Sözleşmeli öğretmen istihdamından vazgeçilmelidir

Vasatı aşmak, paydaşların görüşleriyle olgunlaştırılmış sürdürülebilir politikalarla mümkündür

Yüksek beklenti oluşturmanın gelenek hâline getirildiğine dikkat çeken Çakırcı, okullara ‘yeni nesil öğretmen odası modeli’ vaadinin de 2023 Eğitim Vizyonu gibi hem lafta hem de rafta kaldığını dile getirdi. Vizyon Belgesi’nin açıklanmasının üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen tespitlerin gereği yapılmadığını, eylem adımlarının ya henüz hiç atılmadığını ya da eylem takviminin gerisinde kalındığını belirten Çakırcı, “Bakanlık kendi eylem takvimine uymalı; bir an önce, tespitten çözüme, vaatten eyleme, sözden fiile geçmelidir. Eğitim çalışanlarının sorunları, geçici işlerle, palyatif çözümlerle, sadra şifa olmayan girişimlerle çözülemeyecek kadar derindir. Eğitimde vasatı aşmak, kaliteye odaklanmak, üzerinde iyi düşünülmüş, paydaşlarla istişare edilmiş, paydaşların görüşleriyle olgunlaştırılmış sürdürülebilir politikaların belirlenmesi ve uygulanmasıyla mümkündür” dedi.

Eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümüne, özlük haklarının geliştirilmesine yönelik çabamızı her platformda sürdüreceğiz

Çakırcı, eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri kolunun yetkili sendikası olarak, eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümü, özlük haklarının korunması ve geliştirilmesi konusundaki mücadelelerini her platformda sürdüreceklerinin altını çizerek, “Üyemiz, ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya, üretmeye, haktan ve haklıdan yana olmaya ilk günkü kararlılıkla devam ediyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun zulmü ve zalimi lanetlemeyi, mazlumdan yana olmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Şef, memur ve hizmetlilerin emeği görmezden gelinmemelidir

Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın Yayla, eğitim hizmetinin bir bütün olduğunu, hizmetli, memur ve şeflerin emeğinin görmezden gelinmemesi gerektiğini ifade etti. Yayla, hizmet kolu kapsamında bulunan kurumlarda eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı dışında diğer sınıflarda bulunan çalışanların mevcut ek gösterge oranlarının en az 600 puan artırılması gerektiğini kaydetti.

Aynı işi yapanlar arasında hak ve ücretlerde eşitsizlik kabul edilemez

Sözleşmeli öğretmenlerin aile hasretine son verecek, onları buluşturacak adımın atılması, ara tatilde tayin hakkı verilerek yüzlerinin güldürülmesi talebiyle verdikleri mücadelenin, sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmaktayken sözleşme gereği üç yıllık çalışma süresini tamamlayıp öğretmen kadrolarına atananlara il içi ve iller arasında mazerete bağlı yer değişikliği hakkının tanınmasıyla sonuçlandığını hatırlatan Yayla, “Yıllardır, ‘aynı işi yapan eğitimciler, kamu görevlileri arasında hak ve ücretlerde eşitsizlik kabul edilemez’ diyoruz. Aynı sınıfta aynı dersi anlatan, aynı okulda aynı isim ve vasıfla görev yapan öğretmenler arasında ayrımcılık olmaz, olmamalıdır. Kamu istihdam politikalarına yön verenler, nitelikli kamu hizmetinin ancak iş ve iç huzuruna kavuşmuş, anayasal hakları tesis edilmiş kamu personeli eliyle yürütülebileceğini görmelidir. Sendika olarak, atamaların kadrolu olmasını, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini istiyoruz” diye konuştu.

İkinci yüz günlük icraat programında da yer almasına rağmen öğretmenlerin ek göstergelerinin 3600’e çıkarılması konusunda henüz somut bir adım atılamadığını kaydeden Yayla, öğretmen kadrolarında bulunanların mevcut ek gösterge oranlarının daha fazla zaman geçirilmeden 3600’e çıkarılması çağrısında bulundu.

Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun bir an evvel çıkarılmasını, öğretmenliğin kariyer mesleği hâline getirilmesini istediklerini söyleyen Yayla, kurum yöneticiliğinin ikincil görev kapsamından çıkarılması, münhasır kadro verme fikrinin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.


 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol