da yeni sistemin yanlışları nedeniyle tekrar ikili eğitime geçtiğinde yıllardır harcanan emek ve kaynak boşa gidecek tekrar eskiye dönülmüş olacak.

Herkesin istediği okula gitmesi nasıl mümkün olabilir? Neden herkes Anadolu lisesine yerleşsin? Problem herkesi memnun etmek midir, adaletli yerleştirmeyi sağlamak mıdır? Seneye daha çok talep olunca kontenjanı tekrar artıralım, 200 değil 600 öğrenci alalım, ikili değil üçlü eğitim verelim hatta gece de eğitim verelim, sorunu çözmüş olalım. Böyle bir mantık olabilir mi? O zaman her öğrenci istediği üniversitenin istediği bölümüne de yerleşebilsin. Her veli illaki çocuğunun en iyi okul hangisiyse o okulda okumasını ister. Fakat bu isteği karşılamak devletin görevi midir?

Hatadan Dönmek Erdemdir

Oysa hatadan dönmek şahıslar için olduğu kadar devletler için de erdemdir. Öğrencileri hakka, adalete, fırsat eşitliğine uygun bir şekilde bir üst eğitim kurumuna yerleştiremedik o yüzden puan üstünlüğünü baz alarak yeniden yerleştirme yapacağız demek yerine liseleri cadı kazanına çevirmek ülkenin geleceğine darbe olacaktır. Göreve başlar başlamaz kucaklarında kocaman bir LGS sorunu bulan yeni MEB yetkililerinin görevi bu konuda yapılan yanlışları yeni yanlışlarla örtmeye çalışmak olmamalıdır. Bu sistemin top yekûn kaldırılarak önümüzdeki yıldan itibaren tüm ilgili STK’larla istişare edildikten ve her yönüyle düşünüldükten sonra kurgulanmış yeni bir sınav sitemine ihtiyaç olduğu gibi bu yıl oluşan mağduriyetlerin de herkesi memnun etme kaygısıyla değil, adaletsizlik ve eşitsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde giderilmesi gerekmektedir.

Bekir BİRBİÇER

Özgür Eğitim-Sen MYK Üyesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.